komşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
komşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2017 Salı

O zaman dersler başlasın

Bugün üniversitenin ilk yılı oldukça güzel bir para verip sadece 2 ay kullandığım çellomu tozlu raflardan alıp kursun yolunu tuttum. Zamanında apocalyptica hayranı küçük bir ergen olduğum için kesinlikle bu müzik aletini öğrenmem gerekiyor diyordum ama lisede üniversite sınavının çalışma yoğunluğunda üniversitede de derslerin yoğunluğu yüzünden askıda kalmıştı derslerim. Zaten daha sonra da benim öyle bir müzik aletim olduğunu bile unutmuştum. Şimdi bile nasıl tutacağımı unuttuğumu söyleyebilirim. Tekrar elime alınca ilk günün heyecanı içimi yine doldurdu ama bu yaşımdan sonra yapabilir miyim diye korkum yok desem yalan olur. Komşu çocuğu bu konuda oldukça destekçi olsa da biraz kendine güven eksikliği yaşıyorum. Bakalım bu sefer de bir heves gibi 2-3 ay devam edip bitecek mi yoksa bir tutku misali elden ayaktan düşene kadar benimle mi gelecek bekleyip göreceğiz. Bir de şöyle bir detay var, gün içinde çalıştığım için kursta en son ders benimki ve komşu çocuğuyla birlikte eve dönüyoruz. Bu işi sürekliliğe bağlarsam eğer onunla o istediğim yakınlığı elde edebilirmişim gibi geliyor, bilmiyorum nasıl olacak. Bugün bile dönerken oldukça konuşma fırsatımız oldu ki kendimi daha fazla konuşmayı istemekten alıkoyamıyorum. Çok hevesli ya da çok ilgisiz kalma çizgisini korumaya çalışırken resmen ölüp ölüp diriliyorum. Zaten o da gerçekten çok düzgün bir çocuk mu yoksa daha yeni tanıştığımız için mi bu derece kibar emin olamıyorum ama korkutmak da istemiyorum. Çocuğun yakasına yapışıp sevgili olalım demeyeceğim belki ama yanlış bir hareket yüzünden güzel bir arkadaşlığı da mahvedebilirim sonuçta. Sanırım zamanla öğreneceğim aslında nasıl biri olduğunu ama hemen hemen öğrenmek istiyorum! Şuan için onunla ilgili öğrendiğim en büyük detay geçen sene nişan atmış olması ve "nasıl böyle erken karar vermeye zorladı beni anlamadım bile, oysa ikimiz de çok genciz" demesi. Kız işini biliyormuş anlaşılan ki çocuk ayrılana kadar evlilik yoluna nasıl girdiğini anlamamış bile. Konuya da çok ilginç bir yerden giriş yaptık hatta. Nerede ne okuduğumu ve nerelere gittiğimizi konuşurken birkaç aylık bir macera olarak lisenin son senesi ablamın yükseklisans yaptığı şehre taşındığımı okula pek gitmediğimi sadece sınavlara çalıştığımı arada İstanbul'a gelip gittiğimi söyledim. O da şaşkın bir şekilde oranın insanı çok zor, çok garip ne yaptın orada demesiyle başladı konuşma. Sevgilisinin okul için onunla aynı yere gidene kadar yaşadığı şehirmiş orası. Çok ilginç konulardan çok ilginç noktalara değiniyoruz ikimiz de. Hal böyle olunca benim ilgi ve merakım da artıyor. Nereye gidecek bu iş büyük merak içindeyim. 

6 Ekim 2017 Cuma

Yalnız ben sonbahar insanıydım...

