mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2016 Perşembe

Hayal mimi

Geçenlerde Deep beni şuradaki yazısında mimledi. Ben de yapmamak ayıp olur diyerek yapmaya başlıyorum mimi.

1. Hayal kurmaktan hoşlandığınız bir yer ya da zaman dilimi var mı?
Genel olarak günümüz ve şuan için hayaller kurarım ben. Bazen de gelecekle ilgili ki bence bunu herkes yapar. Aslında gelecekle ilgili kurduğum hayallerin hepsinde farklı şehir yada ülkelerde farklı insanlarla oluyorum. Gelecekte gerçekten gezmek istiyorum. Her yeri gezip bir sürü farklı insanla tanışmak en büyük hayalim.
.
2. En çok nelerin hayalini kurarsınız?
Gitmek istediğim ülkelerle ilgili hayaller üst sırada tabi. Onun dışında son zamanlarda uçsuz bucaksız bir bahçesi olan ya da denize yakın bir yerde kitap okuma, uyuma ya da her yerim buruş buruş olana kadar yüzme hayalim var. Havalar buz gibi oldu ama olsun ben yine de istiyorum.

3. Şimdiye dek çok hayalinizi gerçekleştirdiniz mi?
En büyükleri gerçekleştiremedim ne yazık ki. Geçekleştirdiklerim... Çok ayran gönüllü bir insanım bir şey ister, elde eder sonra başka şeylere geçerim bu yüzden ne kadarını gerçekleştirdim kısmında biraz takılıyorum. Tahminimden fazla da olabilir az da. 

4. Henüz gerçekleşmemiş ama illa da gerçekleşecek dediğiniz bir hayaliniz var mı? Sakıncası yoksa anlat çabuk nedir?
Dünyayı gezeceğim! Bu ne zaman olur ya da nasıl olur bilmiyorum ama olacak! Kendimi hiçbir zaman evli/çocuklu bir kadın hayal etmediğim için hiç kimseyi düşünmek zorunda olmadan gezip görmek istiyorum. Şu an lükslerini bırakamayan biri olduğum için havada kalmış bir hayal ama günün birinde kesinlikle yapacağım! Şu koca dünya, tarih biz gezip görelim diye var ne de olsa dimi ama...

2 Ocak 2016 Cumartesi

Mim: 2015

Guli'nin Blogu beni geçtiğimiz haftalarda şurada mimlemiş olsa da benim son başıma gelenlerden sonra bir türlü fırsat bulup yapamadım bu yüzden ondan tekrar tekrar özür diliyorum ve mim için tekrar teşekkür ederek başlıyorum yapmaya.

Mimde üç tane soru var ve bunlar;
2015'de ne oldu?
Ne olmadı?
Ne hayal ettin, hayal ettiklerini gerçekleştirebildin mi?

İlk olarak 2015'in ilk yarısı okul hayatım, projeler, ödevler, sınavlar ve azıcık aktif olan sosyal hayatımdan kaynaklı dolu dolu geçti. Bu doluluğun içinde çevreme aslında hiç gerek olmayan kişiler girdiği gibi ilk yarı bittiği gibi neredeyse hepsi hayatımdan çıktı gitti. Yıllar sonra anne evine geri döndüm ve kaç ay geçti bu duruma hala alışabilmiş değilim. Güzel bir tatil geçirdim, Hep hayalini kurduğum kampı gerçekleştirdim, gezdim ve hatta zehirlendim bile. Hayatta yapmam dediğim çocuk bakıcılığını yaptım, evden yapabildiğim birkaç minik iş yaptım derken genel olarak oturduğum bir düzlüğe girdim eylül-ekim gibi ve hala oturuyorum.

