Duygu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Duygu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2015 Çarşamba

Duygu -Işıl Parlakyıldız-

Bir süredir Duygu hakkında yazmak istiyordum ama bir türlü bir yerlerimi kaldırıp yazamamıştım. Işıl Parlakyıldız, Köle'den tanıdığım wattpadde çok sevdiğim yazarlardan biri. Hem kurgusal dünyaları olarak hem de dili olarak oldukça şirin buluyorum kendisini ki Duygu'yu da bu sebeple severek okudum.

Tanıtım bülteni;


Anne sıcaklığı, baba emniyeti olmayan bir dünyada ayakta kalmaya çalışan kırılganlık abidesiydi Duygu. Üç yoldaşı vardı onu taşıyan. "Develerim" derdi onlara. O develer ki İstanbul'un en arızalı tipleriydi. Her ne kadar bela makinesi olsalar da Duygu için tek bir gerçek vardı;


"Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı." 



Ve hayat onlar için bir duadan ibaretti. İyiyim…iyiyiz… biz hep iyi oluruz. Güçlü olmayı en zorlu yollarda öğrenmiş dev bir çınardı Sedat. Hayatta yorulmuş, aşktan ?çoktan vazgeçmişti. Yüreğini ördüğü çelik duvarlar arasına saklamış acımasız bir adamdı o. Acılarla ?atılmış düğümlerin arasında filiz verebilir miydi aşk? Meleği şeytana döndürüp, şeytanın ruhunu ele geçirebilir miydi aşk?


~~


Kitapta çok sevdiğim iki cümle var. Biri "Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı." biri de "iyiyim... iyiyiz... biz hep iyi oluruz". İlk cümle kitabı aslında çok güzel özetleyen bir cümle. Diğeri de kişinin kendini motive etmesi açısından kurabileceği çok güzel bir cümle ki kitapta Duygu bu söz için "dua gibi" diyor sürekli. Gerçekten bir dua gibi tekrarladıkça rahatlatıyor insanı.

Duygu, çıtı pıtı ailesini kaybedip develerim dediği üç erkeğe sonsuz bir sadakatle bağlı bir kızdır. 17 yaşında yaşadığı trajik olay sonrasında hayatını kurtaran Sedat, Ali ve Bekir sayesinde tekrar hayata tutunmuş ve yaşamını sürdürmeye de devam etmektedir.

İlk olarak söylemeliyim ki bu tür kitaplar normalde yüzüne dönüp bakmayacağım erkekleri bana sevdiriyor. Ama sadece kitap içerisinde sevdiriyor neyse ki gerçeğe vurmadım. Neyse, Sedat, Bekir ve Ali tam anlamıyla ağır abilerimiz olup aynı zamanda Duygu'yu her anlamda koruma altına alan kişiler.  Tabi bunu tam bir sıkı yönetimle yaptıklarını söylemem lazım çünkü örneğin Duygu telefonu açmasın Sedat utanmasa var olan bütün adamlarını Duygu'nun yanına yollayacak yaşayıp yaşamadığına bakmaları için. Ali ve Bekir deseniz onlar da aynı tas aynı hamam. Ama hepsi gönüllerde farklı yer edecek kişiler. Ali özellikle favorim! Çapkın falan ama o yakışıklılık, o şapşallıkla kim çapkın olmaz ki? Çıksa karşıma onun gibi biri ben durmazdım şahsen. Bekir deseniz aşk adamı. Sevdiği kız için yıllarca acı çekmiş ve sonra muradına ermiş arkadaşımız. En oturaklı abimiz kendisi. 

Kitap Duygu'nun ağzından onun yaşadıkları şeklinde ilerlediği için fazla bir şey yazamıyor olmak biraz sinirlerimi bozdu şuan. Öyle ki yazsam, konuşsam spoilera çıkacak onca şey var. Ama şunu söyleyebilirim ki her kitapta olan saf aşık kız ve onun aşkını geç fark etmesi sonucu ortaya çıkan durumlar. Duygu'nun aptallığı yüzünden bir ara sinir krizleri geçiriyordum kitap başında ve ortalarında ama sonra neyse ki düzeldi. Tamam ben de birlikte büyüdüğüm adamın beni sevdiğine ihtimal vermem ama kafasını boynumdan çekmiyorsa, arada sadece bana gülüp içli bakıyorsa biraz şüphelenmem desem yalan olur. Oysa Duygu hemen kestirip attı "olmaz öyle şey" dedi. Daha sonra da öz güvensizliğine rağmen gördü olur muymuş, olmaz mıymış.

Kitap oldukça sürükleyici yağ gibi kayıp gidiyor sayfalar elinizden ve 600 küsür sayfa bir bakmışsınız bitmiş bile. Zaten Işıl Parlakyıldız'ın bu konuda oldukça iyi olduğunu söylemem lazım çünkü Köle'yi ben başladığım gece bitirmiştim. Ne elimden bırakabilmiştim ne de uyuyabilmiştim, başlamıştım ve bitmişti. Duygu da aynı o şekilde arada çocukların ve Duygu'nun kullandığı argo cümleler ve samimi halk diliyle oldukça beğenileceğini düşündüğüm bir kitap. Bazı şeyleri belki daha açık yazsa çok daha mutlu edebilirdi belki ama can alıcı noktaların eksik olmaması iyi kötü yetebiliyor insana. Tam böyle boş zaman değerlendirme kitabı bence kendisi.