Dışarıdan yiyecek bir şey söylerken artık gerçek anlamda tiksiniyorum. Dün akşam işten çıktıktan sonra kendimi çok yorgun hissettiğim için abim ve benim için yemeği dışarıdan söylemeye karar verdim. Fast food ürünleri hayatımızdan eskisi gibi çıkarmaya karar verdiğimiz için ev yemekleri odaklı bir internet araştırmasından sonra abim eve gelmeden önce arayıp ona ne yiyeceğini söyleyip oturduğum semtin çok da uzağında olmayan bir yerden ev yemeği sipariş ettim. Sipariş gelmeden abim geldi ve üstünü değiştirmek için odasına girdi. O sırada ben de yorgun olsam da her gün için rutine oturttuğum çello çalışmama geri döndüm. Bir süre sonra telefonum çaldı ve bir çocuk siparişin geldiğini ama kapıyı açan olmadığını söyledi, ben de kusura bakmayın diyerek koşarak evin kapısını açtım. Siparişleri getiren çocuk apartmana bir şekilde girmiş olduğu için ben kapıyı açar açmaz karşımda belirdi ve beni korkuttu. Başta özür dilerim korkutmak istemezdim falan dedi daha sonra benim ödemeyi yaptığım sırada "evden sesler geliyordu, siz mi çalıyorsunuz? Yalnız mı yaşıyorsunuz?" gibi sorular sormaya başladı. Özellikle yalnız mı yaşıyorsunuz sorusuna cevap vermeden çocuğu geçiştirdim ve kartımı bana vermesini bekledim ama çocuk 1 dakika bile sürmeyecek bir işlemi bir türlü alamadığı için nakit vermeyi teklif ettim. Çocuk da o arada "yok yok internet biraz yavaş" dedi ama bu sefer gerçekten rahatsız edici bir bakış atmaya başladı. Sinirli bir iç çekip nakit ödemeyi tekrar teklif ettim o arada da abime seslenip cüzdanının nerede olduğunu sordum. Abime normalde ismiyle hitap ettiğim için ona o şekilde seslenmiş olmama şaşırsa da yanıma gelip adımın karşısına geçti. Nasıl oluyorsa bir türlü ödeme alınamayan pos cihazı o anda ödeme alabilmeye başladı. Benimle kapının önünde dakikalarca ödeme alamasa da abim gelince anında hızlanıp gitti çocuk. Kapıyı kapatınca abim yemeklere odaklanıp "yemekler sözde senden olacaktı, az kalsın bana kitliyordun" diyerek kendi çapında espri yapmaya başladı. Ben de "çocuk beni rahatsız ettiği için seni çağırdım" dedim. Abim o an sulu yemek kabını yere düşürüp küfür eşliğinde kapıya koştu. Sanki çocuk hala orada olabilirmiş gibi bir anda harekete geçti ama kimse olmayınca bana dönüp bağırmaya başladı neden söylemiyorsun diye. Daha sonra telefonu eline alıp o sipariş verdiğimiz yeri arayıp çocuğu şikayet etmeye başladı. Sinirini atamadığı için bana da sataşmış olsa da en sonunda durup yanına çekti beni iyice ve evde tek olduğum sürece dışarıda yemek söylememi yasakladı... Hayır sanki bu duruma bu bir çözümmüş gibi... Ona tabi yalnız yaşarken de bunun gibi şeylerin başıma geldiğinden bahsetmediğim için sakin duruşumu şok olmama verdi. Aslında bir bilse şoktan değil alışkanlıktan artık tepki vermiyorum böyle tiplere ama nereden ne şekilde bir insan çıkacağı gerçekten belli olmuyor. Sinirlensem, küfürler etsem elime bir şey geçmiyor ama biliyorum ki çocuk kendi telefonuyla beni rahatsız etmeye kalkarsa numarası da elimde var çalıştığı yer de, anında soluğu Çağlayan ya da Kartal adliyesinde alacağım kesin.
