rüya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rüya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2020 Çarşamba

Bir garip rüya serisi #3


Bir sonuca varacak mı yoksa varmayacak mı bilmediğim rüya serimin üçüncüsüne gelmiş bulunuyorum. Rüyaların devamını görecek miyim emin değilim. İşin kötüsü aynı rüya konusuna sahip olmalarına rağmen son iki rüyamı çok iyi hatırlayamıyorum. Daha yeni gördüğüm için aslında daha net aklımda olmaları gerekiyordu ama öyle olmadı nedense.

3.Rüya
AVM tarzı bir yerde gözlerimi açıyorum, aylar önce H&Mde gördüğüm bir elbiseye bakıyorum tekrar ve gerçek hayatta verdiğim tepkinin aynısını verip "bu elbiseye bu para verilmez, indirim gelsin öyle alayım ben" diyorum. Yanımda birileri var biliyorum ama kimseyi tanımadığım için kimsenin yanına gidemiyorum. Bakınıyorum bir şeylere sürekli biri gelsin yanıma da kiminle geldiğimi bileyim modundayım. Bir kız geliyor kısa bir süre sonra yanıma "Cha ben bir şey bulamadım başka yere bakalım mı" diyor ben de olur diyorum baya güleç bir şey bir de kız anında koluma girip hoplaya hoplaya çıkıyoruz. Nasıl bir mutluluk nasıl bir canlılık aklım almıyor hala. Neyse hangi marka olduğunu hatırlamadığım belki de gerçekten de bilmediğim bir markanın mağazasına giriyoruz kıza birkaç soru soruyorum "biz buraya neden gelmiştik ben hatırlamıyorum" diye. Kız bana "Cha sen son zamanlarda bir garipsin zaten bazen hepimizin suratına boş bakıyorsun, hiçbirimizi hatırlamadığını düşünüyorum" dedi. Ben bir anda şok geçirdim tabi hatırlamadığım rüyalar da mı var diyorum içimden falan ben bir şey söylemeden "beni de hatırlamıyorsun dimi? Bir doktora görünmelisin bence" diyor sonra. Hayır işin saçma kısmı nasıl rahat bir kızsa arkadaşının bir süredir amnezik sendrom yaşadığını düşünüyorsun ama doktora gitmesi gerektiği konusunda öğüdü yeni veriyorsun. Gerçek hayatımda böyle bir durumla karşılaşsam o arkadaşımın nöroloji randevusunu ben alırım. Neyse, rüyamda pek ilgili arkadaşlıklar edinmemişim. Madem diyorum böyle bir durum bende sürekli oluyor o zaman çok dikkat çekmez diyorum kendime "cidden karışıyor şu ara her şey, ne yapmam gerektiğini bilmiyorum" diyorum o arkadaşıma o da "sor bana tamam diyor" o anda da eline bir sarı bir de siyah tişört alıp bana dönüyor o anda yine bana bir huzursuzluk geliyor boşver Cha asıl şimdi doğru zaman değil diyorum. Kızın yanından uzaklaşmak için baya yürüyorum rüyada sonra zaten uyanıyorum. Rahatsız bir uyanma yaşıyorum bir de, dişlerimizi sıkmışım çenem ağrıyor falan öyle sinir bozucu bir uyanma. Sonrasında tekrar uyuyamadım hatta.

