Son zamanlarda o kadar çok sıkılıyorum ve insanlara abuk subuk sarıyorum ki durumumu doğru bir şekilde anlatmanın bir yolu olmadığını düşünüyorum. Cuma günü abimle artık yalnız kalmaktan sıkıldığım için Mine'nin yanına gittim, en azından bir aile ortamı görür kendime çeki düzen veririm diye düşündüm çünkü onun babası sağolsun çok güzel sıraya diziyor bizi. Neyse, ne yapacağını şaşırmış iki insan olarak liseli hallerimize özenip eskiden gittiğimiz yerlere gittik gezdik falan biraz zaman öldürdük. Eskiden müdavimi olup 1-2tlye bileklikler kolyeler satan bijuteriye girelim dedik. Aslında oraya gitmeyi bırakalı 5 yıl kadar oluyor çünkü hitap ettiği yaş aralığı en fazla 12-17 civarı... Bir bakalım neler değişti acaba diyerek ki gördüğümüz tek şey hala aynı yaş aralığına hitap ettiği ama tek farkı kasanın yanındaki saç tebeşirleri oldu. Normalde tebeşir ya da renkli jöle kullanmak yerine direkt boyayan biri olduğum için hiç merak edip almamıştım ama artık profesyonel hayata adım atmaya çalıştığım için saçımı renkten renge sokamıyorum... O tebeşirler de nasıldır ne yapar acaba diyerek her renkten aldık ve hemen eve döndük. İlk önce kuru saça biraz deneyip hep memnun kalmayınca saçımızı iyice nemlendirip her rengi attık kafamıza. Benim saçım koyu renk olduğu için tutması zor oldu ama renklerin hiçbiri sırıtmadı da. Keşke o şekilde renkli kalabilsem (hatta diplerim de öyle gelse keşke ama nerde...) diyorum kendime ama gerçekler acı yani yapacak bir şey yok. Mine normalde doğallığın dışındaki halleri sevmiyor olsa da onun bile çok hoşuna gitti o hali. Bizim lise zamanımızda olsaydı bunlar muhtemelen bokunu çıkarır her haftasonu farklı ya da renkli renkli sokağa çıkardık sanırım. Akşamında o halde sokağa çıkıp liseden beri hep gittiğimiz hatta yerin sahibiyle bile arada oturup bir şeyler içtiğimiz yere gidip oturduk ve rahat 6 yıldır barmanlik yapan arkadaşımız hatta abimiz Serkan bizim masaya doğru gelirken "arkadaşlar kimlikle...Cha? Mine? Ne oldu size?" şeklinde ayakta bir şok yaşadı. O haline katıla katıla gülsek de "lise zamanı bile size kimlik sormazdım şimdiyse halinize bakın. Yakıştı mı yaşınıza başınıza" diye dalga geçti. Rezil olduysak da olduk yani düşündüğüm en son şey bile değil o halim ama akşam yorgun argın eve dönüp kendimizi yatağa attıktan sonra sabah yüzümüzün gözümüzün renk değiştirmesi, yastığın ve çarşafın baş kısmının boyanması Mine'nin annesi ve bize büyük bir şok yaşattı. Aslında düşünmemiz gerekirdi, tebeşir yani tabi bulaşır diye ama boyarken giysi ve ellerimizin batması tamamen aklımızdan çıkarak bir dolu çamaşır çıkardık kadının başına. İşin bir de diğer kötü tarafı saçlarım o kadar kuru ve bakımsız göründü ki besleyici kremlere boğdum kendine gelmesi için. Yani siz de boyamak isterseniz ya yatmadan yastığınıza havlu koyun ya da yatmadan önce suda akıtın gitsin zaten hemen akıp gidiyor. Benim kafamda o kadar çok renk vardı ki sabaha aslında çok bir şey kalmamış olmasına rağmen duşta rengarenk bir suyla karşılaştım. Onunla bile oynadım hatta... Neler oluyor bana ya.