sinirlendim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinirlendim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Ocak 2018 Çarşamba
12 Mart 2017 Pazar
2 dakikaya 1 yıl
Bazı insanlar başkalarının hayatlarıyla oynamayı çok seviyor. Bugün bir çoğunuzun bildiği üzere YGS vardı ve Türkiye nüfusunun yüzde bilmem kaçı bu sınava girerek kendini denemeyi, iyi bir üniversiteye girmeyi vb. hedeflerle bir şeyler yapmaya başladı. Ajitasyona hiç gerek yok herkes biliyor sınav giriş ücretinden tutun dershaneler, özel dersler ve sınav için yapılan diğer her şey için aileler etrafa para saçıp duruyor ya da durumu olmayanlar ellerinden geldiğince bir şeyler yapıyor ama empati yoksunu insanlar bunları hiçe sayarak koskoca bir yılı ve verilmiş onca emeği çöpe atıyor. Neden ve nasıl mı? Şöyle, her sene sınava girmek benim için bir ritüel haline geldiği için bu sene de kayıt yaptırdım. Bir okula yazılma hedefi ya da başka bir düşüncem olmasa da sınava girmek bilgilerimi sanki taze tutuyormuş gibi hissettiriyor bana yani sınava girmek ya da girmemek benim herhangi bir kaybıma neden olmayacak bir durum. Evimden arabayla yaklaşık 1 saat uzaklıktaki sınav yerime ulaşmam ne kadar erken çıkmış olursam olayım trafik, kazalar ve trafik ışıkları gibi benim elimde olmayan nedenlerden uzadı ve sınav olacağım yere tam 9:47de vardım. Kapıda neyle mi karşılaştım? Ağlayarak güvenliğe "yıllardır hazırlanıyorum, ne olur içeriye gireyim" diye yalvaran küçük bir kız. Benden hemen önce gelmiş ve içeriye almamışlar. Neden çünkü o geldiğinde sınavın başlamasına 14 dakika varmış. 15 dakika kuralı olduğu için de içeriye alınamazmış... Benim de arkamdan yine koşarak 4 kişi daha geldi ki hepsi nefes nefese benim de biraz önce geldiğim kaza kaynaklı trafikte inip koşarak sınav yerine gelmişler. Benden önce gelen kız evinin çok uzak olduğu, trafiğin yoğunluğundan da kaynaklı bu saatte gelebildiğini söylemeye çalışsa da güvenlik "bana da aynısını söylediler ben 1 saat önce buradaydım" diyerek bir yılı çöpe giden kızın sinirlerini iyice alt üst etti. Sınava yetişmek için koşan diğer çocuklar da aynı şekilde oturdukları semtleri söyleyerek bir şans elde etmek isteseler de hiçbirimiz sınava alınmadık. Böylece sadece 2 dakikayla 5 gencin 1 yıllarını çöpe atmış oldular. Bundan 4 sene önce koşarak sınava yetişmeye çalıştığım hatta sınavın başlamasına 2 dakika kala nefes nefese sıraya oturduğumu hatırlıyorum. Görevli öğretmenlerden biri kantinden su almış ve kimseyi rahatsız etmeden sırama koymuştu sınav başladığında. Sınav bittikten sonra teşekkür edince sınavımın nasıl geçtiğini, panik yapmadığımı umduğunu söyleyip destek olmuştu hatta. Bir o zamanı bir de şimdiyi düşününce insan sinirlenmeden edemiyor. Üniversiteye girişte sadece sınavla insanlar ayıklanıyor diye düşünürdüm ama şimdi görüyorum ki insanları evlerinden 1 saat uzaklıktaki yerlere parasız-telefonsuz- yollayıp "geç kaldın giremezsin" diyerek de bu işi yapıyorlarmış.