Daha önce bahsettim mi hatırlamıyorum ama sonbahar benim kendimi en iyi hissettiğim mevsimdir. Her ayında kendimi ayrı huzurlu hissederim hatta ağaçların dökülen yaprakları benim için omuzlarımdan giden bir yük hissini verir. Kısaca çok seviyorum bu ne çok sıcak ne de çok soğuk olan mevsimi ama bu sene yazın gelmemesi gibi sonbahar da eskisi gibi gelmedi! Havalardan bahsetmek istemiyorum siz de zaten yaşıyor ve biliyorsunuz ama şu soğuklar yüzünden neler çekiyorum bir görseniz. Arkadaşların peşinde gezinirken titremeler mi dersiniz yoksa grip mi her şey var. Kendimi evde yatağa bağlamak istiyorum desem yalan olmaz. Geçen gün markete gittim bir şeyler almaya ama tamamen kendim için içecek bir şeyler olsun abur cubur olsun o tür şeyler almaya. Tam kalori dolu bir rafın önündeyken çıktı karşıma yine. Ayak üstü selamlaşma naberler nasılsınlar derken birlikte alışverişe devam etmeye başladık. Ben insan gibi abur cubur almadığım için misafirim olduğunu düşünmüş. Tatlım bu gördüğün hiçbir şey, benim evde stok yaptığım zamanı görsen ağlarsın demek istedim ama oldukça şirin ve hanımefendi bir tavırla kendimi tanıttığım için bozuntuya vermedim. O da 3 gün geçmesine rağmen evin temel ihtiyaçlarını karşılamayı bitirememiş anlaşılan ki aldığı şeyler tam böyle temel mutfak eşyalarıydı. Ailesinin ne zaman geleceğini sordum haftasonu geliyorlar dedi biraz buruk bir şekilde. Ben sandım ki ailesinden ayrılmak hoşuna gitmediği için o şekilde söyledi ama o baya baya yalnız yaşamak istediği için ailesinin gelmesini dert etmiş durumda. Aynı şeyleri ben de 2 sene önce yaşadım, insan öyle ya da böyle alışıyor bu duruma dedim güldük. Yine konuşmamız sırasında benden 5 ay kadar küçük olduğunu öğrendim. Kendimden küçüklere ilgi duymak aslında pek huyum olmasa da durumdan şikayetçi olduğum pek söylenemez doğrusu. Kurs hakkında birkaç bir şeyler daha sordum şirin şirin "sana evde de gösterebilirim zaten temelin var, ilerletmek istersen kursa gelirsin" dedi ama kabul etmedim illa o parayı vereceğim!  Hem onun da işine yaramış olurum telefonda kursla konuştuğumda genelde hocanın boş olduğunu, az öğrencisi olduğunu öğrendim. İçimden de "o merak etmesin ben başlayayım bütün çevremi de sokarım oraya" diye düşünmedim desem yalan olur. Biraz daha sohbet etmek istesem de marketle ev arasında 10 dakikalık bir mesafe olduğu için hemen dağılmış olduk. Her karşılaşmada böyle böyle hakkında bir şeyler öğrensem sanırım yaklaşık bir 10 yıla sevgili olabilecek seviyeye geliriz. Yalnız eve gelince fark ettim; yün çoraplarım, kalın taytım, kapşunlu sweatshirtüm ve onu üzerie giydiğim yün hırka aynı zamada makyajın zerresi olmayan yüzümle biraz zor bu durum. Tamam en kötü halim değildi ama yine de beni bu şekilde görmesini istemezdim doğrusu. Ahh ah bu sonbahar neden bu şekilde geçiyor ki?

4 Ekim 2017 Çarşamba

Sen kimlerdensin

Bugün eve gelirken apartmanın önünde kocaman bir araç ve insanlar görünce anladım apartmana birinin taşındığını. Bizim apartmanın sakinleri düşünüldüğünde en genç daire bizimki diyebilirim. Genel yaş ortalamasını baz alırsak 70 civarı bir sayı çıkar ki bu rakamı 70e indiren ben ve abim. Taşınan kişilerin de aynı şekilde yaşını başını almış bir çift olduğunu düşünmüştüm ki çok da öyle olmadığını biraz kurcalayınca anlamış oldum. İlk önce oradan oraya koşturan genç bir çocuk görünce oldukça şaşırdım çünkü kimse bizim sokağa yalnız bir genç olarak taşınmaz. Anında teyzeler basar o evi ki ev sahibi eski komşumuz olduğu için bekara ev vermeyeceğini de biliyordum. Yalan söylemeyeceğim, çocuğu gördüğüm an aklımdan geçen ilk şey "acaba yeni evli falan mı? Eşi nerededir ki? Çok hoş çocukmuş" oldu. Merdivenlerde yamahanın akustik duvar piyanolarından birini taşıdıklarını gördüğümde kalbimden vurulmuşa döndüğümü söyleyebilirim! Çocuğun hala evli olduğunu düşündüğüm için gidip konuşma başlatma konusunda baya bir tereddüt etsem de sormadan asla öğrenemem diyerek gittim yanına sanki her şey ortada değilmiş gibi "yeni taşınıyorsunuz sanırım" diye şirin şirin sordum. Kim bilir kaç saattir adamlarla uğraştığından olsa gerek biraz bıkmış bir halde olsa da gayet güler yüzle konuştu benimle aynı zamanda adamları kontrol etti. Başına dert olmayayım çocuğun işlerini halletsin diye klasik yardım teklifimi sunup evime girdim ama görseniz cama yapıştım izliyorum, yan daireyi dinlemeye çalışıyorum falan baya liseli merakıyla izliyorum çocuğu. 