Ne olmadı? ... İş bulamadım, Evet, bu yıl resmen iş bulamadım ve öyle boş boş geçti gitti ama artık pek önemsemiyorum, ders veriyorum 2-3 çocuğa ve belki sınava girip bir şeyler yaparsam önümüzdeki yıl için planlarım değişebilir ama 2015'de neyi yapamadın derlerse vereceğim en net cevap "iş bulamadım" olur. Bir de sevgili bulamadım diye kenara köşeye not geçilebilir ama onun çok net girişimleri oldu şimdi es geçmemek gerek.

Hayal kurmadım aslında hiç. Bilmiyorum hiçbir zaman yeni yıla girerken hayal kurmam, daha çok 5-10 yılı kapsayan gelecek planlarım vardır benim. Kendinizi nerede görmeyi düşünüyorsunuz diye sorarlar ya onun cevabı vardır bende ama önümüzdeki bir yıl için yoktur. 

Tabi bu şekilde söyledim ama 2017'ye girerken de böyle bir mim yaparsam diye 2016 hayalim olarak "kendi evime çıkmak" diyorum. Tabi bunun için tekrar bir okul kazanır başka bir şehre mi giderim yoksa iş bulur işime yakın bir yere mi bakınırım o kısmı bilemeyeceğim ama tekrar kendi evimde, kendi düzenimde olduğum zamanlara dönmek istiyorum. O günler ne güzeldi ahh ah.

Yalnız yıl döndü ve ben biraz geciktim gibi hissediyorum bu mim için ama geç de olsa yapmak isteyen varsa buyursun benden alsın hiç çekinmeden. Öyle utanmayla sıkılmayla olmaz bu işler.

