çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2016 Salı

Benden öğretmen olmaz demiştim

Yaklaşık iki ay önceki çocuk bakma deneyimimden sonra oturduğum çevrede kendime birkaç küçük öğrenci bulup çok çok uygun fiyata (karın tokluğuna bile değil hepsi tanıdık diye) ödev ablalığı yapmaya başlamıştım. Burada bundan detaylı bir şekilde bahsetmemiş olsam da bazı çocukların okuldan sonra bazılarının da hafta sonu ödevleri konusunda yardım ediyor, o hiçbir şey yapmayan anne babalarının işlerini hafifletiyorum. Tabi bende ne yeterli çocuk sevgisi ne de sabır olmadığı için genelde duvara kafa atmamak için zor dursam da ekmek parası diye sıkıyordum dişimi. Şu an ise ufacık çocuklara verilen o sayfalarca ödevler yüzünden kusmak istiyorum. Ben şu yaşıma gelmişim katlanamıyorum ufacık çocuklar nasıl dayanıyor aklım almıyor. Bir de bazı veliler "kızım sen daha çok gelsen bizim çocuk için hem konu da anlatırsın iyi olur sınavları var ya" demeye başladılar. Kulaklarımı kapatıp ortamdan kaçmak isteğiyle dolsam da yapamadım tabi. Ah aslında annem arada olmayacaktı ben neler yapardım ya işte! Öğretmen olmaz ama benden. Ben soruyu çözeyim o bakınca anlasın istiyorum hep. Aslında artık biraz daha alıştım duruma çünkü ilk ders anlatmaya başladığımda işlemlerin yarısını kafamdan yapıp kağıda pek bir şey yazmadığım için çocuk şok oluyordu ama artık adım adım yazıp neden öyle yaptığımı anlatıyorum. Mutlu değilim tabi bu durumdan o konuyu unutmayalım. Ygs kayıtları başladı ve ben de öğrendiğim gibi koştura koştura başvuru yaptım ama önümüzdeki 4 hatta belki 2 yıl için ne seçebilirim hiç bilmiyorum. Yıllar önce "ben şunu yapıcam" diyip yapmak çok daha basitken şimdi biraz daha büyüdüm diye mi öylesine bir şey seçemiyorum, beğenmiyorum anlamış değilim ama yeni bölüm seçmek çok zor görünüyor şuan bana.

9 Ocak 2016 Cumartesi

"Her şeyi yaşadım ben, artık baba olmak istiyorum"

Ders verdiğim ilkokul bebelerinin birinin 96'lı bir abisi var ve geçen onunla minik bir sohbet ettik. Çocuğun bana hafif bir meyli var ama benim ciddiye aldığım pek söylenemez neyse, biz oturup sohbet ederken o bir anda görüp geçirmiş olduğundan falan bahsetmeye başladı. Hatta kurduğu cümlelerden biri "kaç kız geldi geçti hayatımdan, artık düzenli bir hayatım olsun istiyorum. Hatta baba olmak istiyorum, evlenebileceğim bir kız bulsam..." gibi bir şeydi. Tam bu olmasa bile demek istediğimi anladınız bence. 96'lıları eziyorum gibi bir şey düşünülmesin tabi -şunun şurasında ben de 93'lüyüm- ama daha 20 yaşına girmemiş bir çocuğun "ben yaşayacağımı yaşadım" tiplerine girmesi bana fazlasıyla komik geldi. Bir de baba olmak istemesi ayrı bir nokta tabi. "E okul, iş falan bunlar ne alemde ki bir de çocuktan bahsediyorsun" diye sordum o da hemen " onlar halledilir şeyler, zor kısım evlenmek" dedi. Şimdi çocuğun suratına kahkaha atıcam atamıyorum ama söylediklerine o kadar inanıyor ki gülmemek elde değil. "E o kadar kız geçti demek 'elinden' ne diye birine evlenme teklif etmedin?" diye sordum çünkü konuyu ciddiyet içerisinde tutmak benim için çok zordu. "Hepsi kaşar be Cha, çıkmadı ki karşıma düzgünü. Var birkaç kız da işte onlar biraz zor" dedi bir de içli içli annesinin verdiği çayı içerken. Üniversite için dershaneye gidiyorsun, annenin sözünden çıkmıyorsun bir de evlenmek istiyorum diyorsun dedim içimden hep. Kız olsa kocaya kaçarmış bu çocuk belli. O anlamsız sohbeti düşündükçe gülüyorum ama. 20 yaşında "yaşayacağını yaşamak" nedir ya? Semtteki bütün kızların ekmeğini yemişmiş bir de, bakın yine gülmek istiyorum...