10 Eylül 2016 Cumartesi
Bazı insanlar hiç büyümüyor
Bugün iş yerinden benden yaşça büyük ama aslında çok iyi anlaştığım biriyle çıktım. Azıcık sohbet muhabbet biraz da dedikodu herkesin ihtiyaç duyduğu bir şeydir malum. İlk önce benim eskiden takıldığım bir yere gittik. Sahibini falan aylardır görmüyorum ama adam beni hatırlıyor falan öyle müdavimiydim yani oranın. Neyse, mekan küçük bir yer ve sigara içilen kısmı kapının önündeki 4 masadan ibaret ama masalar kaldırımın ortasında gibi bir izlenimi var kısaca orada oturmak demek insanlarla iç içe olmak demek ki benim için çok rahatsız edici bir şey. Şuraya oturalım dedi baktım olabilecek en dış masa ki rahatsız edici dediğim kısımdan çok daha beter kapı önü bir yer. Yok dedim şurada oturalım hem iç kısma girmiyor şu kısımda sigara içebilirsin dedim ama dinletemedim. 32 yaşındaki kocaman kadın trip attı "peki Cha içmiyim ben sigara sadece senin istediğin olsun" dedi. Yetmedi hemen arkasından "sevmiyorum öyle şeyleri biliyorsun" dedi bir de. Sen de benim öyle oturmayı sevmediğimi biliyorsun desem de neymiş "böyle bir ortamda içmeyecekmiş de ne zaman içecekmiş..." Banane ya ben ona sigarasını içebileceği bir alternatif sunarken o niye onu hiçe sayıp sadece kendisine göre hareket etmemizi istiyor ki? Trip attı sonra bir arkadaşımız daha gelince benim dediğim yere oturduk. Biz güzel güzel sohbet ederken ağzını açıp tek kelime etmedi kadın. Hayır bir de ben konuşmaya katmak için çabaladığımda aldırış etmedi telefonla falan ilgilendi, soru sordum ağzının içinde cevapladı. Kısaca çocukça bir tavırla sadece sinirlendirdi... O böyle yapınca oturduğumuz yer beni bastı kalktık başka bir yere oturduk. Onun istediği yere direkt gitmiş olsak da tripleri, tavırları devam etti kısaca günümüzü çok güzel mahvetmiş oldu. Hayır yani kaç yaşına gelmişsin insan bir olgunluk bir şey gösterir dimi? Yok ama çocuk gibi tamamen.
Etiketler:
büyüyememek,
kişisel post,
olgunluk,
sinir,
sinirlendim
7 Nisan 2016 Perşembe
Bazı insanlar beni deli ediyor
Sorunun artık bende olduğunu düşünmeye başladım. Ben birilerinin fikirlerine saygı duyup sustukça başka birileri çıkıp beni değiştirmeye çalışıyor. Şu an bahsettiğim dinle ya da onun gibi tek bir konu hakkında değil, herhangi bir konuda biriyle tartışırken eğer işin içinden çıkılmaz bir yere gidiyorsa konu, ben onu kapatırım. Çünkü boş yere kimsenin birbirini kırmasına gerek yok diye düşünürüm ama karşılığında gördüğüm tek şey saygısızlık. Konu siyaset, din, yaşam tarzı vb. her ne olursa olsun karşısındakini değiştirmeye çalışamaz bir insan. Hayır kendinde o hakkı nereden görüyor o insanlar? Kim olduklarını sanıyorlar? Bir de patavatsız kesim var tabi. Bir taraf karşısındakine zerre saygı duymaz öteki tarafsa karşısındaki insanı düşünmeden konuşur durur. O kişi üzülür mü ya da kırılır mı diye düşünen yok tabi. Düşünmeyi geçtim ettiği sözle karşısındakini yıkan ama bunu fark etmeyen o kadar insan var ki -sanki seçip koydum kendi çevreme- şaşıramıyorum artık bu hallere. Daha geçen gün erkek arkadaşının düşünmeden ettiği bir laf yüzünden kendini bok çuvalına benzeten arkadaşımı toparlamaya çalıştım. Çocuk fark etmedi bile kızın üzüldüğünü sarıldı, öptü, sevgi göstermeye devam etti ama kızın yüzü gülemedi o akşam bir daha. Sonraki günler de ara ara içine kapandı. Lafı kafasına takmayabilirdi ama sevdiği, değer verdiği adamdan duyunca doğal olarak üzdü onu. Şaka adı altında da konuşuyor bu insanlar. Mesela bir insanın fiziksel özelliğiyle sanki dalga geçmiyormuş gibi kendini gösterip sürekli bunu yüzüne vurmaları gibi. Birileri anlamalı artık bütün kızların boyu 170, bütün erkeklerin de boyu 190 olmuyor. Kilo alınır ya da verilir bu değişken bir şeydir ama değiştirilemez bir şey olarak birinin boyuyla dalga geçmek kabul edilemez bir şey ki buna da çok fazla şahit oluyorum. Bir de isim mevzusu var tabi. Birine anneannesinin ya da dedesinin adı verilmiş olabilir, ailesi istedi diye anlamı güzel bir isim de vermiş olabilir çocuklarına neden gidip "böyle isim mi olur git mahkemeye değiştir zor değil" demek nedir? O kişi yıllarca o ismi kullanmış ve biliyordur isim değiştirmenin ne olduğunu dimi ama yapmadıysa bununla bir sorunu yok demektir açık ve net. Ona gidip "adını değiştir" denmesindeki saçmalığı siz de görebiliyorsunuz dimi? Sorun sadece bende değil?
