28 Aralık 2015 Pazartesi

Böyle dayanamazlar işte!

Bir önceki yazımda Batu'nun benimle konuşmadığını yazmıştım ya hani, o konuşmama günlerce devam edince aldım sırt çantamı anneme arkadaşım evleniyor bahanesini kullanarak kalktık gittim. Daha önce o düğünün yolunu yaptığım için izin kısmında bir sıkıntı yaşamamış olsam da ara tatilde tekrar gitmek için bahanemin kalmamış olması içimi biraz burktu diyebilirim. Neyse, Batu'nun benimle konuşmuyor olması benim için çok çok daha büyük bir sorundu. 
Yıllarımı geçirdiğim şehre hiç kimseye haber vermeden gittim, yetmedi Batu'nun evinin yolunu tutup o evde olmadığı halde onu saatlerce bekleyip o uzatmaları oynayan konuşmamızı gerçekleştirdik. Batu'nun ev arkadaşlarından biri evde olmasa baya baya kapıda kalacaktım tabi o ayrı mesele. Neyse, Batu beni görünce şaşırsa da pek aldırış etmedi geldiğim için ve laf sokmalara tam gaz devam etti. O kadar çok şey söyledi ki bir çoğu artık aklımda değil bile ama en son beni ağlatmasına iki kelime kalmıştı ki baktı benim gözler dolu dolu oldu, dudaklar aşağı sarkmamak için direniyor falan o da saldı yelkenleri suya, affetti. Tabi konu burada kapanmadı o ayrı. Mesela sonradan bir de Emre'yi çağırdı Batu ve Emre eve girer girmez hiç şaşırmadan "Batu sana cevap vermeyince ikinci gün kalkar gelirsin demiştim geç kaldın" dedi. Adam malını biliyor tabi demek geldi içimden ama doğru, hemen o gece bile gelebilirdim ama imkanlar ona el vermedi. Telefondaki kızma ve bağırmaların yanında bir de yüzüme karşı azarımı güzelce işittikten sonra -bu arada olaya kulak misafiri(?) olan Batu'nun ev arkadaşı da yorum yapmaktan eksik kalmadı ve o da gömdü beni birkaç kere- ben neler olduğunu sorar gibi oldum ve konuyu kapattılar. Aralarında ne oldu ne geçti hiçbir fikrim yok ama umurumda olduğu da söylenemez pek, ne hali varsa görsün. Bir daha da sorma gibi bir düşüncem de yok hem madem çocuklar söylemek istemiyor o zaman ben de sorup tekrar aramıza soğuk buzları koymam.
Bu arada ağır abilerim beni evden kovdu! Sonbaharda Emre'yle aynı evde yalnız kalmamışım gibi bir muamele görüp "bu kadar erkekle aynı evde kalamazsın" denilerek Batu'nun ev arkadaşlarından birinin sevgilisinin evinde koltukta yatıyorum. Oysa tanımadığım bir kızın evinin koltuğundansa Emre ya da Batu'nun evinin koltuğunda yatmayı tercih ederdim ne yalan söyleyeyim. O bir kenara hiç rahat değilim burada, kızların stresleri, konuşma şekilleri, bana göre garip yaşam şekilleri falan kendimi sorgulamama neden oldu diyebilirim. Oysa abilerim beni koltuklarında kabul etselerdi ne güzel olurdu.

20 Aralık 2015 Pazar

Anca alt üst etsin her şeyi, başka bir işlevi yok zaten!