30 Kasım 2015 Pazartesi

Demek ihtiyacım olan böyle bir şeymiş

Son zamanlarda kendime anlam veremediğim kadar hassas bir dönem yaşıyorum. Normalde üzülmeyeceğim hatta kafama takmayacağım şeyler biraz yüzümü düşürmeye başladı gibi bir haller içerisindeyim. "Ne yapıyorum ben?" "Daha ne kadar yatmaya devam edeceğim?" şeklinde düşüncelerden kaynaklı böyle olabilirim neyse, konu bu hassaslığım değil. Bugün pek öyle önemi olmayan ama peş peşe geldiği için yine yüzümü düşüren iki hoş olmayan mesaj aldım arkadaşlarımdan. Bütün suratsızlığımla vapurun kalkmasını beklerken karşımdaki koltuğa iki kadın ve üç yaşında bir çocuk oturup kendi hallerinde hareket etmeye başladılar. En başta çocuğun sürekli hareket etmesi, vapura binmesinden kaynaklı heyecanı biraz dikkatimi çekti daha sonra da başkalarını izlemek hoş bir şey olmadığı için kendi içime kapanık halime geri döndüm. Vapurun kalkmasına yakın karşımdaki çocuk annesinden güç bela aldığı çikolatayı yerken bana baktı ve "abla senin adın nedir?" diye sordu. En başta bana demediğini düşünerek bakmasam da ısrarlı bir şekilde ayaklarını sallarken soruyu tekrar sorunca cevap verdim ve sonra ben de onunkini sordum. Bu şekilde bir sohbete başladık ikimiz de. Çocuk bir annesinin yanında bir benim yanımda oturup sürekli konuştu durdu ve benim içimde ne dert kaldı ne de tasa, pamuk gibi bir şey oldum. Küçücük çocuğun rol kesmeleri, dışarıda başka motor ve vapurları görüp kendi hayal aleminde bir şeyler anlatması kafa dağıtmam için birebir oldu diyebilirim. Vapurdan inip o iş çıkışının saçma trafiğinde bile gülümsemeye devam ettim hatta. O çocuğun beni neredeyse hiç konuşturmayacak kadar büyük olan heyecanı gibi bir şeye ihtiyacım varmış sanırım.

4 Kasım 2015 Çarşamba

İlk günden yoran meslek mi olurmuş

Kendimi birazcık kandırılmış gibi hissediyorum. Bakıcılık kariyerimin ilk gününde öğrendim ki ben bir değil iki çocuğa bakacakmışım. Tamam, çocukların biri büyük, 11 yaşında ama diğeri 7 yaşında ve utanmasa kedi gibi vitrinin tepesine çıkıp oradan kafama atlayacak kadar hareketli. Dün okullar tatil olduğu için salı günü gidersin dediler ben de sorgusuz kabul ettim evde biraz daha pinekledim ki iyi ki dinlenmişim çünkü çocuk peşinde koşmak tam bir zulüm! Büyük olan çok şirin, ne dersem yapıyor hatta kardeşinin ödevlerinde onun yardımı daha çok oldu çünkü küçük beni zerre kadar takmıyor. Zaten ilk günden kaçıp gitmeme sebebim de o büyüğü. Bizim zamanımızda yapılmayan araştırma ve kompozisyon gibi ödevleri olması da babaannenin neden yardım edemediğini açıkça göstermiş oldu. Bu arada babaanne beni beğenmedi hatta bunu da baya belli etti. Kapalı görüşü olan bir ailenin çocuklarına baktığımı o babaanneyi gördüğüm an anlamıştım zaten. Kadın tırnağımdaki ojeden, saçımın rengine hatta eyelinerıma bile laf etti. Bizim "zamanımızda..." gibi cümleler kurdu hatta neredeyse. En azından sürekli değilim ve o kadınla bir alakam yok diye boş verdim. Yalnız o ufaklığın abisine olan tutkusu gözlerimi yaşarttı. Normalde kız çocuklarında gördüğüm o abiye olan hayranlık erkek çocuğu olmasına rağmen onda da vardı. Çocuk beni hayattan bezdirirken "kerem, ablaya öyle yapmamalısın. Şimdi benim ödevime yardım edecek o" dedi ufaklık gitti öteki odaya arada "abi bitmedi mi ödevin" demek için sadece geldi rahatsız etti. Resmen şok oldum o çocuk abisinin yanında süt dökmüş kedi oldu diye. En azından onun sayesinde iki haftam kolay geçecek diye düşünüyorum. Yalnız ufaklığın ve büyüğün okuldan gelmeleri arasında yaklaşık bir üç saatlik ara var ve ben o arada ölüyorum! Yapmasın kimse çocuk falan, hiç gerek yokmuş ben bunu anladım bugün bir kez daha. Eve girer girmez kendimi salondaki koltuğa bıraktım ve orada biraz sızmışım. Annemin "Cha yemedin bir şey, aç mısın yemek ısıtayım mı?" sorusuna "aç değilim" diye mırıltı çıkardıktan sonra "kalk git yerine yat o zaman burada iki büklüm... Gören de hamallık yaptı sanacak" diye lafını etmeden duramadı. Bir bilse hamallık yapmakla çocuk bakmak benim için neredeyse aynı...