Şimdi o insanlara kalkıp düzeltin kendinizi, böyle olunmaz dersem ben de onları değiştirir gibi olur, kendimle çelişirim ama kafalarına vura vura anlatmak istiyorum "bu dünyada tek sen ve senin düşüncen yok" diye. Kime anlatıyorum ama...
Etiketler:
anlayışsızlık,
insanlar,
patavatsızlık,
saygısızlık,
sinir,
sinirlendim
23 Mart 2016 Çarşamba
Ne yapıyoruz biz ya?
Daha ne
kadar saçmalayabiliriz
televizyon programlarında merak ediyorum. Kırk yılın başı biraz
televizyona bakayım dedim ama bakmaz olaydım. Facebook olsun, mailler olsun
imza kampanyasıyla yayından kalkması istenen programa denk gelince tam olarak
nedir ne değildir diye bir bakayım dedim. Programın neresinden tutarsam tutayım
korkunç. Bu tarz benim ya da bu benim stilim zaten artık üzerine daha fazla
konuşulması anlamsız programlar –ki hala devam ediyor mu bilmiyorum- ama bu
yeni program nedir ya? Bir kadın nasıl olur da kocasının isteği üzerine bütün
tarzını ve kendini değiştirmeyi kabul edebilir? Gördüğüm kısımda sarışın bir
kadın vardı ve kendince sevdiği giysilerle dolu bir dolabı ama kocası geldi “bu
kötü” “bu kötü” diyerek her şeyi attı. Kadın “bu giysi kötü” dedi adam yine de “ben
beğendim” dedi aldı, giydirdi. Kadın “ben yıllardır bu saç rengini kullanıyorum
kendimi başka renkle düşünemiyorum” dedi adam gitti yabancı bir ünlüyü baz
alarak karısının saç rengini simsiyah yaptı, sarışın karısını. Kadın “ben doğal
makyaj seviyorum” dedi adam “yoğun makyaj yapsın istiyorum” dedi ve adamın
dediğini yaptılar. Bu insanların hiç mi öz saygıları yok da kocalarının
istediklerini gözleri kapalı kabul ediyorlar? Aslında program sırasında önceki
günlerden görüntüler gösterdiler ve onlara göre kadınlar özellikle dolapları
değiştirilirken kocalarına karşı çıkıyorlar ama adamlar “ben istemiyorum”, “ben
sevmiyorum” gibi cümlelerle işi tartışmaya götürerek kendi dediklerini
yaptırdılar. Adamlar kendilerine bakmadan kaşı öyle, gıdısı var, kırışıklıkları
var falan diyor ya sinir krizi geçiriyordum! O kadın “senin saçın yok git saç
ektir yoksa eve gelme” diyor mu acaba? “Ben böyle sevmiyorum” diyor bir de. O
kadın başkasının karısı ya sevmiyormuşmuş… Bir de yoğun katılım ve reytingi
oluyor ya şu programların, insanımıza diyecek bir şey bulamıyorum. Sırf bir
Avrupa tatili için bu rezilliğe katlanılmamalı bence.
Bu yazıyı yazalı haftalar oluyor sanırım ama unutmuşum kalmış resmen. Okuyup tekrar sinir krizi geçirince yayınlayayım bari dedim. Ve yine diyorum kendime "ne yapıyoruz biz?"
Bu yazıyı yazalı haftalar oluyor sanırım ama unutmuşum kalmış resmen. Okuyup tekrar sinir krizi geçirince yayınlayayım bari dedim. Ve yine diyorum kendime "ne yapıyoruz biz?"
