hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2019 Çarşamba

"Asla vazgeçme! Sen bunu yapabilirsin"

Bugün şans kurabiyemden tam da başlıktaki yazı çıktı. Özellikle son zamanlarda kendime kesinlikle güvenim yokken nasıl olacak da bir şeyler başaracağım ben de çok merak ediyorum. Bir de resmen her şeyden vazgeçmiş olmam da cabası. Cuma akşamı bir arkadaşın doğum günü için birkaç arkadaş buluştuk. Aslında gitmemem benim için çok daha iyi olabilirdi Fatih'i göreceğim için ama kendime sürekli "o var diye ortamlardan uzaklaşamam, bu yaptığım beni güçsüz gösterir" dediğim için olduğumdan çok daha "güçlü" bir görüntüyle gittim buluşma yerine. Dışarıdan gerçekten o şekilde mi görünüyordum emin de değilim aslında ama içerideki harabeden bahsetmek dahi istemiyorum. Herkesle sohbet muhabbet derken aslında kafa dağıtma konusunda oldukça iyi bir fikir olabilirdi o da orada olmasaydı. Bütün gece öyle ya da böyle ondan kaçmış olsam da gecenin ilerleyen saatlerinde hiç huyum olmasa da hatta sevmiyor olsam da elimde sigara kapıda bizim çocukların dışında bir yerde duruyordum. Aslında bir şey düşünmüyordum o gün yorgunluğum dışında ama yanımda bir anda belirip elinde bir kadehle "nasılsın" diye sormasıyla beynimde cızırtılar oluşmaya başladı. Onunla ayrıldığımız geceki alkolü bırakma kararımdan haberi olmadığı için kadehi bana uzattı önce sonra kendisi de bir sigara yaktı. Ağzımı açıp tek kelime etmediğim halde konuşmaya başladı. Önce "böyle olmasını ben de istemezdim ama olmayacaktı, sen bana güvenmeyi seçmedin ki hiç" dedi daha sonra "imkanım olsa o lanet gece söylediğim her şeyi unutmanı sağlardım ama unutmazsın işte! Keşke o gün o masaya hiç oturmasaydın ya da hemen sonrasında gitmeseydin, daha erken konuşup senin kafanda kurmana izin vermeden silseydim hepsini" dedi. Başta her şey için beni suçlayacağını düşünsem de kendinde de hata görmüş olması beni az çok tatmin etti diyebilirim. Tabi konu bu değil... Fatih konuşmaya devam ettikçe ben sustum ben sustukça o daha çok konuştu. Beni yanında görmeyi özlediğinden de bahsetti, eskiden olan o uzun sohbetleri şimdi yapamıyor olmamızdan duyduğu hüzünden de. Bir ara iki yanağımdan tutup bütün yüzümü bile inceledi ve verdiğim tepkilere baktı ama tarifi olmayan anlar vardır ya ben de sanırım onlardan birini yaşadım. O an gözlerimin bile dolmamasını sağlamak nasıl zordu anlatmam mümkün değil. O son hareketi benim için geceyi bitirdi o an içeriye girip yalandan gülümseyip doğum günü olan arkadaşa kocaman sarılıp eve döndüm. Hızlı kalktığım için Fatih'in mesaj atacağını da biliyordum ondan telefonu uçak moduna alıp sadece kaçtım. Aslında hem mesaj atmasından korktum hem de atmamasından çünkü ikisi de ayrı ayrı kötü hissetmeme neden olacak şeyler. Şimdi sana sorarım şans kurabiyesi, hala bir şeyler yapabileceğime inanıyor musun? Şahsen ben kendime kesinlikle inanmıyorum...

19 Kasım 2018 Pazartesi

Düzeltmenin bir yolu olsa keşke

Fatihle işler nasıl düzelecek gerçekten bilmiyorum. Bugün suskunluğumuza bir dur demek adına yazdım neler yaptığını ve nasıl olduğunu sordum. Klasik bir konuşma oldu o benim neler yaptığımı sözde tatilimin nasıl geçtiğini sordu ben de "seni düşünmekten deli oluyorum" diyemeyeceğim için iyi geçtiğini kitap okuyup biraz kafa dinlediğimi falan söyledim. Sonra dayanamadım ve sordum neden o kadar zaman hiç yazmadığını o da bana "benimle konuşmak istediğini düşünmüyordum aslında" dedi. Neden öyle düşündüğünü sordum "sen söyledin" dedi. Daha fazla kafamı karıştırıp beni üzmek istemiyormuş falan öyle şeyler sayıkladı. Ben yazmasam yazmamaya devam edecekmiş bunu net bir şekilde anlamış oldum ama yine de ne yapabilirim bilmiyorum. Eskiyi öne sürmenin anlamsız olduğunu biliyorum bu yüzden ondan ayrı düşmek de istemem ama ben bile kendimi anlamazken şimdi onu sadece zora sokacakmışım gibi hissediyorum. Bir noktadan sonra yaptıkları kendi istedikleri de değil beni üzmemek için yaptıkları olacak ki bunu da istemiyorum. Yüzyüze konşmak en doğrusu aslında ama bunun için de ay sonunu beklemem gerekiyor. Net bir yol olsa "Cha şunu yaparsan düzelir her şey" dese biri ne kadar güzel olurdu doğrusu. Aylar önceki yazımda Fatihle ya çok iyi bir çift oluruz ya da denerken çok güzel bir dostluğu bitiririz demiştim, keşke ikinci değil birinci dediğim çıkmış olsaydı.