13 Aralık 2015 Pazar

Mim: Merak ediyorum

Mars beyinli ve Bla bla beni mimlemiş, e mimlenmişken yapmamak olmaz diye de kendimle ilgili sevdiğim, sevmediğim ya da takıntılı olduğum birkaç şeyden bahsedeceğim. Aslında şuan düşünce yok öyle huylarım gibi geldi ama dökülürüm yazarken diye düşünüyorum. Ben mimi henüz bitirmemişken bir de Lady'm mimi üzerine ağır bir bedduayla atmış gitmiş ona da buradan teşekkür ederim ama unutmadım bunu Lady bir gün senin de yolun bana düşer... -Yani umarım-
  • Vejetaryen olduğum zaten bilinen bir şey ama bunun dışında ağzıma sürmediğim şeylerin başında beyaz peynir geldiğini söylemem lazım. Kaşarı da çok yediğim söylenemez ama beyaz peynir ve türevlerinin hiçbir türünü yiyemiyorum. Lor olsun, köy peyniri olsun, yağlısı yağsızı hiçbirini midem almıyor. Annem küçükken çok zorlardı ama sonra o bile bıraktı. Evde en son ne zaman peynirli börek pişti hatırlamıyorum bile. 
  • Solak değilimdir ama yazı yazmak dışında neredeyse her işimi sol elle görürüm. Nedenini bilmiyorum ama bir şey kaldırmam gerekiyorsa bile ilk önce sol elimi doldururum.
  • Boş zamanım olmadığı sürece kitap okuyamam. Okuduğum kitap başladığımda bitmeli yoksa bir daha asla dönüp onu okumam.
  • Ayak takıntım vardır. Kesinlikle ayak görmeye katlanamıyorum. Sırf yazın plajda, havuzda falan bunun zorluklarını çok çektiğim söylenebilir.
  • Temizlik takıntım olduğunu söyleyemem ama benim söz hakkım olan bir yerde (annemin evinin herhangi bir odası, benim evim vs.) alakasız birinin dağınıklığını görürsem çıldırırım. Benimsediğim alanın işgal edilmesi dayanamadığım bir durumdur. 
  • Taş gibi ve yüksek yastık olmadan yatamam. Bu yüzden kalmaya gittiğim her evi ilk önce yadırgar uyuyamam.
  • Uyurken bana dokunulması kesinlikle dayanabildiğim bir şey değil, eğer öyle bir şey olacaksa teması kuracak kişi ben olmalıyım. Ben sarılayım edeyim ama bana dokunmasın kimse isterim.
  • Yatağım eğer toplanmamışsa gece yatağa girdiğim gibi ilk işim yorgan/pike düzgün olsa da onu bacaklarımla çevirip doğru şekle getiririm.
  • Çantamın olmazsa olmazlarından biri olarak kedi maması olduğu için neredeyse bavul kadar çanta taşırım hep. Bir de bir yerde kalabilme ihtimaline karşı bir üst olur (ama sanırım en son çıkardım).
  • Normalde çok laçka bir insan olsam bile bana bir görev verildiğinde onu sonuna kadar büyük bir ciddiyetle yaparım. Profesyonel olunması gereken yerlerde duygusal davranan insanlara katlanamam.
  • Bir kişi eğer benim için çok çok değerli değilse bir hatadan sonra onu silip hayatımdan çıkarmam çok basit. Eğer çok değerliyse yapılan hataya göre kırgınlık olmadan affederim ama aynı hata peş peşe gelirse onu da silerim.
  • Birkaç sene önceye kadar kalabalık ortamları, çevreyi çok sever bunun için sürekli yeni insalarla tanışır onlarla muhabbet ederdim ama özellikle son iki yıldır kalabalık ortamları kesinlikle itici ve samimiyetsiz bulmaya başladım. Artık hayatıma birini almadan önce resmen bir teste tabi tutuyorum.
  • Erkekte omuz ya da göğüste dövme görünce ayran budalası gibi bakıyorum. Seviyorum erkekte dövmeyi.
  • Güne kedimi öpmeden başlamıyorum. Bazı geceler yanımda yatıyor ama yatmadığı zaman bile yataktan kalkar kalkmaz ilk onu öpüyorum.
  • Aslında çok kıskanç ve bencil biriyimdir ama başkalarında bu özelliği gördüğümde beni sinirlendirdiğini bildiğim için bu huylarımı dizginlemeye çalışırım. Paylaşımcı değilimdir pek. Örneğin annem ablama ya da abime biraz fazla ilgi göstersin hemen aralarına girerim ya da en yakın arkadaşlarımın sevgililerini önce kaynana edasıyla süzer duruma göre onların da arasına girerim. Eskiden direkt "sadece benimle ilgilensinler, sadece beni sevsinler" derdim de sonradan "abartma cha, iyi çocuk/kız ne diye aralarını bozuyorsun" demeye başladım. 
  • Eskiden beri isimlerin kişinin karakterinde etkili olduğunu düşünmüşümdür. İsmin anlamı nasılsa kişi de ona uygun bir karakterde oluyor gibi.
Yalnız bu yazdıkça geliyormuş ve bu durum beni biraz korkuttu. Saçma huylarımı kendi gözüme soktum yetmedi bir de sizin gözünüze sokuyorum. Diyorum size bende bir anormallik var. Yalnız sanrım bu mimi yapmayan kalmadı. E o zaman yapmayan varsa onlara paslıyorum mimi hatta yorumda söylerseniz ismi altın harflerle yazarım şuraya.

16 Ekim 2015 Cuma

Mim: Güne başlama mimi

1 Delinin günlükleri beni mimlemiş! Onun yazısını okuduktan sonra kendimi iyice bir vasıfsız hissetsem de ben de uyanış(lar)ım ve güne başlayışımı yazayım dedim. Ortalama bir işsiz olarak normal karşılanabilecek bir düzensizliğim var ne de olsa. Evet, başlıyorum;

7:45 İlk uyanış

Kendisi okul zamanımdan kalmış bir alarm. O zamanlar dersim olsun olmasın pazar günleri dışında hep 7:45'de uyanırdım. Şimdi de o alarmı kapatmadığım için gözlerimi ilk bu saatte açıp maillere, bloga ya da haberlere biraz bakarak yataktan hiç kalkmadan günü açıyorum. Tabi daha sonra güzel yastığım ve sıcak yorganım sayesinde tekrar bir uyku duruma geçiş yapıyorum.

