can sıkıntısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
can sıkıntısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2019 Cumartesi

Sıktılar yine

Sanırım insanlardan biraz yoruldum. Havaların geçtiğimiz günlerde ısınmasıyla herkesin kanı kaynamaya başlamış olacak ki sürekli bir etkinlik "hadi konsere gidelim", "gece dışarı çıkalım", haftasonu kaçamak yapalım" vb. planlarla telefonum çaldı durdu. Eskiden ben de insanları bu şekilde dürterdim ama sanırım biraz daha kendi başıma zaman geçirmek istiyorum. Aslında bu düşünce zaman zaman bana gelirdi ve uygulardım da ama artık tek bir saçmalığa dahi tahammülüm yok denecek kadar az. Fatih'le en son görüşmemizden bu yana geçen süreyi bile artık hatırlamazken yakın çevrem "hala ayrılık acısı" çektiğimi söylüyor ama bunun aksine insanları inandırmaya bile uğraşmak istemiyorum. Önceden hayatımda biri yoktu ve mutlu olabiliyordum şimdi neden biri olması gerekiyor mutlu olmam için? Buna mecburmuşum gibi davranılmasından da gerçekten sıkıldım. Evet bir ara bana da öyle geliyordu, yani birinin olması gerektiğini hissetmeye başlamıştım ama bunu döndürmek sonrası için o kadar zor olmadı doğrusu. Depresyonda değilim bence, çok çok daha kötü zamanlarım, ayakta kendimi zor tuttuğumu hatırladığım zamanlarım oldu defalarca ve şuan aslında düşündüğüm tek şey nefes almak. Bence çok bir şey istemiyorum biraz rahat bıraksınlar beni benim için yeterli. Tek başıma bir tatil belki iyi gelebilir emin değilim ama kendime bir fırsat yaratmaya çalışacağım kesin.

7 Eylül 2016 Çarşamba

Depresyonu bile rahatça yaşayamıyorum

Serkan'ı hayatımdan komple atıyorum. Yani tamam komple atamam aynı yerde çalışıyoruz ama büyük ölçüde atıyorum. Çocuk görücü usulü evlenecek diye trip atıyor değilim ama gün içindeki konuşmamızı minimuma indiriyorum. İçimden aslında onun bir suçu olmadığı halde kızıp bağırıp tokadı basmak geçiyor ama hiçbirini yapamayacağım için mecbur görüşmemizi minimuma indiriyorum. Dün gece benim eve geldiğim saatte herkes yatmış olduğu için annemin abla dediği bizim de küçüklükten beri "teyze" diye tanıdığımız kadın gelmiş onu görmedim. Sabah hazırlanırken bir anda karşımda görünce çığlık atıyordum banyoda. Neyse benim moralim zaten diplerde, her an patlamaya hazır bir şekilde geziniyorum derken teyzenin çıkıp "kız sen kocaman olmuşsun, bak bak bir de nasıl güzelleşmişsin maşallah" diyip sulu sulu öpmesi bir oldu. Önce aldı karşısına baştan aşağı süzdü sonra elbiseme bir posta laf etti. Tartışacak halim yok diye gittim pantolon giydim ona da "etek en azından kalçasını kapatıyordu şimdi çıplak gibi oldu" diyerek laf etti ben de saat erken olduğu halde çıktım evden. Bu kadını normalde seviyorum ben ama kafam bozukken çekilmiyor ne yalan söyleyeyim. 
İşe erken gitmek bir ara çok çok yaptığım bir şeydi bu yüzden kimseden garip tepki almadım ama sabah sabah Serkan'la karşılaşmak bende kötü bir etki bıraktı. Günüm iğrenç geçti hatta geçmedi diyebilirim. Bitmedi gün! Yüzsüz yüzsüz kahvaltı etmediysen birlikte edelim dedi yanına çağırdı önce sonra da öğlen birkaç kişiyle yemeğe gitmeye zorladı. İlk defa bir yemeğe verdiğim paraya da o yemeği hazırlana da üzüldüm çünkü tek çatal bile alamadım. Muhabbetlere girmeye çalıştım ama o da olmadı. Kafamda sürekli saçma sapan onlarca şey aynı anda gezdi durdu. İşe başladığımdan beri ilk defa fazladan 10 dakika bile kalmadan çıktım gittim ki herkesin şaşırdığı nokta bu oldu. Öyle bir baktılar ki önceden planım olduğunu söyleme gereksinimi hissettim. Önce spor salonuna gittim canım çıkana kadar çalıştım daha sonra Anıl'ı arayıp onun yanına gittim. Biraz onunla oturmayı denedim çünkü çocuk saçma sapan şeylerle bile kafa dağıtabiliyor ama bu sefer bir işe yaramadı ve içmek de istemeyince kalktım gittim eve en azından kendimi odama kapatır depresyonumu içimde yaşarım dedim. Evde de rahat bırakmadılar ama! Teyze geldi yanıma "evde böyle giyinme erkek var" dedi önce daha sonra kendi kanından da olsa erkek erkektir dedi. Bu nasıl bir sapık düşünce diye kadının kafasını kıracaktım kendimi zor tuttum. Spora gittiğimi duydu nerede gidiyorsun falan diye sordu söyledim "aaa karışık ama orası" dedi. Karışıksa karışık kadın sanane diye bağırdım en sonunda. Ar edep haya kalmamış bende bu sefer bunları dinledim. Liseli ergenler gibi odamın kapısını çarpıp kendimi kilitledim odaya en sonunda. Serkan evlenicem diyor kadın gitmiş "ama spor salonu karışık" diyor! Bu kadın böyle şeylere bu şekilde takılmazdı eskiden. Hatta zamanında bana aynı anda erkekleri nasıl idare edip kullanacağım şeklinde öğütler verirdi. Yıllar çok değiştirmiş düşüncelerini... Annem bende bir gariplik olduğunu anladı ama. Fırsat bulup soramadı ama boş bulduğu ilk an sorguya çekecek hissediyorum.