Aslında her şey çok hızlı oldu. Ne mi oldu? Ali yazdı ve ben de bunu Mine'ye söyledim. Bölümden arkadaşlar dışında o gün olan olayı da ben sadece Mine'ye anlatabilmiştim çünkü sinirliyken konuşacak biri gerekiyordu ama çocuklar bunu öğrenirse ortalık fazlasıyla karışırdı. Neyse olayın üzerinden aylar geçti zaten artık öğrenmeseler de olur diyordum güzel güzel ama Ali'nin yazdığını Mine'ye söyleyince ve Mine de o sinirle Defne'ye bunu anlatınca önceki olayını bilmeyen Defne Mine'ye her şeyi en başından anlattırmış derken tabi Defne yeni bir şey öğrenince durur mu? Hemen bizim çocuklara ötmüş o da. Abim sıfatlı iki canın bunu öğrendiğindeki tepkisi de tahmin edersiniz ki olabilecek en uç seviyede oldu. Önce biri aradı sonra öteki ama nasıl azar işittim belli değil. En son Batu'ya kesinlikle istemeden "karışmayın hayatıma ne bok yersem yerim" şeklinde isyan edince telefon suratıma kapandı. Arıyorum ama açmıyor da üzülüyorum o böyle yaptıkça yazıyorum sürekli ama bir geri dönüş aldığım söylenemez tabi. Hayır niye bu kadar karışıyorsam onlara! Döveceklerse şu çocuğu dövsünler ne hakla, hangi yüzle bana mesaj atabiliyor hala aklım almıyor. Yazdığı şey de yılbaşında buraya geleceği ve buluşma ihtimalimizin olup olmadığı. Neymiş bana bir özür borçluymuş bilmem ne. Özür borçlu evet ama 6 ay geçti neredeyse olayın üzerinden ve şimdi mi fark etti beni düşürdüğü konumu? Ben çocuğun adını duymaya dayanamazken bir de onunla buluşabileceğimi nasıl düşünebiliyor bu ya? Bir de kesinlikle değmeyecek birine olan sinirim yüzünden Batu'yu kırmış olmam iyice sinirlerimi bozuyor! Emre de yarım bir tavır halinde. Kısaca ortalık karıştı hem de kesinlikle değmeyecek biri yüzünden. Bu çocuk durup durup benim hayatımı karıştırmak zorunda mı? Mine ve Defne'ye de ayrı olarak ben tavırlıyım tabi. Hadi Mine gitti Defne'ye anlattı her şeyi diyelim Defne ne diye olay çıkacağını bildiği halde çocuklara bunu her detayıyla anlatıyor ki? Olayın hangi açısından bakılırsa bakılsın anlatılmaması gereken bir şey olduğu belli. Hayır öğrenmelerini istesem ben zaten zamanında anlatırdım dimi ama! Çocukları sinirden delirtsem de böyle olmamıştı aramız hiç ve şuan cidden "öyle demek istemedim" diyerek kendimi affettirene kadar sarılmak istiyorum  ikisine de. Ali'nin mesajı okuduğum gibi silsem de sanki hala orada duruyormuş gibi tekrar tekrar silme isteği var içimde. Bir de hayırlı uğurlu olsun ilk defa bir numarayı engelledim, umarım cevap vermiyor olmam onun için yeterli bir cevap olmuştur. 