9:00 Kalkmadan önce ön hazırlık

Bir önceki alarmıma nazaran işim gücüm olmasa dahi kalkıp güne başlamaya niyet ettiğim ama evde ya da dışarıda bir işim olmadığı takdirde yatmaya devam ettiğim saat. Eğer evden dışarı çıkacaksam ya da uykumu almış ve kalkmak istemişsem (ki bu çok nadir olur)  saat 9 güne başlama saatim kabul edilebilir. Bu durumda duşunu almış, kahvaltısını etmiş ve hazırlanmış olarak güne tam anlamıyla hazırlanmış oluyorum ve çıkmam gereken saati beklemeye başlıyorum. Ama herhangi bir gezenti durumum yoksa tekrar telefonumla takılmaya devam edip uyku moduna girmeyi bekliyorum.

(Sağlıklı olmadığını ve bu durumun beni biraz depresyona sürüklediğinin farkındayım ama idare ediyorum işte)

11-11:30  Zorunlu kalkış

Annemin bütün gücüyle bana odamın kapısının arkasından seslenmesi ve uykum olsun ya da olmasın yataktan kesin olarak kalktığım saat aralığı. Bıraksa muhtemelen 2'ye hatta 3'e kadar uyumaya devam ederim ama ona izin verilmiyor işte.

Kalkma saatimden kaynaklı günü hemen bitirip kendime birkaç etkinlik bulduğum söylenebilir. Örneğin kitap okuma en sık etkinliklerimden biri. Eğer havanın iyi olduğunu düşünürsem öğleden sonra herhangi bir zaman aralığında dışarıda sakin, ucuz oturabildiğim bir yere gidip zaman geçiriyorum ama şu sıralar bu etlinliğimi evde geçireceğim gibi görünüyor çünkü çok soğuk...

Mimleme konusuna gelirse kim isterse yapabilir ama Lily nereden gördüğümden emin olamıyorum ama istemişti bu mimi gibi geliyor bu yüzden ondan özellikle bekliyorum.

25 Eylül 2015 Cuma

Mim: Zor sorular

Erkek arkadaşıyla tanışması, ilişkiye başlaması ve birlikte yaşadıkları anıları yazıp kitap okur gibi kendine bağlayan Sonsuza Dek Mutlu beni şurada mimledi. Kendisine buradan da tekrar çok teşekkür edip zor sorularıma başlıyorum.


1) Bu gece öleceğinizi bilseniz bazı insanlara bazı şeyleri söylememiş olmanın pişmanlığını hisseder misiniz? Peki neden söylemediniz?

Sanırım bu gece ölsem öyle bir sıkıntım olmayacakmış çünkü "keşke ...'ya şunu söyleseydim" dediğim bir şey bulamadım. Ama birine bir şeyi söylemediysem o şey ya karşımdaki üzülmesin diyedir -ki konu üzerine düşünüp en az üzecek şekilde dile getirmeye çalışırım- ya da utangaç olduğum anlardan birine denk gelmiştir onun da o anının geçmesi gerekiyor yoksa bazen parmaklarıma kadar kızarıyorum bazense sanki her gün yaptığım bir işi yapıyormuş gibi umursamaz oluyorum. Dengesizim biraz.

2) Günün birinde çocuğunuzun doğduğu hastanede bir yanlışlık yapıldığını ve çocukların karıştığını öğrenseniz, kendi çocuğunuzla sizin büyüttüğünüz çocuğu değiştirir misiniz?

Değiştirmem. Değiştiremem daha doğrusu, yıllarca kendi çocuğum sanıp büyüttüğüm, sevdiğim, ilgilendiğim bir çocuk o ne de olsa. Sırf kan bağım yok diye sanki bozuk mal gibi değişim mi yapacağım, olmaz öyle şey. O çocuğu da tanırım, yakın davranır, severim ama onun anca teyzesi gibi sevdiği biri olurum, kendi çocuğum yıllarca baktığım çocuk çünkü. He ama olur da çocuğum orada kötü muamele görüyorsa, mutlu değilse onu da yanıma almak isterim. Kardeş kardeş büyürler birlikte.

