Bir şey olacaksa siz ne yaparsanız yapın o olur bunu sürekli olarak kendime hatırlatıyor olsam da hatta bu gerçeği biliyor olsam da sanki tersine döndürebilirmişim gibi bir inanca girdim. Tabi ben böyle düşünüp planladım diye hayat da aynı şekilde bana plan yapmaz, yapmadı da. Bu adam hasta olduğu süre boyunca kendini sürekli benden çekse de ve ben son zamanlarda ne kadar aptala yatıyor olsam da buraya kadarmış. O kıza karşı hissetmediğine emin olduğu ve üstüne binlerce kez öyle olmadığına dair yemin ettiği halde beni buna inandırmaya çalışmadı. Dümdüz ve duygusuz söylediği o laflar ikimizin çevresinde havada bomboş döndü durdu hatta. O ilişkinin bitmesi gerektiğine kararı ben giderken vermişti zaten kafasında ama bana karşı sürekli "onu üzemem, bitirecekse bu ilişkiyi o bitirmeli" düşüncesi olduğu için benim tekrar konuyu açmamı hatta bitirmemi bekledi. Bunu gördüm onda görmedim değil ama bir umut dedim belki ben yanılıyorumdur, kendi kafamda kuruyorumdur. O ne kadar topu benim üzerime atmış olsa da ben kendimde tutup konuyu açmadım ama yine lanet olası bir alkol alımı sonrasında -ki artık hayatımdan alkolü çıkarabilirim çünkü Fatih'le başımıza ne geldiyse hep içince geldi- konu bir şekilde geldi yine o kıza. Susmaya çalışsam da susamadım ve en sonunda ne o benim kendi kafamda kurduğum şeyler yüzünde üzülmemin doğru olduğunu ne de bunu ona belli edip ya da etmeyip üzülmesini sağlamamın doğru olmadığını söyledi. Haklı, bir arkadaşımın başına geliyor olsa bu durum ben de ayrılmasını önerirdim çünkü iki taraf da anlamsız bir strese ve güvensizliğe girecek sonuçta. Lise zamanı tanıştığı kızla gittiği, yaptığı şeylerin haddi hesabı yokken İstanbul'da nereye gidersek gidelim onunla da bir anısı var. Bunları bana söylemiyor olsa da ya da ben konusunu açıp ona sormuyor olsam da kafamın içindeki o küçük tilkiler gezinmeye devam ediyor. Evde o hasta halinde yatağında yatarken bile annesinin lise mezuniyetinden kalan o fotoğrafı saklaması bütün gece gözümü kırpmamı engelledi. Daha önceki gelişlerimde de o kızdan haberim olmadığı için daha doğrusu ona olan duygusunun bu derece derin olduğunu bilmediğim için önemsemeden geçip gitmiştim ama aslında o kızdan ne çok şey var hala onda. Kitaplığında bile kaç tane kitap var zamanında ondan alıp geri vermediği ki en önem verdiği şeydir aldığı kitabı geri vermek ve ondan alınanın da geri verilmesi. Görüşmüyorlar aslında çok uzun zamandır hatta o kız artık evli bile diğer arkadaşlarından öğrendiğim kadarıyla ama ondaki bu "onu sevme" alışkanlığını ben kendime yediremiyorum. Çivi çiviyi söker derler ya bir daha asla bir insana bu önerinin benzerini bile yapmayacağım çünkü karşı taraf için sadece acı başka bir şey değil. Şu an bile saati önemsemeden gözyaşlarıyla boynuna sarılmak "benim için sorun değil" demek istiyorum ama bunun bir sorun olduğunu ve bunun altından kesinlikle kalkamayacağımı da biliyorum. Yine olmadı be blog, yine yalnız ve bu sefer aynı zamanda üzgün giriyorum yeni yıla...
