taşınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taşınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Temmuz 2015 Perşembe

Cha'nın kürkçü dükkanı

Kendi evimi bırakıp tekrar anne evine dönmek şu noktada gerçekten koydu diyebilirim. Muhafazakar bir anneye sahip olunca doğal olarak önceden yaptığım her şey sıkıtlanacak ya da kavga kıyamet dahi olsa yapılacak ki ikinci seçenek oluyor genelde. Tekrar ayrı eve çıkabilmek için de biraz beklemem gerekiyor sanırım çünkü şuan yakın gelecek için ne yapacağımı hiç bilmiyorum. Lys sonuçlarıma göre elimde yeniden okumak için çok fazla seçeneğim yokmuş bu yüzden tercih zamanına kadar iyi bir düşünüp ona göre tercih yapacağım yoksa diğer öğrencilerin önünü kapatmanın bir anlamı yok. Her şey bir kenara yazdan yaza geldiğim eski/yeni odamı annem resmen ardiye yapmış! Günlerdir eşya çıkar, et, tekrar yerleştir derken omuzlarım ve belim ağrımaya başladı. Kedimi düşününce çocuk resmen yeni yer ve arkadaş görünce çıldırdı. Benim sessiz sakin koynumdan çıkmayan Çakıl'ım iki günde beni satıp annemin koynuna girmeye başladı. Besle büyüt kargayı oysun gözünü lafını artık daha iyi anlıyorum diyebilirim. 

Eve geldiğimden beri yolda tıp öğrencisi olduğunu söylediği teyzenin orasını burasını yalandan inceleyen genç oldum. Peyzaj okudum tamam bütün hepsi olmasa bile birçok bitki bilgim ve bilmediklerim için de sağlam kaynaklarım var ama önüme saksı getirip "bu neden böyle oldu" sorusunu duyunca cevap veremeden kalıyorum tabi. Yaprağında solma yok, sararma yok, dönemine göre normal halde eee ne gördü de bu kadın soruyor diye kalıyorum anlayacağınız. Bir kadın da salon çamını getirmiş karşıma kurumaya başladı bu diyor. Yalnız ağaç 2 metreye yakın boyu yapmış incecik ve 14 yıldır saksı değişimi olmamış. Eee... dedim bir an neresinden tutarsam tutayım yanlış bakımdan iyi bile yaşamış ama kadına bunu anlatamadım. İyi peki dedim fidanlıklar uygun fiyata bakım yapıyor arayın ilgilenirken her şeyiyle dedim. E sen okudun ya dedi. İşte diplomanı bahçivanım diyorum dinleyen yok tabi. 

Evde olmaktan pek hoşlanmadığımı annem bilse ve genel olarak anladığını söylese bile geldiğim günden beri kavga ediyoruz kendisiyle. Geldiğim gün onun bir akrabasına iftara gittik yorgunluktan ölürken ve evde milyonlarca işim olmasına rağmen sesim çıkmadı ama yine de yaranamadım ne anneme ne de akrabalarına. Öncelikle her zamanki gibi mezun olmamdan ve işe girme gibi durumlardan bahsedildi, tamam dedim bunu bekliyordum zaten ama daha sonradan "cha işe başladıktan sonra artık evlilik düşünmez misin" sorusuna daha öncelerde net cevaplarla püskürttüğüm için gelmez diyordum tekrar ama geldi. Artık evlenilecek yaşta olmamdan tutun işim de olduktan sonra daha ne yapacağıma kadar her şey için adıma karar vermiş 3 teyze 1 anne düşünün. Annem zaten 55 yaşına geldim hala bir torunum yok diye yakınıp duruyor. Hayır tek çocuğu ben olsam gam yemem ama biri evli olmak üzere benden büyük iki çocuğu daha var kadının. Sonuç olarak 22 yaşındayım bu sene çalışmaya başlamam, biraz ilerlemem derken 3 seneye kadar evlenmezsem evde kalacağımı düşünen bir topluluk var. Oysa ben evliliğin söz konusu olması için bile kendime 4-5 yıl kadar zaman tanımıştım. Neyse onların söylemesiyle olacak iş değil ne de olsa diye susup geçiyorum. Ama evde sürekli bir kavga kıyamet sürmekte. Alayım çantamı tekrar göçebe hayatıma devam edeyim her yaz yaptığım gibi diyorum ama o da olmuyor çünkü eve yerleşemedim. O bir kenara tamamen yerleşmeli miyim emin değilim. Hadi okumayacağım desem bu sefer ayrı eve çıkmam için plan yapmam lazım öncesinde de kendi masraflarımı halledebilmem için iş bulup minik bir birikim yapmam lazım. Anlayacağınız mezun olurken proje ve ödevler yüzünden kafam doluydu şimdiyse belirsizliğimden kaynaklı. Tatile girmiştim ben değil mi? Ha ha yok öyle bir şey...

-Ama yine de önümüzdeki hafta abimle birlikte kamp yapmaya gidiyoruz! Evde uslu kız olmamın tek sebebi o kamp diyebilirim-

7 Haziran 2015 Pazar

Biraz hüzünlenmedim değil

Okulun bittiğini, yoluma artık bu evde devam etmeyeceğimi zaten fırsat buldukça söylediğimi biliyorsunuz. Dün arkadaşımın evini son kez toparlamaya yardım etmek için gittim bugün de kendi evime döndüğümde ufak ufak benim de eşyalarımı toplamam gerektiğini fark ettim. Gelirken getirdiğim ve alaturka tuvalete özenle yerleştirdiğim "ihtiyacım olacak bir gün" diyerek sakladığım büyük kolileri açıp çalışma odam diye ayarladığım ama aslında kedimin odası olan yerin ortasına koydum. Gelirken yanımda bir kitaplığın 2 rafını dolduracak kadar kitap vardı ama şimdi dolu dolu 2 kitaplığım var ve ben hepsini düzenli bir şekilde kolilemeye başladım. Daha sonra da kışlık kıyafetlerimi aynı şekilde kaldırıp ufak ufak kendi evimden uzaklaştırıyorum kendimi. Yıllar önce çok severek taşındığım bu evden gidiyor olmak içimde bir şeyleri koparmadı desem yalan olur çünkü büyük bir hüzünle çöktüm yerde usul usul gözyaşı döktüm. Her şeye kolaylıkla ağlayan biri değilimdir ama gerçekler yüzüme acı bir şekilde çarptı o an. Evimden ve çok fazla sevmediğim şu şehirden ayrılırken aynı zamanda en yakın arkadaşlarımdan da ayrılıyorum. Biri Edirne'ye gidecek biri Ankara'ya, Antalya'ya ve diğer başka birçok şehre ve ben döndüğüm anne evinde onlarsız zaman geçirmeye başlayacağım. Kopmayız belki bir süre konuşmalar, yazışmalar, buluşmalar devam eder ama araya o kadar mesafe girmişken hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Son ayımın içinde bunları fark edince tabi içimde "keşke şuraya gidelim dediklerinde kabul etseydim" dediğim birçok anım olduğunu gördüm. Ev insanı olduğum ve belki çok daha fazla anı biriktirebilecekken evde pineklemem içime oturdu. Şimdi okul uzasa bile girme zorunluluğum olmayan dersler, sınavlar olduğu için burada kalmam çok anlamsız olacak ki benimle birlikte kalan da olmayacak. Üzülüyorum şu ayrılıklara ama elden de bir şey gelmiyor.