Hep yakınıyorum çok yoğun olduğumdan ya da kendime zaman ayıramadığımdan ama şunu fark ettim, benim elimde bir iş yoksa tek görevi fotosentez ve solunum olan bir bitkiden hiçbir farkım yok. Elimdeki işleri ve projemi hafifletince bir de vizelerim bitince bomboş bir insan oldum çıktım resmen. Kime, neye, ne şekilde saracağımı şaşırmış durumdayım. Bugün okuldan sonra kendime 35 ml. minik bir şarap aldım evde kendi kendime içerim hem özledim falan dedim. Tekelciye bazen güven olmadığını görmüş oldum neyse konu o değil. Aldım elime kitabımı ve şarabımı oturdum koltuğa ama boş boş bakıyorum sağa sola. Elinde kitap var insan okur dimi? Yok boş duvara bakıp durdum. Aha dedim depresyon yakında benim bir uğraş bulmam lazım ama düşününce o da çıkmadı bir türlü. Hava oldukça güzel diye yürüyüşe çıkayım dedim, en son rezil olduğum parkta kulaklıklarım kulağımda hızlı hızlı yürümeye başladım. Arada küçük çocuklar gezindi sağda solda derken yorulunca kendimi yine bankların birine attım insanları incelemeye başladım. Oldukça genç olduğunu düşündüğüm kapalı bir abla iki küçük çocukla birlikte oyun oynuyordu. Önce bakıcı falan diye düşündüm ama kadın o iki çocuğun annesiymiş şaştım kaldım doğrusu -hala neyine şaşırıyorsam-.
İnsanları incelemeyi aslında çok seviyorum ama genelde bunu yanımda biri varken yapınca daha eğlenceli oluyor. Örneğin bir keresinde çocukluk arkadaşımla yine bir parkta otururken gelip geçen insanların hayatları hakkında yorumlar yapar kendi fikirlerimizle gülüp eğlenmiştik. Tabi bunu tek başına yapmak pek eğlenceli sayılmaz çünkü kendi kendime konuşuyormuş izlenimi veriyor. Hadi sessiz oldun diyelim o zaman da bir şeyler eksik hissediyorsun yine tam eğlenmemiş oluyorsun. Bugün az çok onu yapabildim tabi o ayrı.
Hamile bir kedi geldi yanıma yemek dilendi biraz, ben de uslu olmasına güvenip kucağıma aldım eve kadar götürdüm. Hatta kapının önüne koyup "beni burada beklersen yemek getiririm" bile dedim içeriye girmeden önce. Gerçekten bıraktığım yerde oturmaya devam ediyordu koydum kedi mamasını önüne bir güzel yemeye başladı. Bir de doğum yakın sanırım içindeki bebekler kıpır kıpırdı. Çok rahatsız olmasın, kaçmasın diye karnına çok tutmamayı düşünmüştüm ama baktım laf etmiyor elimin altındaki kıpırtıları daha iyi hissetmek için dolu dolu tuttum karnını. Hoş yanımda uslu durması karnı doyana kadarmış onu atlamamak lazım çünkü yiyeceğini yedikten sonra daha yüzüme bile bakmadan çekti gitti. Tabi ben içimdeki oynama aşkını bitiremediğim için eve gelince kendi kedimin üzerine atladım. Hayvan benden nasıl kaçacağını şaşırdı resmen ama elimdeki farklı kedi kokusuna da pek karşı koyamadı. Merak işte ne yapsın o da.
Yarın eğer birilerini dışarı çıkmak için ikna edemezsem bir kitap bitirir tekrar buralara boş boş gelirim herhalde. Gerçekten bana uğraşacak bir şeyler gerek yoksa sıkıntıdan saçma sapan şeyler yapacağım ki neler yapabilirim şuan bilmiyorum bile.