Akşam olduğunda baktım çocuk hala tek, geleni gideni yok annemin abim için yaptığı keki kestim koydum bir kaba anneme de "insanlar şimdi yorgundur bir şeyler atıştırsınlar" gibi bir şeyler dedim. Kadın "e yemeğe çağıralım o kadar endişelendiysen" dedi ama tanımadığım etmediğim adamı da evimize alacak halim yok. Hiç sevmem gereksiz yere kurulan misafir sofralarını. Elimde kek gittim çaldım kapıyı arada da anneme bakıyorum kadın yanlış fikirlere kapılmasın diye çünkü beni bir erkekle görmeyeli oldukça uzun zaman oluyor. Artık erkek sinek geçse yanımdan "ee Cha ne diyorsun" modunda geziniyor. Neyse gittim kapıya çaldım dedim bir şeyler atıştırmak istersiniz belki ehe ehe  falan diyorum ama görseniz siz benim adıma utanırsınız. Amacım da kapı önünde ayaküstü gerekli bilgileri alıp dönmek yani çok durmama gerek yok diyorum kendime ama çocuk teşekkür edip bir de içeri çağırmaz mı! Girmeyecektim aslında ama baktım cebimde evin anahtarı var girdim hemen. Minik bir sohbet muhabbet sırasında ailesiyle yaşayacağını ama onların İstanbul'a daha gelmediğini, kendisinin yükseklisans yapacağını ve müzik öğretmeni olduğunu öğrendim. Piyano dikkatimi çekmişti zaten diyince bir de çellosu olduğunu söyledi hatta şakayla karışık "sesten kusura bakmazsınız artık" dedi. Aslında kendisi birkaç aydır buradaymış hatta bir kursta özel ders bile vermeye başlamış boş zamanlarını değerlendirmek için ama evin ayarlanması, eşyaların gelmesi derken anca taşınabildiklerini söyledi. Daha doğru dürüst kimseyi tanımadığını da söyleyince gözlerim yerinden çıkacaktı neredeyse. Müziğin her kızı olmasa da büyük bir kitleyi kendine çektiği gibi bir gerçek var malum. Ben de ilgili olduğumu göstermek için konuşmaya hemen üniversiteye başladığımda ben de bir hevesle çelloya başladım ama devam edemedim diye konuşunca hemen "çellon varsa ben yardımcı olurum sana" dedi. Kendime zaman geçirmek için yeni şeyler ararken tam karşıma öğretmenin oturması gerçekten benim şansım sanırım. Dersleri nerede nasıl verdiğini sorup kursunun adresini alıp hoş bir sohbetten sonra eve geçtim. Konuşma yaklaşık yarım saat sürse de içim kıpır kıpır oldu desem yeri. Sanırım ben bu çocuğu tanımak istiyorum. 