fatih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fatih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Aralık 2018 Perşembe
17 Aralık 2018 Pazartesi
Keçi onun yanında halt etmiş
Merhaba arkadaşlar, 3 gün boyunca erkek arkadaşından haber alamadığı için sinir krizleri geçiren bir Cha var karşınızda. Aslında hala alamıyor değilim, aldım haberi öğrendim sorunun ne olduğunu yoksa o sinirle buraya gelip post giremezdim doğrusu. Ben pamuk ipliğine bağlı bir sinirle "ne olacak bizim bu halimiz? Düzelecek miyiz? Yürütebilecek miyim?" acaba diyerek günlerimi geçirirken aynı zamanda işlerimi yoluna koymaya çalışıyordum. Daha sonra işten geç saatte çıktığım bir gün yazdım ben buna ama bir cevap alamadım. Neyse dedim önemli değil cevap yazmayı unutmuş olabilir çünkü aynısını ben de yapıyorum, diğer gün olduğunda işten sonra bir planı olup olmadığını sormak için bu sefer aradım ama telefonu açmadı... Tamam dedim yine müsait olmayabilir, telefon başında benim aramamı beklemiyor sonuçta. Bu şekilde 3 gün boyunca hiçbir şekilde cevap alamayınca kendisinden en sonunda yeter dedim bir şekilde kendisine ulaşmam gerekiyor! Tartışma yok bir şey yok neden bir anda hayatından çıkarıldım merak ettim açıkçası. Aynı zamanda acaba başına bir şey mi geldi diye de düşünüyorum tabi o ayrı mesele. Fatih'in yakınından birini arayıp nerede olduğunu sormak benim düşüncemde çok doğru olmasa da iş yerine gidip oradaki arkadaşlarından birine sorsam daha iyi olabilir diye düşündüm ve çalıştığı yere gittim. Hasta olduğunu söylediler... Adam iş yerinde herkesin içinde yığılıp kalınca birkaç gün izin vermişler kendini toparlasın diye. Son zamanlarda aşırı yorulduğunu ve biraz da rahatsız olduğunu biliyordum doğrusu ama bu şekilde hasta olduğunu düşünmemiştim hiç. Hemen kalkıp evine gittim tabi ne kadar komşularından kaynaklı onun evine gitmemi pek sevmese de (ailesine yetiştirileceğinden tedirgin oluyor) kalktım gittim. Kapıyı alacaklı gibi çalıp açmasını sağlamak biraz zor olmuş olsa da korkunç bir durumdaydı diyebilirim. Sanki yataktan kalkmış ama tekrar yatağına gidemeden yolda tekrar düşecekmiş gibi bir hali vardı. Gözleri yarı açık yarı kapalı "senin ne işin var burada" dedi gibi oldu ama sonra benim cevabımı dinlemeden odasına gidip kendini yatağa, yorganın içine attı. Doktora gittin mi diye sordum "yok" dedi, yemek yedin mi diye sordum "yok" dedi ilaç aldın mı dedim ve ona da "yok" diye cevap alınca sıvadım kolları tam bir hasta bakıcı oldum. Abime yalan söylemekten hoşlanmamış olsam da Mine'de kaldığımı söyleyerek bütün gece ateşini bile kontrol ettim iki gün boyunca. Şuan iyi mi derseniz hala hasta ama kesinlikle doktora gitmeye ikna edemiyorum. Geldiğim günkü halinden çok daha iyi belki ama inat ki ne inat! Tam olarak deli ediyor beni ama müdürüme yarın için gelemeyeceğimi söyledim bile. Ne kadar inat olsa da onu evde kesinlikle kendine bakmayacağını bildiğim bir şekilde bırakıp gidemem, gitsem de sadece gitmiş olurum hiçbir işe yaramam. Şuan bile tıs tıs uyuduğunu bildiğim halde salonda bilgisayarın başına geçtiğim için kendimi kötü hissediyorum. Bir süre daha yanından ayrılamayacakmışım gibi geliyor ya bakalım...
6 Aralık 2018 Perşembe
Sonunda kavuştuk
Döndüm arkadaşlar sonunda. Kendi yatağımda yatmayı nasıl özlemişsem hiç çıkasım yoktu rahat 1 hafta daha orada kıpırdamadan yatabilirdim ama iş güç olunca mecbur kalkmak zorunda kalıyor insan. İşe başlar başlamaz inanılmaz bir yoğunluğun ve iş trafiğinin içine girdim ve şimdiden "tatil lazım bana, ben tatil yapmadım ki şu süre içerisinde" demeye başladım. Bu konudaki şansımı kaybettiğim de bir gerçek ama. İlk iş günümün çıkışında tabi soluğu Fatih'in yanında aldım. Daha doğrusu ben onunla hafta sonu görüşürüm diye düşünürken o çıkış saatimde kapımda bitti. Bu adamdan ayrı kalmak benim için gerçekten zor. Şimdi ben bu adama bu kadar alışmışken ve gerçekten yıllar sonra bu şekilde bir karşılık alıyorken o konuşmaktan kaçtığım konuları ne yapacağım? Hiç konusu açılmasın, hep susalım diyerek nereye kadar gidecek? İlla bir soru işareti varken kafamda ne kadar daha bu şekilde gidecek? Ben gerçekten bilmiyorum bunların hiçbirinin cevabını...