18 Aralık 2015 Cuma

Üzersin sen onu

Geçtiğimiz gün ablamla bir yerde oturup kahve ve sohbet şeklinde güzel bir vakit geçirirken onun arkadaşlarından biriyle karşılaştık. Önce ayaküstü sohbet daha sonra da bize eşlik etmesiyle ben bu çocuğa baya baya ısındım hatta tamam dedim içimden madem birini ayarlamaya çalışıyorlar bana bu çocuk olsun! Saatlerce benim dakika bir gol bir şeklindeki kurlarım, çocuğu sürekli konuşturup onun hakkında bir şeyler öğrenmeye çalışmam derken artık ilgim belli olmuştur dedim ama karşı bir atak gelmediği için biraz hevesim kırıldı gibi oldu. Akşam ablamın evine geçerken de konuyu ona getirip ablama "ya abla, hani siz bana birini ayarlamak istiyordunuz ya" diye lafa başladım ama o hemen lafımı kesip "Faruk olmaz!" dedi. "Neden? Ne güzel işte yaşı yaşıma huyu huyuma hem sen de tanıyorsun. Bence olabilir. Sen bir kere daha aynı ortama getir bizi ben bir şekilde hallederim" dedim. "Cha olmaz dedim. O çocuk ne kadar duygusal ve ilgili, iyi bir çocuk biliyor musun sen? Tam kendine alıştırırsın sonra ilgiden sıkılır bırakırsın çocuğu yıkılır kalır. Hayır, kesinlikle o olmaz!" dedi gömdü beni oraya. Tamam ilgi alaka sevmem, bırakın beni ben mutlu mutlu yaşarım hatta hayatıma müdahale edilmesin harika bir insan olurum ama okulda benden 3-4 yaş küçük o çocuktan beri ilk defa birine olur gözüyle baktım onda da ablam izin vermedi. Hayır belki ablamın ön görüsü tutmayacak ne malum. Şimdi zorlasam da yanyana getirmeyecek bizi kesin. Hem üzülecekse de üzülsün denemekte ne zarar var? Onunla olmazsam aşkımdan ölmem tamam ama yine de hiç denemeden de bırakmak olmaz diye düşünüyorum. Eğer onunla bir daha karşılaşırsam -yani bir daha bir araya gelirsek- peşini kesinlikle bırakmayacağım. Tabi olur da görmezsem neyse der geçerim ama ablamın "olmaz" lafı yüzünden aylar sonra ilk defa beğendiğim çocuğu bırakacak değilim.

15 Aralık 2015 Salı

O lafı ilk kim dedi bir bulsam!

Bugün yine eski arkadaşlarımdan biriyle gezip ettim daha sonra onun sevgilisi ve bir arkadaşıyla buluştuk ve onlarla oturmaya başladık. Çocuğu bana ayarlama gibi bir durum olmadığını söylemişti arkadaşım ben de onun bu lafına güvenerek rahat rahat takıldım. Konu nasıl bir anda burçlara geldi anlamasam bile bu arkadaş burçlar hakkında yorum yapmaya başladı kendince. Erkekler bu tür şeylere ilgili olmadığı için ben de ister istemez ilgilenmeye başladım çocukla derken bana burcumu sordu. Doğum tarihimi söyledim bilecek mi burcumu diye düşünürken gerçekten terazi olduğumu söyledi. Tabi gözümdeki coolluğu bir anda "terazisin demek ki dengesizsin sen biraz" demesiyle yıkıldı gitti. Neden öyle düşündüğünü sorunca da "terazi dengeyi temsil ediyor ama teraziler dengesiz oluyor, bir ara bulamıyorlar" gibi bir şey dedi. Tam o anda arkadan bir "daaatttt!" sesi gelmesini istedim diyebilirim çünkü terazi burcu dengeyi değil adaleti simgelediği için sembolü terazi! Kim ortaya atmışsa bir "teraziler dengesizdir" diye bulup dövmek istiyorum o kişiyi. Hayır yani dengesizlik kişinin karakteriyle alakalı bir şey sırf burca bakarak bir kişinin öyle olup olmadığını ortaya atmak neden yani? Bir de bunu yapan çocuk 24 yaşında düşünün. Muhtemelen kızları tavlamak için öğrendiği 3-4 cümleyle bugün battı benim gözümde. 