4.Rüya
Bir önceki gün huzursuz bir uyku çektiğim için aslında bu uykumda umarım devamını görmem diyordum kendime ama içten içe de istiyorsam demek tekrar aynı ortam içinde uyandım. Huzursuz okul ortamı, kalabalık arkadaş ortamı ve yine uzağımda yalnız oturan Taner. Bu sefer küçük bir fark var, yanımda hatta çok yanımında oturan biri var bana garip garip bakıp duruyor. Tepki vermeyip ortama ayak uydurmaya çalışıyorum ama yok o kadar çok bakıyor ki en sonunda dönüp "neden öyle bakıyorsun" diyorum çocuğa. Kedim senden rahatsız oluyor diyor. O an fark ediyorum ki çocuğun kucağında bana bakıp tıslayan bir kedi var. Normalde çok şirinbulduğum siyah gri arası rengi olan bir kedi bir de ama tedirgin olup uzaklaşıyorum. Bu sefer tamam diyorum uyanırsam da uyanayım yeter artık diyip Taner'in yanına oturuyorum. Herkesin bizi izlediğini de fark ediyorum tabi. Alakalı alakasız masalar bize dönüp benim ya da onun söyleyeceği şeyi bekliyor. Normal bir sohbet amacım var gibi Taner'e ilk önce nasılsın ne yapıyorsun gibi sorular soruyorum. Kafasını kaldırıp bana bakmıyor bile. Daha sonra "ne istiyorsun benden" diyor. Ben de o anda sinirlenip "asıl sen benden ne istiyorsun" diye tepki veriyorum çünkü sanki dosya yüklemesi yeni bitmiş gibi bir anda aklıma onun bana bir şey yapmak istediği bilgisi geliyor aklıma. "Benim seninle ne işim olur, tanımıyorum seni" diyor bana. Ona onun evine geldiğimden kardeşlerini, anne ve babasını gördüğümden bahsediyorum. Önce şaşırıyor sonra "ben tek çocuğum ama" diyor. Karşı çıkıp şöyle şöylelerdi üstlerinde bu bu vardı diye tanımlıyorum o an sinirleniyor, yaşamıyor onlar diyor. Yaşıyorlardı ama gördüm dediğimde de anne ve babasını kendi bile ev içinde görmediğini ikisinin de ruh gibi olduğundan bahsediyor. "sana zamanı değil demiştim" diye bir ses duyuyorum ama duyduğum sesin karşımda oturan Taner'in sesi olduğuna eminim. Bir anda tekrar yüzüme bakmadan "ne istiyorsun benden" diyor. Tam ağzımı açıp "asıl sen benden ne istiyorsun" diyecekken 5 dakika önceyle birebir aynı olduğunu fark ediyorum her şeyin. Kalkıyorum yanından bu sefer kantinin çıkışına doğru ama dışarısı zifiri karanlık olduğu için nasıl gideceğimden emin olamıyorum tereddüt ediyorum. Bir anda o siyahlığın oradan birkaç böcek çıktığını görüp korkmaya başlıyorum. Vücudum kesinlikle gitmek istemiyor ama kendime bir şey olmaz Cha, rüyadasın, her şey kontrol altında korkmana gerek yok diyerek kapıya doğru gitmeye devam ediyorum. Kapıyı açıp çıktığımda uykudan da uyandım tabi. Minik bir baş ağrısıyla uyandım ama saat çok erken bir saat olmadığı için tekrar uyumaya çalışmadım. 

Bir garip rüya serisi #2


Rüya serimin ikinci kısmına hemen geçiyorum, zaten olayı biliyorsunuz. İkinci rüyayı bir sonraki gün değil de "rüya çok ilginç bitti belki devamını görürüm" düşüncesiyle uyanmamın peşine tekrar uyumamla görüyorum. Peşpeşe gördüğüm, birbiriyle bağlantılı olunca anlatma isteği doğdu içimde.