Şu geçtiğimiz bir ay boyuca nasıl kendini işe vermiş ya da vermek zorunda bırakılmışsa normalde de fazlasıyla zayıf olan Fatih daha da zayıflamış, gözleri içeri doğru çökmüş resmen. Uykuyla alakalı sorun yaşadığını ben daha dönmeden önce bana söylemiş olsa da bu derece bir problem olduğunu düşünmemiştim doğrusu. Sorduğumda iyi olduğunu söyleyip geçiyor olsa da bir süre onun da dinlenmesi gerektiği açık. Sürekli gözüm üzerinde olsun, bir yere kaybolmasın istiyorum ama öylesi de olmayacağını biliyorum. İşkoliklik konusunu biraz da olsa çözebilsek keşke ama kişinin önce bunu kendi istemesi gerekiyor sanırım. Neyse yine de o problemli zamanın ardından onun bana karşı hiçbir şey olmamış gibi davranın sıcaklığı rahatlamam için büyük bir sebep oldu diyebilirim. Çok iyi bir oyuncu olduğunu ve problemi kesinlikle bana belli etmeyecek şekilde oynayabildiğini biliyorum ama kendim için de şuan için bunu görmezden geleceğim. O konuşma er ya da geç olacak zaten...
Şu geçtiğimiz bir ay boyuca nasıl kendini işe vermiş ya da vermek zorunda bırakılmışsa normalde de fazlasıyla zayıf olan Fatih daha da zayıflamış, gözleri içeri doğru çökmüş resmen. Uykuyla alakalı sorun yaşadığını ben daha dönmeden önce bana söylemiş olsa da bu derece bir problem olduğunu düşünmemiştim doğrusu. Sorduğumda iyi olduğunu söyleyip geçiyor olsa da bir süre onun da dinlenmesi gerektiği açık. Sürekli gözüm üzerinde olsun, bir yere kaybolmasın istiyorum ama öylesi de olmayacağını biliyorum. İşkoliklik konusunu biraz da olsa çözebilsek keşke ama kişinin önce bunu kendi istemesi gerekiyor sanırım. Neyse yine de o problemli zamanın ardından onun bana karşı hiçbir şey olmamış gibi davranın sıcaklığı rahatlamam için büyük bir sebep oldu diyebilirim. Çok iyi bir oyuncu olduğunu ve problemi kesinlikle bana belli etmeyecek şekilde oynayabildiğini biliyorum ama kendim için de şuan için bunu görmezden geleceğim. O konuşma er ya da geç olacak zaten...
30 Ekim 2018 Salı
Akşam yemeği
Kendimi bencilliğe verdiğimi söylemiştim bir önceki yazımda ve o iş çok güzel gitmeye başladı doğrusu. En azından beni eskiden beri tanıyan ya da şuan dahil yanımda kalmak isteyen kişiler beni yargılamak yerine yanımda olmaya çalışıyor ve beni boğmak yerine benimle birlikte oluyorlar. Fatih beni eski tanıyanlardan olmadığı için durumu pek doğal karşılayamadı tabi. Problemi kendinde arayıp böyle olduğu için özür diliyor falan ama durum onun düşündüğü gibi olmadığı için o özürler hep havada kalıyor. En son bu yaptığına bir son vermesini söyleyip eskisi gibi davranmasını söyleyince daha fazla üstelemedi. Şu ara "beni üzen şey" nedir onu öğrenmeye çalışıp resmen yakamdan ayrılmıyor. Bir ara komşu çocuğuna bile dalmayı düşündüğünü söyledi ama ona da itirafımı yaptım o artık benim için sadece karşı komşu ve aynı zamanda abimin arkadaşı. Geçen akşam iş sonrası için Fatih'i akşam yemeğine çağırdım. Abim ve o bir ortamda ne kadar sorun çıkmadan kalabiliyorlar test etmek istedim doğrusu. Bir problem çıktı mı? Hayır abim benim ondan beklemediğim bir şekilde medeni davranıp Fatih sanki onun tanıdığı çocuk değil de başka biriymiş gibi karşıladı. Yemek boyu sohbet muhabbet oldukça güzel zaman geçirmiş olduk. Tabi bu benim tarafımdan bu şekilde onlar kendi içlerinde neler yaşadı emin değilim ama önemli olan nokta üçümüzün kaldığı bir ortamda birbirlerine girmemeleriydi ki bu da olmadığına göre problem var denemez. Hatta bir ara şaka yollu bana karşı cephe bile aldılar. İleride tam olarak düzelirler ya da düzelmezler onu bilmiyorum ama öyle ya da böyle benim yanımda o gerginlikten kurtulmuş olmalarına seviniyorum doğrusu.