13 Aralık 2015 Pazar

Mim: Merak ediyorum

Mars beyinli ve Bla bla beni mimlemiş, e mimlenmişken yapmamak olmaz diye de kendimle ilgili sevdiğim, sevmediğim ya da takıntılı olduğum birkaç şeyden bahsedeceğim. Aslında şuan düşünce yok öyle huylarım gibi geldi ama dökülürüm yazarken diye düşünüyorum. Ben mimi henüz bitirmemişken bir de Lady'm mimi üzerine ağır bir bedduayla atmış gitmiş ona da buradan teşekkür ederim ama unutmadım bunu Lady bir gün senin de yolun bana düşer... -Yani umarım-
  • Vejetaryen olduğum zaten bilinen bir şey ama bunun dışında ağzıma sürmediğim şeylerin başında beyaz peynir geldiğini söylemem lazım. Kaşarı da çok yediğim söylenemez ama beyaz peynir ve türevlerinin hiçbir türünü yiyemiyorum. Lor olsun, köy peyniri olsun, yağlısı yağsızı hiçbirini midem almıyor. Annem küçükken çok zorlardı ama sonra o bile bıraktı. Evde en son ne zaman peynirli börek pişti hatırlamıyorum bile. 
  • Solak değilimdir ama yazı yazmak dışında neredeyse her işimi sol elle görürüm. Nedenini bilmiyorum ama bir şey kaldırmam gerekiyorsa bile ilk önce sol elimi doldururum.
  • Boş zamanım olmadığı sürece kitap okuyamam. Okuduğum kitap başladığımda bitmeli yoksa bir daha asla dönüp onu okumam.
  • Ayak takıntım vardır. Kesinlikle ayak görmeye katlanamıyorum. Sırf yazın plajda, havuzda falan bunun zorluklarını çok çektiğim söylenebilir.
  • Temizlik takıntım olduğunu söyleyemem ama benim söz hakkım olan bir yerde (annemin evinin herhangi bir odası, benim evim vs.) alakasız birinin dağınıklığını görürsem çıldırırım. Benimsediğim alanın işgal edilmesi dayanamadığım bir durumdur. 
  • Taş gibi ve yüksek yastık olmadan yatamam. Bu yüzden kalmaya gittiğim her evi ilk önce yadırgar uyuyamam.
  • Uyurken bana dokunulması kesinlikle dayanabildiğim bir şey değil, eğer öyle bir şey olacaksa teması kuracak kişi ben olmalıyım. Ben sarılayım edeyim ama bana dokunmasın kimse isterim.
  • Yatağım eğer toplanmamışsa gece yatağa girdiğim gibi ilk işim yorgan/pike düzgün olsa da onu bacaklarımla çevirip doğru şekle getiririm.
  • Çantamın olmazsa olmazlarından biri olarak kedi maması olduğu için neredeyse bavul kadar çanta taşırım hep. Bir de bir yerde kalabilme ihtimaline karşı bir üst olur (ama sanırım en son çıkardım).
  • Normalde çok laçka bir insan olsam bile bana bir görev verildiğinde onu sonuna kadar büyük bir ciddiyetle yaparım. Profesyonel olunması gereken yerlerde duygusal davranan insanlara katlanamam.
  • Bir kişi eğer benim için çok çok değerli değilse bir hatadan sonra onu silip hayatımdan çıkarmam çok basit. Eğer çok değerliyse yapılan hataya göre kırgınlık olmadan affederim ama aynı hata peş peşe gelirse onu da silerim.
  • Birkaç sene önceye kadar kalabalık ortamları, çevreyi çok sever bunun için sürekli yeni insalarla tanışır onlarla muhabbet ederdim ama özellikle son iki yıldır kalabalık ortamları kesinlikle itici ve samimiyetsiz bulmaya başladım. Artık hayatıma birini almadan önce resmen bir teste tabi tutuyorum.
  • Erkekte omuz ya da göğüste dövme görünce ayran budalası gibi bakıyorum. Seviyorum erkekte dövmeyi.
  • Güne kedimi öpmeden başlamıyorum. Bazı geceler yanımda yatıyor ama yatmadığı zaman bile yataktan kalkar kalkmaz ilk onu öpüyorum.
  • Aslında çok kıskanç ve bencil biriyimdir ama başkalarında bu özelliği gördüğümde beni sinirlendirdiğini bildiğim için bu huylarımı dizginlemeye çalışırım. Paylaşımcı değilimdir pek. Örneğin annem ablama ya da abime biraz fazla ilgi göstersin hemen aralarına girerim ya da en yakın arkadaşlarımın sevgililerini önce kaynana edasıyla süzer duruma göre onların da arasına girerim. Eskiden direkt "sadece benimle ilgilensinler, sadece beni sevsinler" derdim de sonradan "abartma cha, iyi çocuk/kız ne diye aralarını bozuyorsun" demeye başladım. 
  • Eskiden beri isimlerin kişinin karakterinde etkili olduğunu düşünmüşümdür. İsmin anlamı nasılsa kişi de ona uygun bir karakterde oluyor gibi.
Yalnız bu yazdıkça geliyormuş ve bu durum beni biraz korkuttu. Saçma huylarımı kendi gözüme soktum yetmedi bir de sizin gözünüze sokuyorum. Diyorum size bende bir anormallik var. Yalnız sanrım bu mimi yapmayan kalmadı. E o zaman yapmayan varsa onlara paslıyorum mimi hatta yorumda söylerseniz ismi altın harflerle yazarım şuraya.