3) Hayalinizi süsleyen bir yerde bir hafta tam porsiyon, harika bir tatil için uçan bir kelebeği yakalayıp, ayaklarınız ve kanatlarını koparır mıydınız?

Ya aslında soruyu ilk okuduğumda "koparırım" dedim ama nereye koparıyorum, ben yağmurda topraktan çıkıp kaldırıma doluşan salyangozlar ezilip ölmesin diye tek tek toprağa geri koyuyorum. Kaldı ki bir kelebek yakalayacağım, o minicik bacaklarını tutup koparacağım sonra yetmeyecek kanatlarını koparacağım? Yapamam ben. Vicdanım el vermez yapmaya. 

4) Bir yemeğe davetlisiniz ve önünüze tanımadığınız bir yemek konuyor. Tuhaf haline ve pek iştah açıcı görünmemesine rağmen tadına bakar mısınız?

Yemeğin içeriğini öğrenmeden ağzıma bile sürmem. Kokusu kötü olmadığı sürece yiyebilirim herhangi bir şeyi ama içinde et olmadığından kesin emin olmam gerekiyor. Yoksa davetmiş misafirlikmiş yok yani o içerik bilinecek.

5) Sevdiğiniz biri için yalancı şahitlik yapar mıydınız? Örneğin bir yayaya çarptığında, direksiyonda dalga geçtiğine rağmen, çok dikkatli kullandığını söyler miydiniz? (anne, baba, eş, sevgili)

Bu tür konularda hep kaçan tarafı oynamışımdır. Yani şahitlik yapmam. Konu hakkında ne gerçeği söylerim ne de yalan söylerim, kaçarım bir köşeye beklerim kimseye bir şey söylemem. Öteki türlü o çarptığı kişinin durumu yüzünden ya da o yakınımın başı benim yüzümden yandığı için içim içimi yer bitirir.

6) Yetişme tarzınızda değişiklik yapma imkanınız olsa ne değiştirirdiniz?

Yani bence olmuşum ben, yetiştirebilmişler de bu soruyu anneme sormak lazım. Yok yani o kesin bir şeyler bulup söyler çünkü.

7) Eviniz ve içindeki eşyalarınız yanıyor. Ailenizi, kendinizi ve köpeğinizi kurtardıktan sonra bir kez daha içeri girme şansınız var. Ne kurtarırsınız?

Kedilerimin ikisi de çıktıysa çantamı ve taşınabilir hard diskimi alırım. Zaten aşağı yukarı aynı yerdeler, biri masanın üzerinde öteki masanın ilk çekmecesinde. Şanslıysam yani bilgisayarım topluysa onu da düşünebilirim ama muhtemelen o an yüzüne bakmam onun. Ama her şeyimin içinde yedeği olan hard diskimi kaybedersem muhtemelen depresyona girerim.

8) Yarın sabah başka birinin kimliğinde uyanma olasılığınız olsa, bunu değerlendirir miydiniz? Kimi seçerdiniz?

Zor oldu bu baya... Bu durum ölene kadar için mi geçerli yoksa geçici mi o kısım önemli. Geçiciyse birilerinin yerine kısa süreliğine geçebilirim. Bu kim olur emin değilim ama muhtemelen onun için derdi tasası olmayan birini seçerim. He eğer kalıcı bir şeyse yok ben böyle iyiyim 22 yıldır iyi idare ettim bir başkasının düzenine ayak uydurmakla uğraşılmaz.

14 Mayıs 2015 Perşembe

Mim: Depresyon

Gizemlikimlik beni şurada mimledi biraz önce arkadaşlar ben de malum bekletmeyi sevmediğimden hemen cevaplayayım dedim. Tekrar teşekkürler yavrum mim için.