2.Rüya
Rüyada kendimi ne okuduğumu ya da ne işim olduğunu bilmediğim okulda buluyorum. Okul kantini denemeyecek boyutta bir kantinin içinde çay içiyoruz. İlk rüyanın aksine rüyada olduğumun tamamen bilincindeyim ve ilk rüyadaki gibi ne yaptığını ne olduğunu bilen biri değil de hafızasını kaybetmiş ama çevresine çaktırmamaya çalışan biri gibiyim. Konuşmuyorum, sadece çevremde neler olduğunu gözlemliyorum. Tamamen merakıma odaklanmış bir şekilde Taner'in benimle ne işi olduğunu çözmeye çalışıyorum. Oturduğum masada sürekli bir kediden bahsediliyor, yeni doğum yaptığı ama yavrularını kimsenin henüz görmediğini söylüyorlar. Hayat memat meselesi gibi bir şey o kedinin yavrularını görmek ama kedinin kendisi ortadayken yavruları kimse görmüyor. İçimden geçiriyorum neden böyle bir konuyu konuşuyoruz diye ama kesinlikle cevabını bulamıyorum. Aynı zamanda şöyle bir ilginçlik de var, tarih olarak benim Taner'in yanına gittiğim tarihin öncesinde miyim yoksa sonrasında mıyım hiçbir şekilde bilgi yok. Kantinde Taner'i görüyorum uzaktan, yanına gitsem ne konuşacağımı bilmediğim için oturuyorum kendi arkadaşlarımın yanında ama o yalnız ve yine renkler var ortada. Mor var aklımda nerede gördüğümden emin değilim ama yeşil ve kırmızı da fazlaca rüya içeriğinde vardı. Renkleri bir kenara bırakırsak ortamda ilginç bir duygu var rüya içinde benim içimi fazlasıyla sıkıyor. Bir nevi sanki rüyada nefes alamıyorum gibi bir rahatsızlığın içindeyim, dışarıya çıkmak istiyorum ama dikkat çekmek istemediğim için ortamdan ayrılamıyorum. Bir anda biri rüya içinde "Cha hadi bir gel de güneşin altına geçelim sen üşümüşsündür" diyerek beni başka bir yere götürüp bırakıyor ve ben nefes almaya başlıyorum kısa bir süre sonra. Sonradan fark ediyorum ki yanımda kimse yok. O kadar güneş ışığı vuruyor ki ortama gözlerimi açamıyorum bile hatta ama sıcak değil, yandığımı hissetmiyorum. O okul kantinindeki huzursuzluk tamamen huzurlu bir hal alıyor diye orada oturmaya devam ediyorum. Kedi yavrularını da orada görüyorum minicik minicik yavrular komik komik hareket ediyorlar ama aydınlık yüzünden çok da izleyemiyorum. Sesleri geliyor daha çok ben de bir anda kantinde bıraktığım çocuklara yavru kedileri göstereyim de ortamdaki konu değişsin diğer konular hakkında daha çok bilgi alabileyim diye ayağa kalkıyorum bir anda yavruların hepsi kayboluyor ve o güzel güneş ışığı da gidip yerini bulutlara bırakıyor. Kapalı bir hal almıyor ama önceki huzurlu his gidiyor ortamdan. Tamam diyorum orada kendime kedilerden kimseye bahsetmemeliyim ama en azından diğerlerinin yanına döneyim de boş yere zaman kaybetmeyeyim. Kantine dönmek için harekete geçtiğim an kendimi kantinde buluyorum. Huzurlu bir ortamdan huzursuz bir ortama geçtiğim için herkesi oradan kaldırmaya çalışıyorum ama kimse beni dikkate almıyor, oturmaya devam ediyorlar. En sonunda ne olacaksa olsun rüya zaten diyerek Taner'in yanına gitmeye karar veriyorum. Hani zaten rüyanın içindeyim, burası benim bilinçaltım rahatsız olacağım bir duruma düşmem diyerek kendimi gazlıyorum ama yine kafamın içinden "henüz zamanı gelmedi" diye bir şeyler duyuyorum. Kendime "hayır şuan zamanı olmasını istiyorum" diyerek ayağa kalktığım anda da uyandım! 

Zamanı olmayan nedir? Neden seri gibi aynı rüyanın devamını görüyorum? Bu rüyalar bir şeye varacak mı? Yoksa sonunun ne olduğunu öğrenemeden rüyalar öylece havada kalıp bitecek mi çok merak ediyorum doğrusu.

Bir garip rüya serisi #1

Birkaç gündür aynı konudaki rüyayı bir seri halinde görmeye başladım. İşin ilginç kısmı aslında ilk gördüğümde konu ilginç geldi ve uykumu almış bir şekilde uyandığım halde belki devamını görürüm diye tekrar yatıp uyudum. Normalde zor olur bu tür şeyler benim için ama başardım ve ikinci yatışımda ayrı rüyanın tamamen devamı olmasa da aynı konu içerisinde başka bir sahnesinin içinde buldum kendimi ve bitmedi! Sanırım 4 gündür aynı konudaki rüyanın içindeyim ama ilki dışındaki 4ünde bunun bir rüya olduğunun bilincinde bir şekilde neyin ne olduğunu çözmeye çalışıyorum. Bu kısma kadar biraz karışık anlatmış olabilirim durumu ama benim için de aynı şekilde karışık hatta kafa karıştırıcı. Rüyaları biraz biraz anlatayım;