10 Ekim 2018 Çarşamba
Çözülmesi gereken sorunlar var
Her şey dışarıdan ne kadar sorunsuz problemsiz görünüyorsa içinde aslında o derece karışıklık içeriyormuş onu görüyorum ben son zamanlarda. Arkadaşlarımın gözünde güzel ilerleyen bir ilişkim ve kıskanılası aile ilişkileri olan biriyim mesela ama işin iç yüzü kesinlikle o şekilde değil. Bunu gizliyor ya da dışarıya farklı gösteriyor da değilim ama içim sıkıldığında eskiden yanına gittiğim kişiler ben her konuşmaya başladığımda çok daha büyük problemlerin de olduğunu ve benim yaşadıklarımın hayatımdaki tuz biber olduğundan bahsediyor. Bu şekilde bir öğüt verme olabilir mi? Bunu tabi ki de ben de biliyorum ama bu demek değildir ki benim şuan içim sıkılmıyor ya da çıkmazda hissetmiyorum. Her şey çözülecek merak etme ya da ben yanındayım bak bunun da üstesinden gelebilirsin deseler bile daha rahat hissedeceğim ama yok! Abim gidiyor Fatih'le konuşuyor, Fatih abimle aram açılıyor diye benden uzaklaşmaya çalışıyor, ben abimle konuşuyorum ve kavga ediyoruz, Fatih kendini iyice benden çekiyor. Abimin dediklerini biraz daha dinleyip Fatih'e ortada bir problem yokmuş gibi göstermeye çalışıyorum ama ikisi arasında kendimi parçalamaktan başka bir işe yaramıyor bu durum. Bu durumda ne yapmam gerektiğini birine danışmak istiyorum ama "ya ne güzel abin seni kıskanıyor korumak istiyor, Fatih de seni sevdiğinden uzaklaşmak istiyor ama yapamıyor" şeklinde tepkilere maruz kalıyorum. Söz konusu bir arada kalmışlık varken sanki ucuz bir dizinin içindeymişim gibi tepki görüyorum. Abim ve Fatih belki eskiden tanışıyor olabilirler ve aralarında saçma sapan bir durum yaşanmış olabilir ama üzerinden bir asır geçmişken abimin hala içinde bir öfke barındırıyor olmasını anlamlı bulamıyorum. Fatih'in durumu ılımlı karşılaması ve abimle aramın açılmasını istememesini anlayabiliyorum ama bana söz hakkı vermeden gitmeye çalışmasını kesinlikle anlamıyorum. Bana gelip başka bir sebep sunsa mesela ilgisini çekmiyor olmam, bir başkası olması ya da sebepsiz sadece benimle birlikte olmak istemediğini söylese bile bir şey demeden önüme bakmaya devam edeceğim ama kalkmış "benimleyken abine yalan söylemek zorunda kalmanı ya da aranızın bir şekilde benim yüzümden açılmasını istemiyorum" demesi kabul edebileceğim bir bahane değil. Bir de mesafe koymaya çalışıyor ama benimle iletişimi kesinlikle kesmiyor beyefendi. Hastayım diyelim ihtiyacım olmadığı halde saatlerini hatırlatıyor, işten geç çıkıyorsam eve varıp varmadığımı soruyor, bir sıkıntım olduğunu düşündüğünde hemen yanımda bitiyor ama benden uzaklaşmaya da çalışıyor nasıl oluyorsa.
Fatih bana abimle arasında geçen olayı anlattı ama abim bana anlatmak yerine sadece "o çocuğu sevmiyorum, onunla bilikte olmanı istemiyorum" diyor. Şu saatten sonra aradan onca zaman geçmişken aralarını düzeltmeye çalışacak değilim, kaldı ki bunu başarabileceğimi de pek sanmıyorum ama ben onca duruma rağmen onun sevgilisiyle alakalı sesimi çıkarmazken kendisinin bu yaptığı gerçekten sinir bozucu. Abimin Fatih'le beni tanıştıran arkadaşından da durumu dinledim, pek anlatma taraftarı olmasa da açıkça benim abimin bir hatası var ortada ama güvenilmemesi gereken kişi yine de Fatih oluyor nasıl oluyorsa. Tamam biliyorum Fatih de sütten çıkmış ak kaşık falan değil ciddi sorunları olan aslında birçok anlamda bana ters olabilen biri ama bir şekilde birbirimizi tamamlarken ve birlikte huzurlu ve mutluyken bir pürüz olmak zorunda mıydı yani? Kaç yaşımıza gelmişiz uğraştığımız şeylere bakın ama ya...
