kamp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kamp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2019 Cumartesi

Sanırım kamp o kadar kötü değil

En son kamp yaptığımızdan bu yana gece zamanı düşününce kamp yapmayı sevmiş miydim yoksa sevmemiş miydim doğrusu iyi hatırlamıyorum bile. Ama rezervasyon yaptırmadan önce bildiğim kesin bir şey vardı ki o da istediğim şeyin çadır değil bungalov olduğuydu. Her şeyi kabul edebilir bu bünye ama duş ve tuvalet fazlasıyla önemli bence. Bizim çocuklarla da konuşunca onlara da kabul edilir geldi tabi. Hoş, onlara kalsa taş üstünde yatıp buldukları çalılıklara dalarlar tabi... Neyse, her ormana gittiğimde kendime ait olduğum yer burası diyerek bütün börtü böcek dolu yerlere atıyorum. Kendi başına böylesine bir muhteşemliğe dönüşen ormanları ne diye katlediyorlar aklım almıyor doğrusu. Muhteşem bir dinlenme sonrası yenilenmiş bir şekilde döndüm evime. Şimdi düşündüm geçtiğimiz 3 gün ne yaptım diye de sanırım sadece hamakta yaşadım. Hamak da benim değildi üstelik. Arkadaşlarımdan biri arabanın bagajından çıkardığında resmen sevinçten havalara uçup hemen kurdurdum. Benim hamakta yaşadığım aşkı görenler de hiç dokunmadılar tabi. Bu bitmek bilmeyen hamak sefamda birkaç kitap okudum ki bunlardan biri de Erlend Loe'dan Doppler sonra da Bildiğiniz dünyanın sonu. İkisini de bir çırpıda bitirdim ki ikisi de çerezlik küçük kitaplar zaten. Kitapları tavsiye eder miyim diye sorarsanız Doppler bence kesinlikle okunması gereken bir kitap hem çok eğlenceli hem de altta verdiği doğaya dönüş fikri çok güzel işleniyor. İkinci kitaba gelecek olursak onu çok beğendiğim söylenemez ama "bu neden böyle oldu ya" diye kitaba biraz internette bakınca aslında serinin 3.kitabının 2.kitap diye çıkmış olmasıymış sorun. Neyse yine de Doppler okunabilir diyorum sadece. İçimden gelmiyor değil her şeyi bir kenara bırakıp kendimi dağa taşa vurayım öyle yaşayayım ama kesinlikle bunu yapacak cesaret yok bende ben tanıyorum kendimi. Yine de çok güzeldi ama kamp gibi olmayan kampımız. Şuan salondaki koltuklardan birini atıp bir köşeye iskandinav hamak mı yaptırsam diye düşünüyorum doğrusu. Off! Çok güzel olabilir aslında...

16 Temmuz 2015 Perşembe

Tatil bitti...

Geçtiğimiz hafta benim için fazlasıyla hızlı geçti. Kamp genel anlamda çok güzeldi ama çok sinir bozucu anları da olmadı desem yalan olur ki sinek böcek değil benim en büyük derdim tuvalet oldu. Kamp alanlarının dolmuş olması gibi sebeplerle yine izin verilen ama imkanların elimizde olmadığı bir yere kurulduk. Sanırım abimin istediği de böyle bir şeydi çünkü o kalabalıkta ailelerin dışında erkek grupları çokça vardı ve ilk konuşmaya gittiğimiz yerde arabadan ben ve Yelda çıkınca bile birbirlerini dürtmeye başlamışlardı. Neyse elimizde imkan yok derken demek istediğim şeylerden biri duş ve tuvalet imkanı. Aslında o kalabalık yerde yine istesek de rahat olmazdım ama en azından olurdu orada düzgün bir yer. Bir tane pansiyon belirledik oraya gittik yemek tuvalet ve duş gibi ihtiyaçlar için. Ama bunun dışında her şey güzeldi hayatımın en güzel rahatsızlığını yaşadım diyebilirim. Bir de bronzlaşmamış olsam daha mutlu olabilirdim ama güneş kremi böcek çekiyor, böcek savar sprey güneş kremi etkisini gideriyor. Hal böyle olunca cha kırmızı/bronz karışımı bir renkle eve geri döndü.