11 Ocak 2018 Perşembe

Şimdiye kadar yalnız olması bile şaşırtıcı

Ben demiştim değil mi o çocuğu boş bırakmazlar diye. Nasıl bıraksınlar çocuk müziğin bir erkekte hem ciddiyeti hem muhteşemliği gösteren şeklini meslek edinmiş, eli yüzü düzgün, konuşma kibar, düşünceli, ortamlarda sohbeti muhabbeti iyi ve arkadaş canlısı bir çocuk. Tamam böyle anlatınca çok kusursuz gelmiş olabilir kulağa ama kim sevdiğinin kusurlarını görür ya da dile getirir ki? Ben istesem de onun bazı konuştuğu çocukça şeyleri itici bulmuyorum, beni anlamıyor diye onu suçlayamıyorum çünkü kusur benim gözümde onun için var olmayan bir kelime. Ve şimdi bu durumda olan tek kız ben değilim sanırım ki son ders çıkışında bahsetti biraz bir sevgilisi olduğundan. Konuya çok farklı bir yerden girdi belki ama ben o cümleler arasında "kız arkadaşımın..." diye başlayan cümleyi duyduktan sonrası bende yok. O cümlenin devamında ne geldi? O kız kim? Güzel mi? Aynı bölümdeler mi? Adı nedir? Hiç birini ne sordum ne de o anlattıysa da duydum. Yol boyu boş boş gülümseyip onu dinleyebiliyormuş gibi davrandım sadece. Eve nasıl girdim, çelloyu kılıfından çıkarıp standına koydum hiçbir fikrim yok. Kendimi yatağa montla öylece attım sadece. Aklımdan hiçbir şey geçmedi o an. Nasıl olur da bu derece boşluğa düşebildim aklım almıyor ama olabiliyormuş demek böyle şeyler. Demek gerçekten tek damla göz yaşı akıtmadan böyle acıtabiliyormuş sevgi. Şimdiden sonra daha kolay olur her şey diye kendimi avutuyorum. Benim onu sevdiğim gibi o da bir başkasını seviyor ve karşılık alıyor... Aslında onun için mutlu olmam lazım çünkü en azından o mutlu. Daha başka ne isteyebilirim ki?

5 Aralık 2017 Salı

Kendim ettim kendim buldum

Aşk acısı benlik bir şey değil. Kendime hatırlatmaya çalışıyorum sürekli benzerlerinin nasıl geçip gittiğini, önceden olanların hiçbirini şimdi hatırlamadığımı ama beklediğim hızda olmuyor tabi. Sürekli Komşu çocuğu diye gezmiyorum hatta Mine şuan içimde neler dönüyor bilse şok olur ama oluyor bir şeyler. Dersten sonraki sohbetlerimizi artık o yönlendirmeye çalışıyor, o konuşmayı başlatıyor. Hatta bugün otobüsteyken önce yüzümün neden düşük olduğunu sordu sonra da ben cevap vermeyip kendimi gayet iyi göstermeye çalıştıktan sonra eve gelince mesaj attı "son zamanlarda neyin var? Bütün sorunlar çözülür, sen üzme bu şekilde kendini" diye. Sorunun cevabının kendisi olması ne komik değil mi? Ona açıkça "senin yüzünden üzgün, kırgın, yorgunum" demek istiyorum ama onun yerine biriken işlerden, her şeye koşamadığımdan yorgun olduğumu söylüyorum. İlgisinin açıkça arkadaşça olduğunu hissediyorum, bir insan olarak merak ediyor neden bir anda düşük bir moda girdiğimi. Yani görebiliyorum, içinde bana karşı kesinlikle benim istediğim türde bir şey yok. Biraz onu suçlamak istiyorum ama totale bakınca onun yaptığı bir şey de yok ki suçlayayım. Çocuk sıcak kanlı diğer insanlar gibi bana yakın davrandı ve ben de onu içimde büyüttükçe büyüttüm, bu kadar. Yani ne yaptıysam kendime yaptım, o bir şey yapmadı. En başta kendimi durdurmuş olsaydım şuan çok yakın arkadaş bile olabilirdik ama şuan bizim için ileride komşu ve öğretmen/öğrenci ilişkisi dışında bir şey göremiyorum. Bu psikolojinin kolay geçmesi için bir şey yok mu ya? Romantik komedilerdeki o kocaman koca dondurmalardan mı denesem? Hoş, düşünmesi bile midemi kaldırdı ama belki o "bak dünyada ne acılar var" dedirtir bana...