8 Mart 2016 Salı
Ne iğrenç insanlar var
Geçenlerde bahsetmiştim ya hani nefes alması bile bana batan bir çocuk var ve bir şekilde aynı ortama geliyoruz diye, yine o ve onun anlamsız sohbetlerinin birine dahil oldum ama bu sefer ortalığı ayağa kaldırdım denebilir. Çocuk zaten aldattığı sevgilisi onunla o gün buluşmak istemeyip başka bir güne ertelediği için ondan ayrılmış sonra da peşinde koşmadı diye kız hakkında atıp tutmalara başlamış. Ne kadar atıp tutuyor beni ilgilenmiyor o kısım tabi ama gelip kabalık bir ortamda "ben o kızın bütün nevresimlerini öğrendim gelip neyin havasını atıyor bana" diye konuşmaya başlayınca bende sigortalar attı. Yok bana bunu bunu yapıyordu, gayet memnundu falan filan. Ağzına geçirmek istedim o an bir tane. "Madem bu kadar koyacaktı neden ayrıldın" diye sordum bu sefer de "bana giren çıkan yok ona koydu yazıyor hala" diyor bir de. "Sen her yatıp kalktığını liseli gibi sağda solda anlatır mısın? Bir şey mi kanıtlamaya çalışıyorsun?" diye sordum bu sefer çocuk beni dövecekti "sen ne demeye çalışıyorsun" dedi sözde laflarıyla üstüme çıkmaya çalıştı ama nasıl sinir oluyorum. O nasıl bir ego yığını, nasıl sözde erkekliğini kanıtlamaya çalışan acınası bir tip belli değil. Öyle çok büyük bir tartışmaya girişmedik belki ama nefretimi o kadar açık ettim ki bir daha sanmıyorum beni o çocukla aynı ortama getirmezler. Hala burnumdan soluyorum ama ne yaşadılarsa kendilerine yaşadılar bize ne diye anlatıyor bunları aklım almıyor. Kızı tanımıyorum belki anlatılması onun için sorun olmayan bir tiptir ya da tam tersi şu seviyesizin söylediklerine kanıp normalde yapmayacağı şeyleri yapmıştır onunla bilmiyorum ama gelip onu o ortamda anlatıp o kızı da tanıyan kişilere malzeme vermesi midemi bulandırdı. Böyle tiplerle ilk defa karşılaşmıyorum tabi ama yine de bununla bu kadar sık karşılaşmak midemi bulandırıyor.
23 Şubat 2016 Salı
Yüz verdik astarını aldılar
Uğur'la çıkmaya başlamamız ve ayrılmamız arasında geçen süre çok kısa olunca onun da önerisiyle arkadaşlığımızı bozmayalım dedik. Zaten hiçbir şey olmamış anı falan hiçbir şey yok olur bu iş diye düşündüm kabul ettim. Malım ben arkadaşlar! 2 ay kendini başka göstermiş biri 2 günlük ilişkinin ayrılığında normal bir arkadaş gibi devam eder mi? Ben size söyleyeyim, etmez. Etmiyormuş yani ben yeni öğrendim. Geçtiğimiz gün ablam, eniştem ve ben Deadpool'a gittik. Son seansa girmemiz, reklamlar ve jenerik sonrasına kadar kalmamız hatta sonrasında kahkahalar eşliğinde oyalanmalarımız derken saat epey geç oldu. Uğur beyimiz de beni filmde olduğumuz süre boyunca 10a yakın kez aramış ama telefon sessizde olduğu için ben duymamışım. Çeşitli yollardan bana ulaşamayınca da ablamın evine geldi. En fazla iki kere beni bırakmıştır o da saat çok geç olduğu ve otobüs bulamayacağım için ama kazımış mı aklına ne yapmış geldi orada kalıyorum diye. Hayır bu çocuk beni kendi evime bırakmış olsaydı o iki seferde ailemin evine mi gidip gecenin bir yarsı beni soracaktı? Öyle bir şey olsa olacakları düşünemiyorum bile o ayrı mesele ama ablamın böyle bir duruma şahit olması da ayrı bir konu. Uğur gece gece bana sesini yükseltti sanki öyle bir hakkı varmış gibi! O bana sesini yükseltince ablam da durmadı sanki benim cevap verme yetim yokmuş gibi o da Uğur'a yüklendi. Çocuk saygıdan mı başka bir şeyden mi bilmiyorum sustu "yarın konuşuruz" dedi gitti ama onun gitmesi ablamın tepeme binip hesap sorması bir oldu. Eniştem de ablam bir kere kızdıktan sonra susturmak imkansız diye bıraktı izledi bizi uzaktan. Bir saat öncesinde kahkahalar atarken hemen sonrasında bu durum hiç ama hiç iyi olmadı.