1.Rüya
Okuldayım ama şu zamana kadar dahil olduğum hiçbir okula benzemiyor, sanki yeni bir okula başlamışım da bir süredir okuyorum o okulda. Yeni bir okul olunca tahmin edersiniz ki yeni bir sosyal çevrem ve hayatım var. Yani şuan olduğu gibi çalışmıyorum ama ders de çalıştığımı hiç görmedim nasıl bir öğrenciysem. Neyse, rüyamda bir çocuk var; sanırım yaş olarak benden küçük, sessiz sakin bir tip, kendi halinde takılan çok fazla aktif olmayan biri. Çocuğun adı da benim erkek arkadaşımın adıyla aynı ( Taner diyelim ikisine de şimdilik ). Neden ya da ne şekilde bir durum oluyor hatırlamıyorum ama benim bu Taner'le bir işim oluyor ve konuşmaya başlıyoruz kendisiyle. Çocuğun normal şartlarda sessiz sakin ve fazla arkadaş edinmeyen bir tip olmasının yanında bir de kendi içinde problemleri olan bir tip. Bu günümüz "badboy"ları gibi bir tip değil de dışarıya çok yansıtmayan, hüznünü problemini içinde yaşayan biri ama. Rüya içerisinde bir anda Taner'in bana aslında bir şey yapmayı planladığını öğreniyorum ama bu bilgiyi bana kim veriyor emin değilim. Ben kendimden emin bir şekilde ben istemediğim sürece bana hiçbir şey yapamaz diyerek geziyorum ama bir anda aklıma "benim erkek arkadaşım vardı nerede o? Onun da adı Taner'di, çok ilginç" şeklinde düşünceler dönmeye başlıyor. Ben Taner'le hala birlikte miyim değil miyim rüya içinde sorgulamaya başlıyorum bunu. Daha sonra bir proje ya da iş artık neyse bir sebepten ben rüyadaki Taner'in evine gitmek için aslında İstanbul'da olmayan bir minibüs hattına biniyorum ve yolun yarısından da rüyadaki Taner'i alıp onun evine doğru yola çıkıyoruz. İlk önce aramızda renkler ve mevsimler hakkında konular dönüyor aklımda en net kalan iki renk var biri kırmızı diğeri de lacivert. Sanırım Taner'in odasında da çok fazla lacivert vardı hatta ama neyse, bunlar hakkında konuşurken elinde içi görünmeyen siyah bir poşet çıkarıyor. O an fark ediyorum ki o poşet o minibüse binerken de eve girerken de yanındaydı hep. Tam içinden bir şey çıkartacaktı ki Taner'in annesi 2 tane çocukla gelip çocukları yanımıza bıraktıktan sonra gidiyor. O yatağına uzanıyor ben çocuklarla konuşuyorum. Çocuklar sürekli sorular sorup duruyorlar bana ben de sabırla hepsini cevaplıyorum ama sorular neydi derseniz hiçbir fikrim yok, ne soruları duydum ne de verdiğim cevapları. Daha sonra babası da kucağında sarışın bir kız çocuğuyla gelip çocuğu bana bırakıp gidiyor odadan ( aslında bebek denebilir, iri bir bebekti ama yürümeyi bilmiyordu henüz ). Çocuk kucağımdayken ben Taner'i kendi yatağında yatar bir şekilde bırakıp başka bir odaya geçiyorum ama o noktada bir sıkıntı oluyor içimde. Arkama bakmıyorum odayı değiştirip 2 tane kanepe olan bir odaya geçiyorum. Çocukla sürekli konuşmaya sorununun ne olduğunu anlamaya çalışıyorum ama bir türlü de bulamıyorum. Sonra bir anda sebepsiz kafamı yana çeviriyorum ve kanepelerin birinde Taner'i görüyorum. Aynı şekilde uzanmış bir elinde siyah poşeti tutup beni bekliyor. Biraz sabırsız, bir şeyler konuşmak istiyor bunu hissediyorum ama sormuyorum sorunun ne olduğunu. Bu arada bebeği kucağıma alıp bir şeyler fısıldıyorum ama ne söylediğimi ben bile bilmiyorum. Daha sonra Taner'in babası gelip bebeği alıp gidiyor. Taner'le odada yalnız kalınca geçip karşısına oturuyorum konuşmasını bekliyorum. Bana bakıyor ben de ona bakıyorum ama konuşma geçmiyor aramızda, ben sadece kafamın içinde "bitmedi, zamanı gelmedi" diye bir ses duyuyorum. 

O noktada da uyandım zaten. Bir de uyandığım halde kafamın içinde o sesi duymaya devam ettim sanırım tam ayılamadığım için ama merak da ettim o rüyadaki Taner bana ne diyecekti acaba diye. Bunu düşünürken de bir anda erkek arkadaşım aklıma geldi. Rüyada onunla hala birlikte olup olmadığımı düşünüyordum ve bu çok garipti diye. Bu merak böyle bi devam edince tekrar yattım ve belki devamını görürüm dedim rüyanın. Şimdi bu rüya bu kadar uzun olunca kimseyi sıkmamak ve gözlerini korkutmamak adına parça parça paylaşayım dedim. Belki gün gün yayınlarım belki birkaç saat arayla emin değilim henüz.

