Hayatımın sonuna kadar pijamalarım ve ev topuzumla oturabilirmişim gibi hissediyorum kendimi. Hani sanki bundan kesinlikle sıkılmazmışım ya da bunun dışına çıkmam gerekmezmiş gibi. Keşke diyorum zamanında farklı bir yol izlemiş olsaydım da şu an evden çalışıp para kazanabileceğim bir mesleğim olmuş olsaydı. Hem öyle olsaydı İstanbul'un bu keşmekeşine katlanmak zorunda da kalmazdım. En kötü daha küçük bir şehirde bir nevi emekli hayatı yaşardım. Evet kabul ediyorum, 26 yaşımda emeklilik hayali kuruyor olmam çok doğru değil ama çok tatlı geliyor o hayat. Bir şeyler üretmeye devam ettiğim sürece de sıkılmam zaten değil mi? Evimde, kendi konfor alanımda çalışmak ahh ah ne güzel hayal o öyle. Nereden çıktı bu Cha derseniz de bugün şans eseri Feneryolu'nda Potlaç'a denk geldim. İtiraf etmek gerekirse sadece yazın Moda'da yapıldığını düşünüyordum ama yılbaşı dönemi için de açılmış stantlar ve birbirinde güzel o kadar çok el emeği iş vardı ki hepsine ayrı ayrı içim gitti. Satış yapanların yaş ortalaması biraz büyüktü kabul ediyorum ama ne önemi var ki bunun? Kadınlar bir şeyler üretmeye ve kendilerini döndürmeye devam ediyor ki bu çok güzel bir şey. Böyle bir iş bile yapabilirim dedim kendime ilerisi için ama sonradan aklıma geldi benim el becerimin bu tür şeyler için yeterli olmadığı. Bu fark ediş beni biraz üzmüş olsa da içim ısındı doğrusu oradaki ortamı görünce. İstanbul'da oraya yakın olanınız varsa bir uğrayabilir hatta. El yapımı çanta, takı, ev aksesuarı, kıyafet, battaniye vb. o kadar güzel şeyler vardı ki ben gezerken bile çok eğlendim o ortamdaki renkler sayesinde.