11 Aralık 2015 Cuma

Bomonti’de yepyeni bir yaşama çok az kaldı… Bu çok özel yatırım fırsatını kaçırmayın!

155 apart daireli The House Residence ve 51 odalı The House Hotel, 2016 yaz döneminde Bomonti’de kapılarını açmaya hazırlanıyor. 

Yenigün İnşaat yatırımı, The House Collection markası ve FYP’nin dizayn, marka ve konsept planlaması ile Bomonti’de hayat bulan The House Residence’da ince işler hızlı bir şekilde devam ediyor. Özel dizayn tasarımları ile hazırlanan örnek daireler, bugünden The House Residence tasarım anlayışını ve Bomonti’deki yaşamı keşfetmeniz için sizi bekliyor…

Modern yaşam, sanat ve dizayn ile zenginleşen The House Residence’ta yaşam stüdyo, 1+1 ve 2+1 dairelerde çok özel ödeme planları ile yatırım fiyatı 230 Bin Dolar’dan başlayan fiyatlarla sunuluyor. Dairelerin yatırım planlama ve uzun/kısa dönem kiralama hizmetlerini ise daha ilk günden FYP sizin için yapıyor… 

Dinamik, sosyalleşmeye açık ve konforlu bir yaşamın kodlarıyla şekillenen The House Residence Bomonti’de, 1+0’dan 2+1 ve penthouse’lara kadar 44 m2 ile 199 m2 arasında değişen, özel tasarıma sahip 155 adet apart daire seçenekleri sunuluyor. Yaşama renk katan detaylar ise projenin lounge, dining room, spor kulübü, club ofisi, kafeleri, peyzaj alanları ve teras gibi alanlarında odaklanmış durumda. Yaşamı ortak alanlara taşıyan The House Residence, servis zenginliğini ve kalitesini aynı binada bulunan 51 odalı The House Hotel’den alacak. 

The House Residence’da dairenin yatırım planlaması daha ilk günden senin adına yapılıyor, detaylar seni yormuyor. Bütün dairelerin kısa, uzun dönem kiralama hizmetleri The House Residence yönetimi ve FYP tarafından, uluslararası zincirlerin işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. The House Residence, her detayı özenle planlamaya dayanan modern tasarım anlayışını evinize de taşıyor. Dilerseniz tüm yaşam alanlarınızı sizin seçimlerinizle güzelleştiriyor. Taşınmaya hazır, zevkle döşenmiş, titizlikle hazırlanmış bir otele gelir gibi bavulunuzu alın, gelin ve yaşamaya başlayın.

