Olayın üzerinden birkaç sene geçmiş olsa da yıl dönümleri beni hep aynı çaresizliğe düşürüyor. O günkü ağlama seansları, elimden bir şey gelmemesinin verdiği çaresizlikle sadece kıpırdamadan ona saatlerce sarıldığım anlar. Olayın üzerinden iki yıl geçti ve ben o halimi, halimizi anca şimdi anlatabilecek güçte hissediyorum. Az önce Emre aradı önümüzdeki hafta sen de Edirne'ye gelir misin dedi önce ne için olduğunu anlamasam da o sustukça içime yine aynı ağırlık çöktü ve tabi dedim geleceğim. Tabi siz şimdi bu kız neyden bahsediyor diyorsunuz çünkü blogu açtığımdan beri beni takip edenler bilir geçen sene dahil hiç öyle üzücü bir olaydan bahsetmedim Emre'yle ilgili. Geçen sene olayın sıcaklığı durduğu içindi belki anlatmamam, bilmiyorum ama artık o günü yazabileceğimi düşünüyorum. İki sene önce Emre'nin ikizini kaybettik. Ailenin tek kızını ki Emre'nin Buğra küçük kardeşi olmasına rağmen herkesten üstün tuttuğu kardeşiydi kendisi. Liseyi çocuk gelişimi okuduktan sonra üniversite hayali kurmadan iş hayatına atılmıştı. Hayat dolu biraz hayalci kıpır kıpır bir kızdı kendisi ki benden büyük olmasına rağmen yanımıza geldiğinde ben daha çok ablası gibi olurdum. Bir keresinde evlenmek istediğinden bahsetmişti ben de yaşının küçük olduğunu falan söylemiştim çünkü o zamanlar 20-21 yaşında mı neydi. Tabi senede 2-3 kere gördüğü, ikizinin arkadaşı olan bir kızı dinlemeyip o çocukla ilişkilerini ilerletmişti. Çocuğu tanımıyordum ondan onun hakkında atıp tutamam burada ama Emre sevmezdi onu biliyorum. Bir gün ben evde kedimle evde sağa sola koşmaktan yorulmuş kendimi koltuğa bıraktığımda telefon çalmış ve Emre'nin ağlamaz ama şok, üzgün karşımı bir sesle "Cha, Esra kaza geçirmiş" dediğini hatırlıyorum. Ne olduğunu, nasıl olduğunu sormalarım sırasında Emre eve gideceğini söylemişti. Ben de o zaman gitmeyi teklif etmiştim ama istememişti. İki gün boyunca doğru düzgün Emre'den haber alamayınca kalkıp gitmiştik yanına. Bizim gittiğimiz gün kaybettik Emre'nin kardeşini. Hastanede resmen bir ailenin çöküşünü görmek hala içimi param parça ediyor. Emre'nin ağlamamak için çabaları, annesinin fenalaşmaları, babasının kızım diye yakınmaları hala gözümün önünde. İki gün boyunca tek göz yaşı dökmemişti Emre ama kaç paket sigara bitirdi o iki günde hiç bilmiyorum. Cenaze günü evde kuran olunurken peşinden çıkıp sokağın sonuna kadar takip etmiştim yeni bir paket alacakken engelleyip ben ağlamıştım onun yerine. Sarılıp susmak dışında bir şey yapmayınca kazanın nasıl olduğunu sordum. Esra'nın sevgilisinin uçuk kafayla araba kullanması sonucu kaza yaptıklarını söyledi. Bildiklerini söylerken gözlerinden önce ateş çıkıyordu daha sonra ağlamaya başladı. O kadar sıkı sarıldı ki nefes alamıyormuş gibi oldum önce ama sonra ben de tekrar ağlamaya başladım. Ne diyeceğimi bilemedim sadece sarıldım ve onunla ağladım. Ne diyebilirdim ki? Herhangi bir cümle kardeşini geri getirecek miydi? Ya da acısını hafifletecek miydi ki? Bilmiyorum ama yılın her bu zamanı aynı çaresizlik içimi sarıyor. Şimdi tekrar gidicem, üzgün bir ailenin yanında büyük oğlun arkadaşı olarak yanlarında durucam Batu ve Defne gibi. Tam atlatılmış gibi geliyor sonra yine yılın o zamanı geliyor ve aynı acıyı tekrar yaşıyor herkes.