Mim iki sorulu ufacık bir mim onu da söylemeden geçmeyeyim.

1) Depresyona ne sıklıkla girersin?
Aslında ben depresyona girmem. Çok nadir bazı olayları kafama takar sonra yoluma devam ederim. En son ergenlik başlarında tam anlamıyla depresyona girdim sanırım ama sonrasında öyle kendimden nefret ettiğim ya da her şeyin yanlış gittiği, kimsenin benden hoşlanmadığını düşündüğüm bir dönemim olmadı. Projem yetişmemişse, ödevler biriktiyse ve finallere çok az kaldıysa o dönem panik yüzünden biraz saçmalayıp afalladığım olur ama diğer türlü suratımdan gülümsemeyi silmek biraz zor.

2) Bu gibi zamanlarda ne dinlersin?
Bir önceki soruda anlattığım gibi (depresyon değil de biz ona panik ve yorgunluk diyelim) anlarda daha çok Mediaeval Baebes, The Piano Guys ya da Yann Tiersen dinlerim. Sakin sakin yumuşatırlar beni iyice. Bu üçlüyü çizim yaparken de sık sık dinliyorum nedense bana ilham veriyorlar. 

Bundan önceki iki mimde yaptığım gibi paslama işini es geçip isteyenin almasını şuraya not ediyorum. Adımız yazmıyor diyerek almamazlık yapmayın, siz isteyin 2 saniyede eklerim ben isminizi.

23 Nisan 2015 Perşembe

Mim: Kitap mı? Ben mi?

Geçtiğimiz günlerde D.S.K. beni şuradaki yazısında mimledi. Mimi okuduğumda büyük bir gazla hemen yapmak istedim ama yazarken fark ettim de zormuş be! Ama yine de bu eğlenceli mimi için D.S.K. komşuma çok çok teşekkür ediyorum.

Bir kitap olsam adı: Yarını belli değil -gibi bir şey olurdu

Nasıl bir kitap olurdum: Tamamen günlük tarzda olayların anlatıldığı bir genç kız romanı olurdum kesin. Hani hafif bir dille yazılmış, içinde az çok entrika olan ama günlük rutinleri tebessüm ettiren hafif bir kitap. İçerisinde farklı duyguların da yer aldığı tam bir romantik komedi olurdum.

Kitap kapağında: Blog bannerımdaki gibi günlük bir illüstrasyon olurdu kitap kapağı. Yatan, kitap okuyan, bir şeyler izleyen ya da gezen bir kızın illüstrasyonu ya da belki de daha çok renk içinde bulunduran bir çalışma.

Kime ithaf olurdunuz: Yayında ve yapımda emeği geçen... Anneme ve arkadaşlarıma ithaf olurdum onlar malzeme veriyor ne de olsa.

Arka kapak

Yazarın benim şuan kuramadığım ama onun benim dilimle yazdığı güzel bir alıntı olurdu arka kapakta. Zaten bana kalsa bin adet basılan kitap her kitapçıda bir tane olacak şekilde kalır asla satılmazdı.

Ön Söz

Kitap bensem ve beni anlatıyorsa onda ön söz olmaz ya. Yazar bile bulamaz ön sözde anlatacak bir şeyler. Direkt bodozlama olaya giren kitaplar olur ya tam onlardan olurum. Okuru önden bir hazırlayalım ya da nasıl bir şeyle okur karşılaşacak anlama fırsatı olmadan tak! Birinci bölüm ve Chadaqiel'in hayatı başlar. O da sanırım lise mezuniyetim ve evden ayrıldığım anla başlar. Öncesinde biraz sıkıcıydım çünkü insanlara önem vermeyen, anlık yaşayan ergenliğin verdikleriyle ilerleyen falan. Ne zaman ayrıldım annemin koynundan o zaman kendime gelip bir şeyler yaşamaya başladım. O zaman eğlenceli şeyler yapmaya başladım hatta. Tabi kitap içinde flashbacklerle önceden yaşananlara girilir ama o kısımlardan başlamaya gerek yok tabi.