Bomonti’ye tasarım dokununca

Piramit Mimarlık Turgut Toydemir tarafından projelendirilen The House Residence’ın yaşam konsepti ve iç mimari planlaması FYP Proje Geliştirme’den Tony Phillipson’ın İngiliz Conran  + Partners ile gerçekleştirdiği özel işbirliğiyle hayat buldu. Peyzaj ve cevre düzenlemesinde ise Hyland Edgar Driver imzası var. Geleneksel ve modern endüstriyel alanların yansımaları, modern mimari ve yaşam tarzı kodlarını harmanlayan tasarım New York Soho, Londra Covent Garden ve Paris L’es Halles gibi örneklerle de organik bağa sahip. Ortaya çıkan sonuç ise, ana yaklaşım olarak modern mimari, life style konsept ile geleneksel ve modern endüstriyel tasarımı birleştiren yepyeni bir konsept. 

7/24 hayat, hizmet, mutluluk

The House Residence Bomonti, The House Hotel, The Residence Lounge, The Dining Room, The Cafe, The Club Fitness, The Club Office, The Garden Terrace ve The Services gibi mekan ve hizmetleri aynı binada, aynı çatı altında bir araya getiriyor. The House Residence’da kişiye özel servisler, Bomonti’nin ilk dizayn oteli The House Hotel işletmesi ile sunuluyor. The Services olarak tanımlanan sınırsız hizmetler ile, iki farklı noktada 2 farklı resepsiyon ve özel asistan, housekeeeping, vale, teknik servis, güvenlik ve ev sahibi kullanımına hazır laundry alanı, apart daire sahiplerine ev ortamında da otel konforu sunmayı hedefliyor. 

Evler sakin, ortak alanlar yaşamla dolu

Konut, hotel, sosyal yaşam alanları, spor kulübü ve service ofis alanı ile bir yaşam merkezi olarak hayata geçen The House Residence, eğlence, yaşam, iş ve spor keyfini birlikte sunuyor. 2016 yazında tüm sosyal alanları ile hayata geçecek olan The House Residence sakinleri The Dining Room’da dilerlerse hazırladıkları yemeklerle dilerlerse özel asistanın yardımıyla davetlerini verebilecekler. Sabah 7:00 – gece 24:00 saatleri arasında kişiye özel hizmet veren The Residence Lounge, size özel bir mekan olarak tasarlandı. The Club Fitness sağlıklı bir yaşam sunarken, giriş terasında yer alan The Cafe’ler de ise Nişantaşı, Galata ve Karaköy’ün gözde mekanlarını sizlerle buluşturacak. 

Daha ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

9 Aralık 2015 Çarşamba

Bir kedi gördüm sanki

Bu sabah çok garip bir rüyayla uyandım. Aslında bu yazıyı bütün detaylar aklımdayken yazmak istiyordum ama uyuyakalıp arkadaşımı arkadaşımla buluşacağım yere geç kaldığım için gecikti biraz. Neyse, rüyam çok garipti bu yüzden anlatmak istedim ve tabi internete bununla ilgili rüya tabirini de arattım... Bu olaya ne kadar inanmasam da eğlendiriyor işte beni.
Rüyamı kısaca anlatmam gerekirse; üç katlı lüks bir villanın ikinci katına çıkarken aşağıdaki kuzenime "ben kediyi alıp geliyorum" dedim ve ikinci katın balkonuna baktım ilk olarak. Orada köşede 3 bıcır bıcır yavru* bir de anne kedi vardı. Anne kediyi aldım kucağıma sevdim** falan derken aşağıya bir baktım kocaman bir kaplan bakıyor bana doğru. "En azından buraya çıkamaz" dedim kendi kendime daha sonra bir baktım bana doğru zıplama pozisyonuna geçiyor. "yok artık" diyerek geri geri kaçtım*** daha sonra banyoya (?) saklandım hemen. Biraz zaman geçtikten sonra kaplanı göremediğim için tekrar balkona gittim orada da iki kedi kavga ediyordu**** ama ben kedilere dokunmadım "şimdi ben bunları ayırmak istersem arada kaynarım kesin" dedim içimden onlardan ufak ufak uzaklaştım tam o anda da köşede başka 3 yavru kedi gördüm ama onlar ölü***** "ah canım, vah canım" diye üzüldüm az çok derken en sonunda üst kattan alacağımı söylediğim kediyi aldım ve aşağıya indim. Rüyanın sonrasında bir şey yoktu pek ki zaten çok net hatırladığım da söylenemez. Bu kadar çok kedi görmek şahsen bana garip geldi hatta. Nasıl bir bilinç altına sahipsem artık.