Yol yorgunluğu, hazırlıklar ve dinlenmeden sonra hali kalmamış bir şekilde sızmıştım ki yengecim ve abicimin şiddetli kavgasıyla uyandım. Birbirlerine bağırdılar çağırdılar derken tek kişilik çadırımda 2 gece Yelda'yla yatmak zorunda kaldım. Zorunda diyorum aslında ama ben bu kızla böyle iyi geçineceğimi asla düşünmezdim. Baya iyiydik onunla hatta biz iyi oldukça Yelda abimden daha da uzaklaştı derken beyfendi sinir küpü oldu. Olay da abim söylemedi ama Yelda'nın söylemiyle kısaca kıskançlık. Tabi ben de bir kız olarak hem cinsimin tarafını tuttum o kısmı geçmeyelim. İşte bu ikisi kavga edince abim de Murat abiye sardı ikisi takıldılar sonra Yelda ilk sarhoş anında yelkenleri suya indirip beni satıp abimin yanına döndü. Bu arada Yelda'yla kaldığım o kısa sürede geceleri birbirimizle normaldekinden çok daha fazla iletişimimiz oldu ve abimin bu kızdan neden ayrılamadığını az çok görmüş oldum. Bir ara beni yine sinirlendirirse hakkında edindiğim şeyleri buraya yazar sinirimi atarım tabi de şu an için içimden gelmiyor aramız iyi olduğu için. Bir ara yanımıza yabancı bir abi/amca karışımı yaşını asla tahmin edemeyeceğim bir adam geldi, güvenliyse ve bizi rahatsız etmezse kalabilir miyim diye sordu bizim ağır abilerimiz de kabul etti. Adam yanımızda 3 gün kaldı ama fazlasını istese de olmazdı sanırım çünkü bir gece fark ettik ki adam denize çıplak giriyor. Yelda ve ben için bu durum komik olsa da kızdı bizimkiler bir kere adamla konuştular hemen özür falan dilendi etti adam sonra gitti. Ben götürdüğüm kitapların sadece birini okuyacak fırsat buldum o kadar boşluğun arasında nasıl olduysa ama temiz hava uyutuyor beni ne yapayım. Bu arada hayatımın en büyük rezilliklerinden birini yaşadım bu ara o da geri dönmemize 2 gün kala Murat abinin "cha sen hasta mıydın? E denize nasıl girdin?" demesi Yelda'nın "hiiiiggg... Cha üstün batmış" diye sessiz uyarısı ve benim yerin dibine girişimle oldu. Üstümü değiştirip hazırlanmamız normalde olması gerekenden çok daha kısa sürdü diyebilirim. Son günleri minicik bir pansiyonda yine ben ve yelda abim ve murat abinin bir odada olduğu şekilde bitirdik. Hayır zamanım bile değildi ne diye erken oldu da son günlerimizi batırdı bu durum anlamadım ama gelişini hissetmemiş olmam rezilliğin en son noktası oldu. 

7 Temmuz 2015 Salı

Tatil kapıda!

Yarın sabahın köründe yola çıkıyoruz şu daha önce içim içime sığmazken bahsettiğim kamp için. Oralarda telefonum çeker mi ya da fırsat bulup 3-5 bir şey yazar mıyım hiç bilmiyorum ama sanırım yazmam. 2 kitap alıyorum yanıma biri kendime ne kadar okumayacağım desem de Zamska'nın şurada bahsettiği Gözlerindeki Şeytan diğeri de kütüphanemde olduğunu unutmama ramak kalmış Amat (İhsan Oktay Anar) ve ikisini de bitirme planım var bu bir haftada. Bu süreçte kitaplar dışında sinek ısırıkları, sıcak ve güneşle fazlasıyla haşır neşir olacağım gibi görünüyor. İlk olarak Lady daha sonra bütün arkadaş çevremin sürekli olarak "sinek kovucu al!" uyarılarından sonra ne almam daha doğru olur diye bakındım internette ve aslında almama pek de gerek olmadığını gördüm çünkü cilt için sinek kovucu elde yapılabilen bir şeymiş. Önce gittim gratisten sprey şişesi aldım sonra limon yağı ve suyla karıştırınca tadaah! Aslında ne kadar işe yarayacak bilmiyorum ama en kötü ihtimalle ilk 1-2 gün dener sonra çok sevgili müstakbel "yengem"den alırım off'u. Bir de lavantalı karışım yaptım ama onun kokusu bana bile ağır geldiği için kullanacağımı sanmıyorum. Neyse sinek ve böceklerin tatilimi batırmasına izin vermeyeceğim için dert etmiyorum. Önemli olan nokta abimin gerçekten beni unutup kendi halime bırakması. Onun dışında Murat abi bakmaz zaten benim ne yaptığıma. -Ne zaman baktı ki zaten-