Mimleme kısmına gelecek olursak varsa kendine güvenen buyursun alsın mimi. Şahsen ben çok basit sanmıştım başta da yok yani değilmiş, kandırıldım... Tabi bu mimi Lady'den ya da Lily'den görmek hoş olabilirdi onu bir altyazı geçmek isterim.

25 Şubat 2015 Çarşamba

Kitaplı mim


Blog alemine girişimin daha ilk aylarında hemen mimlenmem hem de kitaplar gibi bayıldığım bir konu hakkında mimlenmem sanırım sokakta dans etmemle sonuçlanacak kadar sevindirdi beni. Bu konuda Lady Witch'e ne kadar teşekkür etsem az hatta. 

1) Kışın okumalık favori kitabın var mı?

O kadar düzenli bir insan olmadığım için kitaplarımı mevsimlere göre ayırmadan okurum ben. Daha doğrusu ortada düzen namına bir şey yok baya baya elime geçtiği gibi okur kitaplıktaki türüne göre ayarladığım rafa koyarım.

2)Kapağı mavi olan bir kitabın var mı? 

Kapağı mavi olan birçok kitabım var. Şuan kendi evimde olmadığımdan kitaplığıma bakamıyorum ama aklıma gelenler; Ada, Aşkın Çincesi, Aynı Yıldızın Altında ve Hiç Olmamış Gibi Yapalım. Turkuaz da sayılırsa 1Q84 de var hatta bu listede.


3)Yılbaşı ağacında yıldız olarak kullanabileceğin bir kitap var mı?

Aslında bu sorunun cevabı Lady'le aynı. Bu soruyu ilk gördüğümden beri aklımda cevabı Küçük Prens ve bence kapağıyla olsun içeriğiyle olsun tam olarak yılbaşı ağacının tepesine yıldız olarak koymalık bir kitap kendisi.


4)Kış tatili için mükemmel bir kurgusal dünya?

Kış tatili zaten soğuk havaların etkisiyle biraz kasvetliyken bence biraz fantastik biraz romantik biraz da komik bir kurgusal dünya hoş olabilir. Buna örnek olarak da Marc Levy'nin Keşke Gerçek Olsa'sını önerebilirim sanırım.


5)Birlikte kış tatiline gideceğin bir kitap karakteri?

Oldukça zor bir soru oldu sanırım bu soru benim için. Her okuduğu kitapla yeni bir karaktere aşık olurken kış tatili için sadece 1 kişiyi seçebiliyor olmak üzücü oldu. Sanırım Gabriel'ın Cehennemi üçlemesindeki Gabriel'i alıyorum ama yanıma.

6)Bu sene için listende olan bir kitap?

Bu sene için? Yalnız ben 3 ayda bir kitap alan biriyim herhangi bir online kitap satışı yapan bir sayfaya girer en son neler çıkmış bir bakar konularına seçerim. Daha sonra yakınımdaki bir kitapçıda o kitapları inceler duruma göre listeye kitap ekler ya da çıkarır öyle alırım. Hayatımın en düzenli kısmı bu diyebilirim hatta.

7)Favori tatil içeceğin, atıştırmalığın ve filmin?

Yaz kış hiç fark etmez benim favori içeceğim kahvedir. Her türlüsü olur yazın sıcağında da filtre kahve içerim kışın soğuğunda da. Atıştırma olarak bilmiyorum ama sanırım mısır benim favorim ve film olarak daha 2 gün önce izlediğim imitation game olabilir. Kitap ve filmlerde kendime bir şeyi favori seçmekte çok zorlanıyorum. Hani elimde hali hazırda yeni çok sevdiğim bir şey varsa hemen onu söylemek daha kolay geliyor.


Henüz buralarda fazla kimseyi tanımadığım için bu mimi gören, isteyen, üzerine alınan herkesi mimliyorum. Umarım siz de bu mimle oldukça eğlenirsiniz.