6 Şubat 2016 Cumartesi

Yine bir rüya gördüm

Eski bir arkadaşım var adı Aslı olsun, kendisi aslında tam Türk değil Rus melezi ama ailesi ayrıldığından -yani 5 yaşından- beri Türkiye'de yaşadığı için eskiden beri tanışıyoruz. Aslı, Mine ve ben küçüklüğümüzden beri birbirinin dibinden ayrılmayan, birlikte her şeyi yapan bir üçlüydük. Geçmiş zaman kullandım çünkü Aslı üçümüzün de üniversiteye başladığı dönemde şehir dışına çıkan kişi ben olsam da bizden koptu. Bunu yapması beklenen kişi aslında ben olsam da öyle olmadı işte. Araya zaman ve yeni çevreler girdiği için "bize bunu nasıl yaptı" diye triplere girmiyorum hiç çünkü bende de sorun vardı, uğraşsam hala eskisi gibi olurduk. Neyse, konu neden Aslı'dan açıldı derseniz eğer kendisini rüyamda gördüm. Aslında bu rüyanın aynısını ikinci görüşüm olduğu için yazma gereksinimi duydum diyebilirim ama garipti. Aslı'nın yaklaşık 7-8 yaşlarında dünyalar şirini bir köpeği var ve o köpek kaçırılıyordu rüyamda. İşin ilginç kısmı ise ben şans eseri görüyor ve kendime alıyordum onu. Daha sonra da onun evine gidip "Aslı, naber? Köpeğin kayboldu dimi senin ya, bende o merak etme buldum ben onu" diyorum o da "aa öyle mi, iyi iyi sen ona iyi bakarsın ama çok özledim onu getir yakında" diyor sonra Aslı'nın annesi geliyor ve yabancı yemekler bize yedirip yolluyor. Daha sonra ben köpeği sahibine götürmek için niyetleniyorum ama köpek ortadan kaybolunca "eyvah, daha dün kıza benim yanımda güvende dedim, şimdi ne yapıcam" yakınıyorum. Tekrar kızın evine gidiyorum, evde kimse yok diye pencereden giriyorum ve köpek orada! Beni görünce üstüme atlıyor, yalıyor, seviyor falan baya bi oynaşıyoruz işte. Aslı da tam bizim o halimiz üstüne eve geliyor köpeği getirdiğim için boynuma sarılıp teşekkür ediyor. İlk gördüğümde hiç dikkate almamıştım aslında ama ikinci kez görünce kendime sormaya başladım "4 yıldır görmediğin kızı neden farklı zamanlarda aynı rüyayla görüyorum? Bu rüyanın anlamı ne?" bir fikri olan var mı bununla ilgili? Hayır cidden merak etmeye başladım bu ne anlama geliyor diye.


Dipnot: Gözümü açar açmaz post girmek nedir ya? Daha uyanamamışım bir şeyler yazma derdindeyim. Neden erken kalktığımı bile bilmiyorum hem...

9 Aralık 2015 Çarşamba

Bir kedi gördüm sanki

Bu sabah çok garip bir rüyayla uyandım. Aslında bu yazıyı bütün detaylar aklımdayken yazmak istiyordum ama uyuyakalıp arkadaşımı arkadaşımla buluşacağım yere geç kaldığım için gecikti biraz. Neyse, rüyam çok garipti bu yüzden anlatmak istedim ve tabi internete bununla ilgili rüya tabirini de arattım... Bu olaya ne kadar inanmasam da eğlendiriyor işte beni.
Rüyamı kısaca anlatmam gerekirse; üç katlı lüks bir villanın ikinci katına çıkarken aşağıdaki kuzenime "ben kediyi alıp geliyorum" dedim ve ikinci katın balkonuna baktım ilk olarak. Orada köşede 3 bıcır bıcır yavru* bir de anne kedi vardı. Anne kediyi aldım kucağıma sevdim** falan derken aşağıya bir baktım kocaman bir kaplan bakıyor bana doğru. "En azından buraya çıkamaz" dedim kendi kendime daha sonra bir baktım bana doğru zıplama pozisyonuna geçiyor. "yok artık" diyerek geri geri kaçtım*** daha sonra banyoya (?) saklandım hemen. Biraz zaman geçtikten sonra kaplanı göremediğim için tekrar balkona gittim orada da iki kedi kavga ediyordu**** ama ben kedilere dokunmadım "şimdi ben bunları ayırmak istersem arada kaynarım kesin" dedim içimden onlardan ufak ufak uzaklaştım tam o anda da köşede başka 3 yavru kedi gördüm ama onlar ölü***** "ah canım, vah canım" diye üzüldüm az çok derken en sonunda üst kattan alacağımı söylediğim kediyi aldım ve aşağıya indim. Rüyanın sonrasında bir şey yoktu pek ki zaten çok net hatırladığım da söylenemez. Bu kadar çok kedi görmek şahsen bana garip geldi hatta. Nasıl bir bilinç altına sahipsem artık.