31 Ekim 2015 Cumartesi

Çok yanlış işler peşindeyim

Çocuklarla iyi anlaştığımı kesinlikle iddia etmiyorum çünkü bazı çocuklarla aram iyi olur sadece. Bu çocuklar da genel de büyümüş de küçülmüş tipler olurlar, yani karşına alıp sohbet edebildiklerinden. Çocuk bakıcılığım da hep bu tip çocuklar arasında dönüp durduğu için pek fazla sorun yaşadığım söylenemez ama yine de bana şımarıklık yapmaya çalışıldığında kafalarına bir tekme geçirmek istediğim bir gerçek. Şimdi bu bakıcılık konusuna nereden geldin cha? diye sorarsanız, bir teklif aldım. Teklif tabi bir şirketten böyle parttime ceoluk bir şey değil, bildiğiniz kısa süreli bakıcılık. Çocuğun ödevlerine, ev içerisindeki etkinliklerine falan bakacağım annesinin olmadığı dönemde ki yalnız da değilim, çocuğun babaannesi varmış ama o ödevlerinde yarım edemiyormuş. Babası da pek takmıyor çocuğu ki annesi yokken bakıcı tutuyorlar. Para bol sanırım da neyse o kısım beni ilgilendirmez ben parama bakarım. Çocukla zamanım nasıl geçer bilmiyorum ama pazartesiden itibaren iki hafta bakacağım nasıl olacağına. Kariyerimi bu yönde çevirmem muhtemelen -hayır, kesinlikle çevirmem- ama yine de belli olmaz. İlk günden "ben ödev yapmıcam" diyerek beni kendine boğdurmazsa geçinebileceğimizi düşünüyorum aslında... Yapmaz umarım öyle bir şey.

Bugün yeni anne olan küçük yengemle bebeğin kontrolüne birlikte gittik. O arabayı kullanırken beni puset olarak kullandı aslında. Bir de kendisi tuvalete gidince çocuğu tuttum o kadar. Anlatacağım olay da tam yengem tuvalete gidince, ben ve minik doktorun kapısının önünde adımızın söylenmesini beklerken bir kadın geldi yanıma oturdu. Kaç günlük, cinsiyeti, neden doktora geldiğimiz gibi sorular sorduktan sonra "maşallah zayıf mı geçti hamileliğin? Bebek de çok ufak" dedi ve o an içimden "ya hayır ama ya" diye isyan ettim. Bebeğin annesi olmadığımı tam söyleyecekken bir de çok genç olduğum ve neden yalnız beklediğim konulu sorular sorduğu için garip bir konuma sokuldum. Çok mu kitap okuyor ne babasız doğurduğumu ya da çocuk kaçırdığımı falan düşünmüş gibi bir tipi vardı. Hayır bir de bana genç diyor ama kendisinin de 6-7 yaşlarında oğlu vardı ve o tip en fazla 28 falandı, ben gencim de o çocuğunu doğururken çok mu yaşlıydı yani? Neyse zaten hemen sonra yengem geldi onu oturttum bebeği de kucağına verip her şeyi açıklığa kavuşturdum ama kadının yaklaşımı rahatsız etmedi desem yalan olur.