Fatih bana abimle arasında geçen olayı anlattı ama abim bana anlatmak yerine sadece "o çocuğu sevmiyorum, onunla bilikte olmanı istemiyorum" diyor. Şu saatten sonra aradan onca zaman geçmişken aralarını düzeltmeye çalışacak değilim, kaldı ki bunu başarabileceğimi de pek sanmıyorum ama ben onca duruma rağmen onun sevgilisiyle alakalı sesimi çıkarmazken kendisinin bu yaptığı gerçekten sinir bozucu. Abimin Fatih'le beni tanıştıran arkadaşından da durumu dinledim, pek anlatma taraftarı olmasa da açıkça benim abimin bir hatası var ortada ama güvenilmemesi gereken kişi yine de Fatih oluyor nasıl oluyorsa. Tamam biliyorum Fatih de sütten çıkmış ak kaşık falan değil ciddi sorunları olan aslında birçok anlamda bana ters olabilen biri ama bir şekilde birbirimizi tamamlarken ve birlikte huzurlu ve mutluyken bir pürüz olmak zorunda mıydı yani? Kaç yaşımıza gelmişiz uğraştığımız şeylere bakın ama ya...
12 Eylül 2018 Çarşamba
Ne olurdu biraz da beni sevseler
Daha önce defalarca hayvanları ne kadar sevdiğimi dile getirmiştim. Pek dillendirmesem de çevremdekilerin de ben kadar olmasa da hayvanlara karşı bir ilgisi olması ister ona göre de kendime yakın tutarım. Bu durumu bozan tek istisna da Fatih oldu ama. Çocuk hayvanları sevmiyor değil hatta eskiden bir kangal beslediğini bile söyledi ama şuan hayvanlara karşı mesafesini koruyor, benim gibi sürekli iletişime geçmeye çalışmıyor. Tabi kaçan kovalanır misali benim peşinden koştuğum ne kadar kedi ne kadar köpek varsa hepsi Fatih'in ayaklarının dibinden ayrılmıyor! Geçen pazar Kadıköy'de birlikte kahvaltı ederken hamile bir kedi tam masamızın yanına yattı. Tabi bunu gören ben konuşmayı bırakıp anında onunla ilgilenmeye başladım (2 gram sevgi dilenmeye başladım daha doğrusu). Ben elimi uzatıyorum sevmek için arkasını dönüyor, yaklaşıyorum tıslıyor falan baya nefret kustu iki dakikada. Daha sonra Fatih elini uzattı ne tepki verecek diye anında yanına gitti sürünmeye başladı! Tabi sinir oldum o an ama dişi kedi hamile falan hormonları erkeklere yaklaştırmıştır onu diye saçma bir teoriyle kendimi sakinleştirdim. Daha sonra başka bir kedi gözümüzün içine bakıp yiyecek bir şeyler dilenmeye başladı. Kedi öyle içli içli bize baktıkça benim de içim parçalandı ve Fatih'in tabağından bir şeyler vermesini istedim. Başta pek yanaşmadı sonra beni kırmamak için bir salam verdi kediye. Kedi salamı yedikten sonra onu sevmeme izin verir diye düşündüm ama elime bir tokat yedim diye üzgünce geri çekildim. Fatih de "nasıl oluyor da hiçbir hayvan seni sevmez" dedi ve beni kalbimin orta yerinden vurdu! Hayır bir de bu söylediğinin gerçek olduğunu ben biliyorum ama illa karşı çıkacağım ya "sen yemek verdin ondan benim onu sevmeme izin vermedi. Ben verseydim yemeği beni de severdi" dedim. Fatih de tek kaşını kaldırıp tabağındaki sosislerden birini peçeteyle elime verdi "al bunu da sen ver, madem öyle düşünüyorsun" dedi. Kedi benim elimden yemedi tabi... Fatih elimden sosisi alıp kendisi uzatınca kedi yine afiyetle yedi ama. Daha sonrasında gelen dalga geçme ve gülmeleri tahmin edebiliyorsunuzdur zaten. Hayır yani benim sevgimin 1/10u sevilsem razıyım baya nefret ediyor hayvanlar benden. Hani bu haksızlık değil de nedir?