Bu arada rüya tabirlerinde o * koyduğum yerlerin anlamları da şöyleymiş;

* Yavru kedi
Rüyanda kedi yavrusu görmek bağımsızlığa doğru bir geçiş aşamasında olduğunuzu temsil eder. Bu bağımsızlık hayatınızın büyük bir kısmını etkileyeceği gibi basit kararlarınızla ilgili de olabilir. Örneğin hayatınızda hayır diyemediğiniz insanlara hayır demeyi öğrenmeye başlayabilirsiniz. Hayatın sunduğu yeni şeyleri keşfetmek için hazırsınız. Bir diğer taraftan böyle bir rüya masumiyeti ve saflığı simgeler.

** Rüyada Kedi Sevmek
Rüyayı gören kişinin, içinde bulunduğu ortama ya da duruma göre değişiklik gösterir. Eğer işle ilgili bir karar verilecekse ortaklık kurulan ya da maddi destek istenen kişinin kötü niyetli bir kişi olabileceğine işaret eder. Evlilikle ilgili bir durum varsa eğer yakında nur topu bir çocuğa sahip olunacağına alamettir. Ayrıca, çok sevinilecek bir haber alınacağına ve bu haber doğrultusunda kazançlı bir işe girileceğine ancak atılacak adımlarda dikkatli olunması gerektiğine yorulur.

*** Kaplandan Kaçmak
Zorlu bir rakibin vereceği teklifle birlikte aynı iş kolunda olan iki rakip firmadan birinin iş dünyasından çekileceğine, bu sebeple uzunca bir süreden beri kazanç elde edilen işten olunacağına, rahatsızlıklarla boğuşulacağına, kalp kırıklığı yaşanacağına, düzenin bozulacağına, haneye nifak gireceğine ve istenmeyen işlere girmek zorunda kalınacağına delalet eder. Rüyada kaplandan kaçarken yere düşmek, sorunlardan kurtuldum denildiği bir anda daha da içine düşmeye, ismin bir dedikoduyla lekelenmesinden ötürü sahip olunan mevkiyi kaybetmeye, güçlü bir rakip karşısında geriye düşmeye, zorlu bir hastalıkla uğraşmaya ve kötü kalpli bir kadının oyununa gelmeye alamettir.

**** Rüyada kavga eden kedi görmek
Sıkıntıya düşerek özlediği güce, sıkıntı sonrasında kazandığı sevince, umudunu kestikten sonra elde ettiği büyük güce, sıkıntı çekerek ümit ettiği şerefe manasına gelir. Bazen de şöyle tabir olunur; kavga eden kedi görmek, cimri bir amire, uzun bir bekleyişin sonunda kavuştuğu zenginliğe, cefa çektikten sonra gözlediği temiz rızka, zorlukla gözlediği temiz kazanca, sıkıntı çekerek istediği refaha, meşakkatle birlikte elde ettiği rahata manasına gelir.

***** Ölü kedi
Rüyanızda bir kedi öldürmeniz, öldürülen bir kedi görmeniz veya kedinin kaybolması gibi kediye gelen zararla ilgili her türlü durum; özgürlüğünüzün kısıtlanmasıyla ilgilidir. Hiç de istemediğiniz bir şekilde kendi özgürlüğünüzü kısıtlıyor olabilirsiniz. Üstelik bu sizin seçiminiz de olabilir.
Örnek vermek gerekirse; evlilik arifesindeki bir erkek böyle bir rüyayı görüyorsa evliliğin özgürlüğünü kısıtlayacağını düşünüyor olabilir. Bununla birlikte evlilik bu erkeğin kendi seçimidir.
Hayatınızda özgürlüğünüzü kısıtlayan durumları keşfetmeli ve çözüme kavuşturabileceklerinizin üzerinde durmalısınız.

Bir yazı içerisinde kaç tane "kedi" kelimesi geçebilir diye sorarsanız ben bile bu kadar çok olabileceğini düşünmemiştim ama rüya ve yorumu böyleydi. İyi gibi görünüyor ama neyse artık yaşayıp görücem.