Uğur'un "yarın konuşuruz" lafını ablam duyduğu için evden çıkarmayacaktı neredeyse beni ama sinirini atamamış bir Cha yerinde durur mu? Durmaz, durmadı. Akşam Kadıköy'de artık yer etmiş mekanımız aynı zamanda tanıştığımız yere oturduk karşılıklı bir süre konuşmadık. Sanki yüzü varmış gibi başladı hesap sormaya. Saçını başını yolmak diye bir tabir var ya onu gerçekleştirmemek için o kadar zor tuttum ki kendimi dişimi sıkmaktan çenem ağrıdı. Çok geçmeden ablam zırt pırt arayıp "eve dön o çocuğun yanında ne işin var" demelere başladı zaten. Geçtiğimiz hafta dedim ben ona biz birbirimize uygun değiliz diye ama o kısımlar sanki hiç yaşanmamız da geçtiğimiz süre boyunca onunla ilişkimiz devam ediyormuş gibi düşünüyormuş resmen. İki dakika mantıklı konuşmadı çocuk o kadar sinir oldum ki bir şeyleri yumruklamak isteği bende aldı başını gitti. Hala çok sinirliyim rezillik çıkmasın diye sesimi çıkarmadım ama o kadar çıkarmak istedim ki o an. Sen kendini ne sanıyorsun diye bağırıp kafasını masaya defalarca vurmamak için zor tuttum kendimi. İçimden binlerce şiddet sahnesi geçirip dışımdan da sakin sakin bir daha görüşmek istemediğimi söyledim. İçimde kaldı yani birçok şey düşünün halimi.
20 Aralık 2015 Pazar
Anca alt üst etsin her şeyi, başka bir işlevi yok zaten!
Aslında her şey çok hızlı oldu. Ne mi oldu? Ali yazdı ve ben de bunu Mine'ye söyledim. Bölümden arkadaşlar dışında o gün olan olayı da ben sadece Mine'ye anlatabilmiştim çünkü sinirliyken konuşacak biri gerekiyordu ama çocuklar bunu öğrenirse ortalık fazlasıyla karışırdı. Neyse olayın üzerinden aylar geçti zaten artık öğrenmeseler de olur diyordum güzel güzel ama Ali'nin yazdığını Mine'ye söyleyince ve Mine de o sinirle Defne'ye bunu anlatınca önceki olayını bilmeyen Defne Mine'ye her şeyi en başından anlattırmış derken tabi Defne yeni bir şey öğrenince durur mu? Hemen bizim çocuklara ötmüş o da. Abim sıfatlı iki canın bunu öğrendiğindeki tepkisi de tahmin edersiniz ki olabilecek en uç seviyede oldu. Önce biri aradı sonra öteki ama nasıl azar işittim belli değil. En son Batu'ya kesinlikle istemeden "karışmayın hayatıma ne bok yersem yerim" şeklinde isyan edince telefon suratıma kapandı. Arıyorum ama açmıyor da üzülüyorum o böyle yaptıkça yazıyorum sürekli ama bir geri dönüş aldığım söylenemez tabi. Hayır niye bu kadar karışıyorsam onlara! Döveceklerse şu çocuğu dövsünler ne hakla, hangi yüzle bana mesaj atabiliyor hala aklım almıyor. Yazdığı şey de yılbaşında buraya geleceği ve buluşma ihtimalimizin olup olmadığı. Neymiş bana bir özür borçluymuş bilmem ne. Özür borçlu evet ama 6 ay geçti neredeyse olayın üzerinden ve şimdi mi fark etti beni düşürdüğü konumu? Ben çocuğun adını duymaya dayanamazken bir de onunla buluşabileceğimi nasıl düşünebiliyor bu ya? Bir de kesinlikle değmeyecek birine olan sinirim yüzünden Batu'yu kırmış olmam iyice sinirlerimi bozuyor! Emre de yarım bir tavır halinde. Kısaca ortalık karıştı hem de kesinlikle değmeyecek biri yüzünden. Bu çocuk durup durup benim hayatımı karıştırmak zorunda mı? Mine ve Defne'ye de ayrı olarak ben tavırlıyım tabi. Hadi Mine gitti Defne'ye anlattı her şeyi diyelim Defne ne diye olay çıkacağını bildiği halde çocuklara bunu her detayıyla anlatıyor ki? Olayın hangi açısından bakılırsa bakılsın anlatılmaması gereken bir şey olduğu belli. Hayır öğrenmelerini istesem ben zaten zamanında anlatırdım dimi ama! Çocukları sinirden delirtsem de böyle olmamıştı aramız hiç ve şuan cidden "öyle demek istemedim" diyerek kendimi affettirene kadar sarılmak istiyorum ikisine de. Ali'nin mesajı okuduğum gibi silsem de sanki hala orada duruyormuş gibi tekrar tekrar silme isteği var içimde. Bir de hayırlı uğurlu olsun ilk defa bir numarayı engelledim, umarım cevap vermiyor olmam onun için yeterli bir cevap olmuştur.