10 Eylül 2018 Pazartesi
Aşk mı? Takıntı mı?
Duygusal çöküntülerim, buhranlarım ve içime kapandığım şu yaz dönemini ufak ufak atlatırken Eylül ayıyla kendime geldiğimi söylemem gerekiyor. Yaz aylarında nedense mutlu olamıyorum artık sonbaharla birlikte başlıyor her şey bende. Geçen Kasım ayında tanıştım Komşu Çocuğuyla ve tanıştığım an itibariyle ciddi anlamda tutuldum kendisine. Çelloya yeniden başlamış olmak olsun, aslında ilgim olmayan futbol konusunda sanki bir fanatikmişim gibi ilgili hareketlerim olsun, onu uzaktan izlemek her an konuşmaya çalışmak olsun birçok çabam oldu kendisiyle ilgili ama bir şey oldu mu? Hayır olmadı. Çocuğun sevgilisiyle bile tanıştım o da yetmedi birlikte yemeğe bile gittik! O olay nasıl oldu diye soracak olursanız da şöyle, bir akşam ders çıkışı benim karnımda filler tepişiyordu ve bunu oldukça gürültülü yapıyorlardı diye Komşu Çocuğu bana yemek ısmarlamak istediğini söyledi. Sevgilisi olduğunu bildiğim halde kendisine olan ilgim bitmemiş olduğu için de atlamıştım bu konuya ama akşam kızın da bize katılmasıyla ne yediğimden bir şey anladım ne de sohbetten. Çok hatırlamak istediğim türden bir anı olduğunu söyleyemem aslında çünkü o gün anladım o kızın cidden rahatsız bir tip olduğunu. O gün aynı zamanda Komşu Çocuğundan biraz uzaklaşmam gerektiğini hissettim ve kendimi başka bir yöne çevirme kararı aldım. O karar zamanında da abimin arkadaşlarından birinin tanıştırdığı bir çocukla görüşmeye başladım. Aslında hayatımda çok kalmaz diye kendisine bir isim vermemiştim ama adı artık çok geçeceği için Fatih demek daha doğru sanırım. Aslında Fatih'le tanıştırılma sebebim tamamen işle alakalı bir durumda yaşadığım bir sıkıntıydı ve abimin arkadaşı sorunu Fatih'in çözebileceğini düşününce bizi tanıştırmıştı. Başta sorunu çocukla telefonda konuşup halletmiş daha sonra hiç iletişime geçmemiştik ama bir gün iş çıkışı arkadaşımla gittiğim bir yerde onunla karşılaşınca ve birlikte oturmayı teklif edince resmen tanışmış olduk. Daha sonra aralarda görüşmeler, nadir telefon konuşmaları derken hayatıma girmiş oldu. Fatih'le nasıl bir durum içinde olduğumuzu zaten burada yazmıştım. Tamamen açık olduğum bir insan varsa o kişi Fatih hatta. Peki şuan Fatih'le bir ilişki içinde miyim ya da Komşu Çocuğuna olan ilgim devam ediyor mu diye soracak olursanız da cevabını bilmiyorum. Fatih gerçek anlamda yanımda kalmasını istediğim, konuşmayı, tartışmayı hatta sarılmayı, dokunmayı çok sevdiğim birisi ama Komşu Çocuğunu unutmuş değilim. Fatih'le konuşurken o yazarsa ona ihanet ediyormuş gibi hissediyorum hatta. Komşu Çocuğuna karşı olan duygularım nedir onu da anlamış değilim doğrusu. 1 yıl süren platonik duygu mu olurmuş yahu? Takıntı ya da hırs mı diyeceğim ama bir şeye bu şekilde takılıp kalacak bir insan da değildim ki ben. Hala içimde bir yerde Fatih'e karşı haksızlık ettiğimi düşünüyorum ama hayatımdan çıkaramıyorum da. Bir ara denedim hatta yavaş yavaş çıkarmayı ama anında fark edip karşı atağa geçti. Üstüne bir de onunla konuşmadan aldığım kararlar yüzünden çocuk gibi azar işittim. Kısaca Komşu Çocuğu takıntım ve Fatih arasında kafa karışıklıklarıyla gidip geliyorum bir süredir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