2 Mart 2016 Çarşamba

Çok sıkılıyorum ben

Eve döndüm. Döndün dönmesine ama nasıl sıkıcı bir hayatım var kelimelere dökemiyorum. Annem grip oldu diye döndüm eve aslında ama o da hasta değilmiş beni eve sokmak için uydurmuş. Tabi biraz nezlesi vardı ama yatalak da değildi hani. Neyse, eve dönmem biraz iyi oldu çünkü son zamanlarda kesinlikle aynı ortamda bulunmak istemediğim bir çocukla yan yana bırakılıyorum. Yanında durmak zorunda değilim diyorum kendime ama bir şekilde aynı yere geliyoruz. Konuşmaları, hal ve hareketleri kısaca her şeyi batıyor bana ve karşılaşmalarımızın önüne geçemeyince bir süre eve, annemin dizinin dibinde oturma fikri hoş geliyor o ayrı mesele. Uğur defteri kapandı hem de çok sağlam kapandı çünkü ablamın evini bastığını arkadaşıma söyleyince içinden nasıl bir çirkef çıktıysa ses soluk yok hiç. Arkadaşımın sevgilisi de aynı şekilde "rahatsız ederse söyle ben hallederim" modunda geziyor zaten derken o dertten kurtuldum. Ders vermelere devam ediyorum ama bu durumdan da pek memnun olduğum söylenemez. Kendimi bu aralar çok işe yaramaz hissetmeye başladım. Yatağa girip kitap okumaktan başka bir şey istemiyorum. Anlayacağınız geldiler bana yine. Sınava çalışmam gerekiyor aslında ygsye giricem yeni bölüm, yeni bi hayat falan diyordum da hiçbir ders girişimim yok. Amaçsızlıkta son noktayım...
Blogda reklam yayınlamak aslında en sevmediğim işlerden biri ama ikidir yapıp kendimi iğrenç hissettiriyorum. Aylar sonra belki alacağım para şimdiden saçma bir tatlılık veriyor ama. Siz bana pek aldırış etmeyin 3 kuruş için neler yapıyorum belli değil. 