Etiketler:
ah erkekler,
arkadaşlar,
kişisel post,
sinir,
sinirlendim
15 Aralık 2015 Salı
O lafı ilk kim dedi bir bulsam!
Bugün yine eski arkadaşlarımdan biriyle gezip ettim daha sonra onun sevgilisi ve bir arkadaşıyla buluştuk ve onlarla oturmaya başladık. Çocuğu bana ayarlama gibi bir durum olmadığını söylemişti arkadaşım ben de onun bu lafına güvenerek rahat rahat takıldım. Konu nasıl bir anda burçlara geldi anlamasam bile bu arkadaş burçlar hakkında yorum yapmaya başladı kendince. Erkekler bu tür şeylere ilgili olmadığı için ben de ister istemez ilgilenmeye başladım çocukla derken bana burcumu sordu. Doğum tarihimi söyledim bilecek mi burcumu diye düşünürken gerçekten terazi olduğumu söyledi. Tabi gözümdeki coolluğu bir anda "terazisin demek ki dengesizsin sen biraz" demesiyle yıkıldı gitti. Neden öyle düşündüğünü sorunca da "terazi dengeyi temsil ediyor ama teraziler dengesiz oluyor, bir ara bulamıyorlar" gibi bir şey dedi. Tam o anda arkadan bir "daaatttt!" sesi gelmesini istedim diyebilirim çünkü terazi burcu dengeyi değil adaleti simgelediği için sembolü terazi! Kim ortaya atmışsa bir "teraziler dengesizdir" diye bulup dövmek istiyorum o kişiyi. Hayır yani dengesizlik kişinin karakteriyle alakalı bir şey sırf burca bakarak bir kişinin öyle olup olmadığını ortaya atmak neden yani? Bir de bunu yapan çocuk 24 yaşında düşünün. Muhtemelen kızları tavlamak için öğrendiği 3-4 cümleyle bugün battı benim gözümde.
Etiketler:
arkadaşlar,
eski arkadaş,
kişisel post,
sinir,
sinirlendim,
terazi
28 Kasım 2015 Cumartesi
-"Sen sevmezsin" +Kim demiş?
Son zamanlarda hep duyduğum laflardan biri "ne o dudağındaki?" olmaya başladı. Aslında ne olduğu belliyken sorulması da beni fazlaca sinirlendiriyor desem yeri çünkü kapıdan ne zaman çıkacak olsam beni gören herhangi biri soruyor. Hatırlıyorum lisedeyken dershaneye ya da arkadaşlarımla buluşmaya çıkarken de göz kalemime takardı bu kişiler -bir de vişneli niveama takarlardı tabi-. Şimdi de tutturmuşlar bir "kızım neden sürüyorsun onu dudağına insanlar bakınca utanmıyor musun hiç" demeye. Hayır yani rujumun nesinden utanacağım? Makyaj yapmam neden kötü? Dikkat çekecekse çeksin yani banane. Ben kendimi güzel hissetmek istiyorum, o an varsa kusurum onu kapatmak istiyorum ya da yüzümdeki solukluğu böyle renklerle saklamak istiyorum diye ayıp bir şey mi yapıyorum? İşin kötüsü ne yapıyorlarsa annemi de dolduruyor bu kadınlar/teyzeler annem artık sormaya başladı "kızım sen sevmezsin böyle şeyleri neden sürdün şimdi" demeye. Yalnız "sevmezdin" değil "sevmezsin", sanki beni benden iyi biliyormuş gibi. Hayır bir de, ruj bir sebep olmadan sürülemezmiş gibi bir kafa var ki o kafayı hiç anlamıyorum. Şimdi merak ediyorum arkadaştan sipariş ettiğim rujlar geldiğinde ne tepkiler gelecek diye çünkü nude ve ona yakın sürdüklerimle laf yerken kırmızılar, pembeler, bordolar yolda.
27 Eylül 2015 Pazar
Hay ben senin gür sesine!