Bu arada rüya tabirlerinde o * koyduğum yerlerin anlamları da şöyleymiş;

* Yavru kedi
Rüyanda kedi yavrusu görmek bağımsızlığa doğru bir geçiş aşamasında olduğunuzu temsil eder. Bu bağımsızlık hayatınızın büyük bir kısmını etkileyeceği gibi basit kararlarınızla ilgili de olabilir. Örneğin hayatınızda hayır diyemediğiniz insanlara hayır demeyi öğrenmeye başlayabilirsiniz. Hayatın sunduğu yeni şeyleri keşfetmek için hazırsınız. Bir diğer taraftan böyle bir rüya masumiyeti ve saflığı simgeler.

** Rüyada Kedi Sevmek
Rüyayı gören kişinin, içinde bulunduğu ortama ya da duruma göre değişiklik gösterir. Eğer işle ilgili bir karar verilecekse ortaklık kurulan ya da maddi destek istenen kişinin kötü niyetli bir kişi olabileceğine işaret eder. Evlilikle ilgili bir durum varsa eğer yakında nur topu bir çocuğa sahip olunacağına alamettir. Ayrıca, çok sevinilecek bir haber alınacağına ve bu haber doğrultusunda kazançlı bir işe girileceğine ancak atılacak adımlarda dikkatli olunması gerektiğine yorulur.

*** Kaplandan Kaçmak
Zorlu bir rakibin vereceği teklifle birlikte aynı iş kolunda olan iki rakip firmadan birinin iş dünyasından çekileceğine, bu sebeple uzunca bir süreden beri kazanç elde edilen işten olunacağına, rahatsızlıklarla boğuşulacağına, kalp kırıklığı yaşanacağına, düzenin bozulacağına, haneye nifak gireceğine ve istenmeyen işlere girmek zorunda kalınacağına delalet eder. Rüyada kaplandan kaçarken yere düşmek, sorunlardan kurtuldum denildiği bir anda daha da içine düşmeye, ismin bir dedikoduyla lekelenmesinden ötürü sahip olunan mevkiyi kaybetmeye, güçlü bir rakip karşısında geriye düşmeye, zorlu bir hastalıkla uğraşmaya ve kötü kalpli bir kadının oyununa gelmeye alamettir.

**** Rüyada kavga eden kedi görmek
Sıkıntıya düşerek özlediği güce, sıkıntı sonrasında kazandığı sevince, umudunu kestikten sonra elde ettiği büyük güce, sıkıntı çekerek ümit ettiği şerefe manasına gelir. Bazen de şöyle tabir olunur; kavga eden kedi görmek, cimri bir amire, uzun bir bekleyişin sonunda kavuştuğu zenginliğe, cefa çektikten sonra gözlediği temiz rızka, zorlukla gözlediği temiz kazanca, sıkıntı çekerek istediği refaha, meşakkatle birlikte elde ettiği rahata manasına gelir.

***** Ölü kedi
Rüyanızda bir kedi öldürmeniz, öldürülen bir kedi görmeniz veya kedinin kaybolması gibi kediye gelen zararla ilgili her türlü durum; özgürlüğünüzün kısıtlanmasıyla ilgilidir. Hiç de istemediğiniz bir şekilde kendi özgürlüğünüzü kısıtlıyor olabilirsiniz. Üstelik bu sizin seçiminiz de olabilir.
Örnek vermek gerekirse; evlilik arifesindeki bir erkek böyle bir rüyayı görüyorsa evliliğin özgürlüğünü kısıtlayacağını düşünüyor olabilir. Bununla birlikte evlilik bu erkeğin kendi seçimidir.
Hayatınızda özgürlüğünüzü kısıtlayan durumları keşfetmeli ve çözüme kavuşturabileceklerinizin üzerinde durmalısınız.