4 Aralık 2015 Cuma

Ana kız pek normal değiliz

Annemle benim yan yana gelip sıkıldığımızda yaptığımız tipik birkaç şey var, bunlar daha çok ekonomi gündemini takip etmek, kadın programlarının saçmalığını tartışmak ya da en çok yaptığımız şeylerden biri olarak emlak piyasasını takip etmek. İkimizin de en büyük eğlencesidir bu durum. Nereler değerlenmiş? Yeni yapılan konutlar ne şekilde ve kiralar ne alemde? Nereler dolarla çalışıyor? Binaların özellikleri ve kiralar birbirine uygun mu? Bu sorular biz internette sayfa sayfa gezerken konuştuğumuz şeylerin bir kısmı. Eskiden gezerken önünden geçtiğimiz emlakçının içine dalar bu muhabbetleri yapardık ama artık evde bilgisayar ve telefon başında yapıyoruz. Hala çok eğlendiğim söylenebilir ki annemin de eski formunu kaybetmediği açık. Geçen akşam televizyonda Ankara'daki adını hatırlamadığım lüks bir sitenin reklamını görünce yine başladık ev bakmaya. Arada taşınalım diyorum anneme ama hiç oralı olmuyor tabi o ayrı mesele. Ah tabi birkaç ev gösterip "eğer bunları alırsan bana taşınırım" diyor tabi orası ayrı. Baktığı yerler 6+2 dublex ya da site içinde 350 m2 gibi yerler olunca hayal olarak kalıyor tabi bunlar. En son tekrar bana devasa büyüklükte bahçeli güzel bir ev gösterip onu almamı ve ona hediye etmemi istediğinde ona bu kadar büyük evi ne yapacağını sordum dayanamadım da. Kadın bana "ablanı, kocasını, seni, bulursan kocanı, abini ve eşini de alır burada yaşarım fena mı? Hem siz gelmeseniz de abin karısını ikna eder torunlarla oturur benimle" diye başka bir hayalini daha dile getirdi. "Ah annecim ah" diye sırtını sıvazlayınca popoma sağlam bir şaplak yedim tabi o ayrı mesele. Oğlu ben ve ablam gibi hayırsız değilmiş bir de öyle söyledi ama gel de gülme yani tanımasam neyse de nelerini biliyorum ben onun.

Bunun dışında yeni gündemimiz annemin benim bir sevgilim olmasını istemesi. Şehir dışında değilim ya, sevgilim olursa gözünün önünde olmuş olurum tabi. Kadın elini sürekli ensemde tutmak istiyor da beheeyy ben kimin kızıyım tabi o bir şey anlamadan götürürüm ben. Neyse, karşı cinsle sevgili gibi konuşmayı bilmiyormuşum, farklı ortamlara girip insanlarla flört etmeliymişim falan. Annem olmasa "kız sen ne biçim konuşuyorsun öyle" diyip ağzına vururdum ama şok olmakla yetindim. Sanırım evde kalacağımı düşünüyor ve içini bir korku saldı bu yüzden. Neyse evde kalırsam da kalırım yani ne yapayım en kötü kariyer yapar koruyucu anne falan olurum. Prosedürü de bilmiyorum ama önemli değil, daha o zamana çok var.

29 Eylül 2015 Salı

Sapık gibi insanları dinler oldum

Evde oturmaktan sıkılınca internette duyduğum kitaplı cafelere sarmaya başladım. Aslında henüz sardım denemez çünkü uzun zaman sonra ilk defa gittim. Neyse, havanın kötü olmasına aldırmadan çıktım oturdum birinde daha sonra oturmak pek sarmadı diye insanları dinlemeye başladım. Kızın teki kıkırdağını deldirmek istediğini ama çok korktuğunu söyleyince ben de yıllar önce kapanan 3. ve 2. deliklerimi açtırmaya karar verip kalktım yakındaki bir eczaneye girdim. Kapanan deliklerimi açtırdıktan sonra "kıkırdak deldirmek çok acıtıyor mu?" diye sormadan edemedim ve evet kıkırdağımı deldirdim. Neden yaptım emin değilim baya sıkıntıdan oldu ama hoş durdu sanırım. Herhangi bir iltihap sorunu yaşamazsam onunla yaşamaya devam edebilirim ama şuan için belli değil, benim kulaklarım ve deliklerim her zaman problem olmuştur.

Rüzgar ve yağmur peş peşe gelince dayanamayan şeffaf şemsiyemin yerine yeni bir şeffaf şemsiye alırken arkamdan bir kızın hararetli bir şekilde konuştuğunu duyup ister istemez ona kulak kabarttım. Kız telefonda karşıdakine "Ben anneme Şebnem'lerde kalacağımı söyleyerek çıktım bile, şimdi eve dönemem... Nerdesin sen? ... Mustafa nerdesin diye sordum!"diyordu. Kız da tam 15-16 yaşlarında liseli bir tip. Okul yeni açılmış artık okula mı gitmiyor, önemsemiyor mu yoksa başka bir şey mi bilemem ama aklıma kendi lise zamanlarımı getirdi. Benim de zamanında sabahçı olduğum halde sabahın 6sında evden çıkıp Mine'yle parkta uyumaya gitmişliğim vardır. Ya da okulca gideceğimiz televizyon programının sonrasında "servis bizi okula bırakacak oradan gece eve dönemem ondan okulun yanında oturan arkadaşın evinde kalacağız" diye yalan söyleyip gün doğana kadar orada burada gezmişliğim var 3-5 arkadaş toplu bir şekilde. Şimdiyse evde oturmuş boş duvara bakıyorum, yere yatıp ayaklarımı o duvara dayıyorum, koltukların yerini değiştirmeye annemi ikna etmeye çalışıyorum ve hava bozuk olsa da evden dışarıya çıkıyorum. Nerdeeennn nereye işte.

