Ailemi "bizimkileri düğünden beri görmüyorum" bahaneleriyle birkaç gün darladıktan sonra hiçbir lafı kabul etmeden yine sırt çantamı alıp Emre'nin yanına gittim. Aslında Batu ve Defne de orada ama benim şu durumda ihtiyacım olan kişinin Emre olduğunu düşünerek direkt kimseye haber vermeden onun yanına gittim. Okul bitti, mezun olduk ama çocuk bir türlü ben ve benim iniş çıkışlarımdan kurtulamadı. En son sanırım yine bu zamanlarda Serkan yüzünden üzgündüm ama bu pek onun gibi de değil. Serkan'da kabul etmeyen, bizden olmaz diye direten bendim ama Komşu çocuğunda işler bir tık farklı. Salt bir platoniklik bu sefer ki onun acısı Serkan'da yaşadığımdan daha betermiş onu anladım. Bende bir sorun mu var? Neden o da benden hoşlanmıyor? Bu gibi anlamsız soruları kendime sormadan edemiyorum. Evet, biliyorum kimse kimseyi sevmek ya da hoş bulmak zorunda değil. Keza Komşu çocuğu da sırf ben ondan hoşlanıyorum diye benden hoşlanmak zorunda değil ama bunu beynim söylüyor, kalbim kabul edemiyor. Dün işten döndükten sonra apart topar birkaç giysi alıp çıktığımda hemen apartmanın kapısında karşılaştık Komşu çocuğuyla. Bırakma karar aldığımdan beri dersleri ekmeden kendisinden köşe bucak kaçtığımı fark etmiş olacak ki ayaküstü "artık pek görüşemiyoruz" diye konu attı ortaya. Çocuğun yüzüne bakıp "aa öyle mi? Hiç fark etmemişim" desem de ondan kaçtığım açık. Hafta sonu işim olup olmadığını sorduğunda neredeyse kendimi bir yıkım içinde hissettim. Oyun hamuru gibi oynuyor sanki ama işin özünde hiçbir şeyin farkında değil! Hafta sonu şehir dışında olduğumu söylediğim zaman bile yüzündeki o aptal gülümsemeyi kesmeden "o zaman dönünce görüşürüz" dedi. İstemiyorum! Kesinlikle görüşmek istemiyorum çünkü onun düşüncesizce benimle flört etmesi beni bitiriyor. Sırf bu yüzden Cuma gecesi Emre beni kapısında buldu ya zaten. Komşu çocuğuna göre önemsiz şeyler benim için önemli. Kendime bunu anlatmaya çalışıyorum ama pek başarılı olduğum söylenemez. Emre'ye göre zamanında yaşamadığım ergenliği şimdi yaşıyorum ki bana göre de öyle ama bu şu an yaşıyor olduğum gerçeğini değiştirmiyor. Neden benimle ilgilenmediğini düşünürken oturup ağlamış değilim şimdiye kadar ama içimdeki üzüntüyü bir şekilde dışa vurmak gerekirse ona vurmak istiyorum. Her şeyi; tanışmamızı, dersleri, flörtlerimizi, eve dönerken yol uzatmalarımızı hatırladığım derece en ince ayrıntısına kadar anlattım Emre'ye ve Komşu çocuğu için söylediği tek şey "o çocuk salak" oldu. Evet! Kesinlikle katılıyorum! Ama bu ondan hala hoşlandığım gerçeğini değiştirmiyor. Emre'ye göre çocuk aslında her şeyin farkında ve ilgi hoşuna gittiği için benim açılacağım anı bekliyor ama bana ona açılmam için gereken cesareti vermediği için bıraktım ya zaten. Bence beni o şekilde görmüyor o. O farkında olmadan sadece yakın davranıyor ben de bir dur diyenim olmadığı için kendimi fazla kaptırdım. Bu da geçecek biliyorum, şuan biraz sarsmış olsa da geçecek...
düşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Aralık 2017 Pazar
20 Ekim 2015 Salı
Gülme komşuna gelir başına demişler, çok doğru demişler
İki gün önce Lady'nin şu yazısına gülüp onunla birazcık eğlenmiş olabilirim ama küçük bir eğlence, böyle saf, masum birkaç gülücük o kadar...(yalan söyledi) Art niyetsiz yaptığım ironide de ciddi değildim aslında (bu doğru işte!) Bkz."Yoksa sen çok düzgün yürüyen, topukluyla engelli koşu bile yapabilecek kabiliyette birisin düşmek kim sen kim dimi ama ahahaha" Tabi benim bu saf minik eğlence içeren dalgacı halim gitti bir nebze beterini yaşattı. Arkadaşlar, siz hiç evinizden kırk beş dakika uzaklıktayken kamuya açık bir alanda merdivenden düştünüz mü? Hatta önünüzde yürüyen kendi halinde belki de arkadaşlarının yanına giden tanımadığınız bir çocuğun da düşmesine neden oldunuz mu? Ben oldum, tavsiye etmiyorum. Olay tamamen benim telefondan müzik seçerken yürüyen merdivenler çok dolu diye normal merdivene yönelmemle gerçekleşti. Ayakkabımın hafif tabanı merdiven basamağında olan çok az bir ıslaklığı gördüğü gibi kaymama ve öne doğru uçmak suretiyle önümüzdeki çocuğu da itmeme neden oldu. Basamakların bitmesine az kalmış olsa da hasar var mı? Var. Düşerken çocuğun küfür etmesini falan anlık hatırlıyorum ama kendi düşüşümü görmedim, o kadar hızlı oldu ki o an sadece kendimi birazcık daha yana atıp çocuğun üstüne binmememi sağlayabildim ki bir de o rezilliği kaldıramazdım. Çocuğun yerden kalkıp "ne oluyor (küfürlü kısım)" demesiyle yaptığım tek şey acıyla inlemek oldu. Zaten o an yanımıza o kadar çok kişi doluştu ki aklımdan "kafamı vursaydım bir yere de ölüp kalsaydım" demedim desem yalan olur. Yırtılan pantolonum, aşınan diz kapağım, burkulan ayak bileğim ve kendimi yana atarken incittiğim el bileğimle süper bir kombinasyon oluşturdum anlayacağınız. Çocuk mu? O hayvan herifin hiç bir şeyi yoktu. Ben orada acı çekiyorum aynı zamanda mahcubiyetten ölüyorum, özür dileyip duruyorum sürekli ama o kalkmış beceriksizliğimden, sakarlığımdan vb. özelliklerimi vurgulayarak biraz ah uh etti o kadar. İnsan kibarlık olsun diye önemli değil falan der ama yok zaten yerin dibindeydim iyice gömdü beni oraya. Hayvan herif üzerini silkeleyip giderken benim de kalkmama bir amca yardım etti, teyzenin teki rengimin gitmesinden kaynaklı bir yerden su aldı içirdi, yanağıma falan su vurdu ve yaşıtım bir çift de hastaneye gitmem için ısrar edip yardım edebileceklerini teklif ettiler. Normalde arkadaşımın evine gidiyordum ama o durumda aradım o benim yanıma geldi. Zaten buluşma da o an iptal oldu çünkü burkulduğunu bildiğim ayağım ayakkabının içinde şişerken üzerine basmak ölümden beterdi. Buzda bekletmemiz sarmamız ve iş çıkışı yoğunluğu azaldıktan sonra eve dönmemle zaten hala yattığım yerden kalkabilmiş değilim. Elimde bir sıkıntım yok, çok saçma hareketlere girmediğim sürece normal kullanabiliyorum sadece azıcık sızısı var. Dizimin aşınan kısmında da minik bir yanma var ama o da hiçbir şey değil, tek sorunum ayak bileğim ki sıcağı sıcağına üzerine birazcık basmamın acısı hala geçmiş denemez. Evde zaten yatıyordum şimdi gerçek anlamda yatıyorum üstüne biraz da ağrı çekerek..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