Bir yazı içerisinde kaç tane "kedi" kelimesi geçebilir diye sorarsanız ben bile bu kadar çok olabileceğini düşünmemiştim ama rüya ve yorumu böyleydi. İyi gibi görünüyor ama neyse artık yaşayıp görücem.

4 Aralık 2015 Cuma

Ana kız pek normal değiliz

Annemle benim yan yana gelip sıkıldığımızda yaptığımız tipik birkaç şey var, bunlar daha çok ekonomi gündemini takip etmek, kadın programlarının saçmalığını tartışmak ya da en çok yaptığımız şeylerden biri olarak emlak piyasasını takip etmek. İkimizin de en büyük eğlencesidir bu durum. Nereler değerlenmiş? Yeni yapılan konutlar ne şekilde ve kiralar ne alemde? Nereler dolarla çalışıyor? Binaların özellikleri ve kiralar birbirine uygun mu? Bu sorular biz internette sayfa sayfa gezerken konuştuğumuz şeylerin bir kısmı. Eskiden gezerken önünden geçtiğimiz emlakçının içine dalar bu muhabbetleri yapardık ama artık evde bilgisayar ve telefon başında yapıyoruz. Hala çok eğlendiğim söylenebilir ki annemin de eski formunu kaybetmediği açık. Geçen akşam televizyonda Ankara'daki adını hatırlamadığım lüks bir sitenin reklamını görünce yine başladık ev bakmaya. Arada taşınalım diyorum anneme ama hiç oralı olmuyor tabi o ayrı mesele. Ah tabi birkaç ev gösterip "eğer bunları alırsan bana taşınırım" diyor tabi orası ayrı. Baktığı yerler 6+2 dublex ya da site içinde 350 m2 gibi yerler olunca hayal olarak kalıyor tabi bunlar. En son tekrar bana devasa büyüklükte bahçeli güzel bir ev gösterip onu almamı ve ona hediye etmemi istediğinde ona bu kadar büyük evi ne yapacağını sordum dayanamadım da. Kadın bana "ablanı, kocasını, seni, bulursan kocanı, abini ve eşini de alır burada yaşarım fena mı? Hem siz gelmeseniz de abin karısını ikna eder torunlarla oturur benimle" diye başka bir hayalini daha dile getirdi. "Ah annecim ah" diye sırtını sıvazlayınca popoma sağlam bir şaplak yedim tabi o ayrı mesele. Oğlu ben ve ablam gibi hayırsız değilmiş bir de öyle söyledi ama gel de gülme yani tanımasam neyse de nelerini biliyorum ben onun.

Bunun dışında yeni gündemimiz annemin benim bir sevgilim olmasını istemesi. Şehir dışında değilim ya, sevgilim olursa gözünün önünde olmuş olurum tabi. Kadın elini sürekli ensemde tutmak istiyor da beheeyy ben kimin kızıyım tabi o bir şey anlamadan götürürüm ben. Neyse, karşı cinsle sevgili gibi konuşmayı bilmiyormuşum, farklı ortamlara girip insanlarla flört etmeliymişim falan. Annem olmasa "kız sen ne biçim konuşuyorsun öyle" diyip ağzına vururdum ama şok olmakla yetindim. Sanırım evde kalacağımı düşünüyor ve içini bir korku saldı bu yüzden. Neyse evde kalırsam da kalırım yani ne yapayım en kötü kariyer yapar koruyucu anne falan olurum. Prosedürü de bilmiyorum ama önemli değil, daha o zamana çok var.