Otobüsle eve dönerken birkaç gencin kendi arasında konuşmalarına da kulak misafiri oldum... Benim çeyreğim kadar bir kız yukarıdaki tutacaklara uzanamadığı için benimle yer değiştirmeyi teklif etti ben de onun kenara geçmesine izin verdim. Ha ortada ayakta dikilmişim ha kenarda ne fark eder ki? Neyse, kız arkadaşlarıyla sohbete başladığında konu six packlere geldi. 1 kız 3 erkek ve six packler... Gülücem gülemiyorum gibi bir durum oldu bir an. Çocuklar kıza "bir erkeği tanımlarken kaslarından bahsederek bunu yapman seni onun gözünde çok düşürür bu yüzden yapma" dedi. Kız da "size tanımlamak için en belirgin özelliğinden bahsettim, yoksa söylemezdim" falan diye mırın kırın etti biraz. Daha sonra kızın yanındaki çocuklardan biri "bende de vardı onlardan..." diye kafa başladı hemen yanındaki çocuk da lafını kesip "evet sonra bira içmeye başladın ve göbek oldu o" dedi. Güldürdü herkesi ama çocuğun "hayır öyle değil, sınav zamanı sporu bırakmak zorunda kaldığım için saldım, tekrar başlayacağım" şeklinde kendini kurtarmaya çalışmaları benim için daha komikti. Ben içime doğru gülerken çocuğun arkadaşları "yav he he" şeklinde tepkiler vererek onu pek önemsemediler. Tahmin ettiğiniz gibi yol boyu onları dinledim. Zaman zaman çok mantıklı bazen de "tamam bu kadar ciddiyet yeter" diyerek dalga geçmelerini dinlemek can sıkıntımı büyük ölçüde aldı. Eve girdiğimde zaten balkondaki köşeme geri döndüm. Sanırım bu yıl direkt balkona taşınsam benim için daha kolay olur.

21 Eylül 2015 Pazartesi

Biraz renklendik

Son zamanlarda o kadar çok sıkılıyorum ve insanlara abuk subuk sarıyorum ki durumumu doğru bir şekilde anlatmanın bir yolu olmadığını düşünüyorum. Cuma günü abimle artık yalnız kalmaktan sıkıldığım için Mine'nin yanına gittim, en azından bir aile ortamı görür kendime çeki düzen veririm diye düşündüm çünkü onun babası sağolsun çok güzel sıraya diziyor bizi. Neyse, ne yapacağını şaşırmış iki insan olarak liseli hallerimize özenip eskiden gittiğimiz yerlere gittik gezdik falan biraz zaman öldürdük. Eskiden müdavimi olup 1-2tlye bileklikler kolyeler satan bijuteriye girelim dedik. Aslında oraya gitmeyi bırakalı 5 yıl kadar oluyor çünkü hitap ettiği yaş aralığı en fazla 12-17 civarı... Bir bakalım neler değişti acaba diyerek ki gördüğümüz tek şey hala aynı yaş aralığına hitap ettiği ama tek farkı kasanın yanındaki saç tebeşirleri oldu. Normalde tebeşir ya da renkli jöle kullanmak yerine direkt boyayan biri olduğum için hiç merak edip almamıştım ama artık profesyonel hayata adım atmaya çalıştığım için saçımı renkten renge sokamıyorum... O tebeşirler de nasıldır ne yapar acaba diyerek her renkten aldık ve hemen eve döndük. İlk önce kuru saça biraz deneyip hep memnun kalmayınca saçımızı iyice nemlendirip her rengi attık kafamıza. Benim saçım koyu renk olduğu için tutması zor oldu ama renklerin hiçbiri sırıtmadı da. Keşke o şekilde renkli kalabilsem (hatta diplerim de öyle gelse keşke ama nerde...) diyorum kendime ama gerçekler acı yani yapacak bir şey yok. Mine normalde doğallığın dışındaki halleri sevmiyor olsa da onun bile çok hoşuna gitti o hali. Bizim lise zamanımızda olsaydı bunlar muhtemelen bokunu çıkarır her haftasonu farklı ya da renkli renkli sokağa çıkardık sanırım. Akşamında o halde sokağa çıkıp liseden beri hep gittiğimiz hatta yerin sahibiyle bile arada oturup bir şeyler içtiğimiz yere gidip oturduk ve rahat 6 yıldır barmanlik yapan arkadaşımız hatta abimiz Serkan bizim masaya doğru gelirken "arkadaşlar kimlikle...Cha? Mine? Ne oldu size?" şeklinde ayakta bir şok yaşadı. O haline katıla katıla gülsek de "lise zamanı bile size kimlik sormazdım şimdiyse halinize bakın. Yakıştı mı yaşınıza başınıza" diye dalga geçti. Rezil olduysak da olduk yani düşündüğüm en son şey bile değil o halim ama akşam yorgun argın eve dönüp kendimizi yatağa attıktan sonra sabah yüzümüzün gözümüzün renk değiştirmesi, yastığın ve çarşafın baş kısmının boyanması Mine'nin annesi ve bize büyük bir şok yaşattı. Aslında düşünmemiz gerekirdi, tebeşir yani tabi bulaşır diye ama boyarken giysi ve ellerimizin batması tamamen aklımızdan çıkarak bir dolu çamaşır çıkardık kadının başına. İşin bir de diğer kötü tarafı saçlarım o kadar kuru ve bakımsız göründü ki besleyici kremlere boğdum kendine gelmesi için. Yani siz de boyamak isterseniz ya yatmadan yastığınıza havlu koyun ya da yatmadan önce suda akıtın gitsin zaten hemen akıp gidiyor. Benim kafamda o kadar çok renk vardı ki sabaha aslında çok bir şey kalmamış olmasına rağmen duşta rengarenk bir suyla karşılaştım. Onunla bile oynadım hatta... Neler oluyor bana ya.