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Nasıl insanlar var ya

İnsanlar birbirlerinin işlerine karışmayı çok seviyor. Oturduğum apartmanın neredeyse tamamı yaşlı ve gününü camın önünde "kim ne yapmış?" "ne giymiş?" "kimle gezmiş?" sorularına cevap arayarak geçiren insanlar. Kendimi bildim bileli burada oturduğum için de kiminle ne şekilde konuşmam gerektiğini, ne yapmam gerektiğini az çok öğrenmiş durumdayım. Bugün bayramın son günü ve eve gelen giden de kalmadığı için herkes bir yerlere dağıldı. Ben 13.30da evden çıkıp 23.30da eve geldim annem de 12.30da evden çıkıp 00.00da eve geldi. Arabanın sesini duyunca kapıyı açayım bari diyerek oturduğum yerden kalktım ve annemin kapının önüne geldiğini duyup tam kapıyı açacakken "senin kız bugün senden hemen sonra çıkıp senden biraz önce eve girdi haberin olsun" diyen karşı komşuyu duydum. Hayır yani sana ne benim eve girip çıktığım saatten? Ben evden çıkmak için annemin bir yerlere gitmesini bekleyecek ergenlikte miyim ki gizli gizli çıkayım? "Anne ben bugün kızlarla buluşucam haberin olsun" diyorum ve bitiyor, kadın zaten eve en geç kaçta geleceğimi biliyor fazladan bir şey söylemeye ne gerek var? Her şey bir kenara benim giriş çıkış saatimi, annemin giriş çıkış saatini sapık mısın sen ki gözlüyorsun? Bir hışımla kapıyı açmış olmama rağmen annemin beni içeriye iteklemesiyle hiçbir şey yapamadan odama döndüm ama kafamdan duman çıkaracak derecede sinirliyim! Giriş çıkış saatime bakmış kadın ya! Yanımda kimler vardı imkan olsa onu da gözlerdi kesin ama olmadı, yapamadı tabi o da içinde kaldı. Nasıl insanlar var ya!

12 Nisan 2015 Pazar

Böyle yapacaksanız evlenmeyin

Vize haftam başladı herkesin olduğu gibi ve proje sunumu ve teorik bir sürü dersle uğraşmam gerekiyor bir süre için. Kendime yemek yemek için bile düzgün bir zaman bulamadığım şu zaman dilimimde tam dedim cumartesi hem bedenen hem zihinsel olarak çok yoruldum pazar günü yatayım birazcık dinleneyim sonra kalkar çalışmaya devam ederim. Ama sabah gözlerimi gelin alma adı altında saçma sapan bir etkinlik yüzünden açmak zorunda kaldım! Önce davul zurnayla başladılar tamam dedim ben kahvaltı edene kadar kimi alıyorlarsa alsınlar sonra siktir olup giderler ama gitmediler. Saat kaç oldu ne gelinmiş anlamış değilim o evden çıkamadı ve şu gürültü bir türlü bitmedi! Yıllardır oturuyorum şu evde şimdiye kadar sadece milli bayramlarda çocuk sesleri duyar sineye çekerdim başka da bir şey olmazdı ama en önemli senemin en önemli zamanında böyle bir rezillikle karşılaşıyorum. Başkalarının rahatsız olabileceğini düşünmeden bir insan nasıl böyle bir saygısızlık yapar aklım almıyor! Evet, daha önce böyle bir şeyle sadece tesadüf eseri karşılaşmıştım o da oldukça kısa sürmüş ve nereye şikayet edebilirim diye bakınmadan geçip gitmişti. Ne bende ne de ailemle böylesine gürültülü bir kültür olmadığı için seviniyorum. Uykusuzluğun, hastalık arefesinin vb. şeylerin toplandığı şu anda camı açıp küfür etmemek için kendimi zor tutuyorum. E hani nerede benim haklarım? Üst komşuya çıkıp bunun ne olduğunu bilip bilmediğini, devam ederlerse şikayet etmek istediğimi söyledim ve aldığım tepki "en fazla 2 saat sürer komşuyuz şurada sık dişini" oldu. O da rahatsızdı bundan belli oluyordu halinden. Hem o "komşu" bizi takmazken biz neden onu takalım? 

Bir de rezilliklerin bini bir para resmen. Hayır yani caddenin ortasında gümbür gümbür müzik çalmak ayrı bir de bir grup insanın yol ortasında oynaması ayrı dert. Ev içindekileri rahatsız etmeleri bir kenara o yolu kapatmış olmaları, geçmek isteyen arabalara zorluk çıkarmaları ayrı bir dertti. Çocuk sesine bile katlanamayan biri olduğum açık ama şu yaptıkları saygısızlıktan başka bir şey değil. Eğer ki ben bu yazıyı yazarken ses kesilmiş ve gitmiş olmasalardı polisi arayacaktım. Beni düşünmeyen komşuyu ben neden düşüneyim?