Şuan kendi evimin salonunda evde yalnız olmamın verdiği rahatlıkla bir güzel yayılmış pineklerken üst komşunun telefon konuşmasına şahit olmak zorunda bırakılıyorum. Tamam, ikimizin de camı açık olduğu için sesin böyle gür gelmesi doğal bir şey belki ama yukarı çıkıp "NEDEN BAĞIRARAK KONUŞUYORSUN BE KADIN!" diyerek omuzlarından sarsmak istiyorum. Belki biraz hırpalarım da. Telefon çekmiyor bu yüzden camın önünde konuşuyor diyeceğim ama yok yani arada evi turluyor sonra tekrar camın yanına geliyor ki yaklaşık 40 dakikadır konuştuğu düşünülürse yeter artık beynim patladı. Koridora geçiyor ses boğuk geliyor falan ama sanki şuan benim evimin salonundaymış gibi konuşuyor. Bir de o kadar boş konuşuyor ki gel de çıldırma. Birazdan vileda sopasıyla tavana vuracağım o olacak ama onu da anlamaz karşılık verir kesin. Hayır bir de evde yeniyim diye çıkıp şikayet de etmek istemiyorum hemen yoksa ben gidince kadın yine annemle komşu olmaya devam edecek, sorun olacak aralarında. Kulaklığımı takıp kendimi soyutlamayı deneyeceğim artık ama o da olmazsa kulaklık falan takmaz komple bütün sokağa dinletirim müziğimle ne yapayım.
23 Eylül 2015 Çarşamba
Orada bir yerlerde biraz "saygı" olacaktı...
Benim çok saygılı, muhteşemlik örneği bir insan olduğum söylenemez ama ne olursa olsun toplum içinde yapılmaması gereken şeylerin farkında olarak bunları elimden geldiğince uyguluyorum. Bu konuya girmemdeki sebep de bugün gittiğim sinemada yanımda oturan genç kızın -ki benim yaşlarımda olduğunu düşünüyorum- sürekli olarak çevreye verdiği rahatsızlık. Yerime geçerken aslında kızın bacak bacak üstüne attığı bacağını sürekli ön koltuğa vurmasından biraz sorunlu olduğunu anlamıştım ama önceki uyarıp kız oturma şeklini değiştirince sorun ortadan kalkar diye düşünmüştüm. Reklamlar sırasında sürekli yanındaki arkadaşıyla konuşan kızlardan biri benim yanımdakine "telefonunu sessize aldın mı" diye sormuş olmalı ki benim yanımdaki sorunlu kız "niye sessize alayım ki? İnsanlar mı rahatsız olur hah" diye gevrek bir dille arkadaşına cevap verdi. Arkadaşı "ben rahatsız olurum ses çıkarırsa" dedi bu sefer ama kız telefonu sessize almak için hiçbir şey yapmadı... Neyse dedim film sırasında da aynı saygısızlıklara devam ederse uyarırım şimdi durup dururken tatsızlık çıkarmanın anlamı yok dedim ki zaten film arasına kadar bir sorun da çıkmadı. Ara verildiğinde kızın telefonu bir çaldı sonra film başlayana kadar konuştu hatta film başladı o da konuşmaya devam etti! Kolunu dürtüp "biraz sessiz olabilir misiniz" dediğimde de "tamam tamam kapatıyorum" diye bir cevap aldım. Tamam, insanlara karşı soğuk biri değilimdir ama bu nasıl bir cevaptır ya? Daha sonra zaten filmi sıkıcı bulduğu için sürekli şekil değiştirdi durdu. Hayır yani beğenmediysen kalk git ne diye çevreni rahatsız ediyorsun dimi ama. Yok ama o ısrarla filmin sonuna kadar kaldı! Başkalarına karşı saygılı olmak bu kadar mı zor anlamıyorum. Kabul ediyorum ben de bazen toplum içinde olduğumu unutup sesli konuşabiliyorum ya da gülebiliyorum ama bu şekilde bir saygısızlık... böylesi resmen kasıtlı ve sinir bozucu. Sanki salon kendininmiş gibi davranması ve bizim de o film için para verdiğimizi hiçe sayarak davranması falan iyi çıkışta o sinirle dövmedim kızı.
Etiketler:
kişisel post,
saygısızlık,
sinema,
sinirlendim,
telefon
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