28 Temmuz 2015 Salı

Kim demiş aileyle tatil olur diye

Bayramdan sonra annemin yazlığa gitmek için dayanma süresi sadece 1 hafta oldu. Sonra kalkıp geldik her yaz kaçma şansı sunulmayan yazlığa. Koca evde annem ve ben olsak belki kaçması kolay ve katlanılabilir bir yer olurdu burası ama yengelerim ve kuzenlerimin de içinde olduğu şu ortamdan pek memnun olduğum söylenemez. Gelecek için olan belirsizliğim bir kenara bir de şurada birkaç ay öncesine kadar kimseye hesap vermeden tek başına yaşayan ben şimdi bana karışma yetkisi olmayan kişilerin bana karışmalarıyla uğraşıyorum. Bildiğimi okuması sıkıntı değil ama iş bahanesiyle sadece hafta sonu yanımıza gelebilen abim yüzünden yalnız hissediyorum. Kuzenlerimle az çok iyiyimdir, bir çoğu elimde büyümüş ya da birlikte büyümüş olmamıza rağmen daha önce söylediğim gibi elimde büyüyen tayfa biraz mesafeli davranıyor bana. Yaz bitene kadar bunun üstesinden gelecek olduğuma inansam da neredeyse birlikte büyüdüğüm kısımda değişimler var. Ergenliğin verdiği öz güvenden midir emin değilim iki kuzenim var ki beni deli ediyorlar (7-8 yaş civarı küçükler benden sesleri çatlak hep). Biri ben varım diye denize gitmez diğeri "bunu bunu böyle yapacaksın" şeklinde bana emirler vermeye çalışır. Anlamış değilim bu çocuklar nasıl böyle oldu.
Eskiden yazlığa gelmeyi severdim çünkü benden bir yaş küçük kuzenim bir anda kapanmaya karar verip yaşamını ona göre değiştirmemişti ya da abim çalışmıyor, bütün yazı bizimle geçiriyordu. Akşamın bir saati arabayla merkeze inip tatil yapmaya gelmiş akranlarla sabaha kadar sahilde oturuyor çok güzel eğleniyorduk o zamanlar ama şimdi o günlerin üzerinden yeller esiyor. Benim sanırım sosyalleşme zamanım geldi ama şu ev içinde kimseye "ben merkeze gidiyorum" diyemem akşam saatinde. Ehliyetim olsa araba kaçırırdım belki ama o da yok. Resmen yalnızlıktan ölüp gideceğim şu dağ başında. Bu hafta sonu abim geldiğinde onunla gideyim eve diye yol yapmaya çalıştım bu sefer de "hep gidiyorsun zaten, senin yüzünü görebildiğim mi var? Annen değil miyim ben neden benimle duramıyorsun?" diye hayatımda duyduğum en saçma savunmayla karşı karşıya kalıyorum. Anlayacağınız eve de dönemiyorum!
İşin en kötü kısmı nedir biliyor musunuz? Burada internet yok ve telefonumdaki 2gbı sanırım ilk defa bitireceğim.