Daha önce bahsettim mi hatırlamıyorum ama sonbahar benim kendimi en iyi hissettiğim mevsimdir. Her ayında kendimi ayrı huzurlu hissederim hatta ağaçların dökülen yaprakları benim için omuzlarımdan giden bir yük hissini verir. Kısaca çok seviyorum bu ne çok sıcak ne de çok soğuk olan mevsimi ama bu sene yazın gelmemesi gibi sonbahar da eskisi gibi gelmedi! Havalardan bahsetmek istemiyorum siz de zaten yaşıyor ve biliyorsunuz ama şu soğuklar yüzünden neler çekiyorum bir görseniz. Arkadaşların peşinde gezinirken titremeler mi dersiniz yoksa grip mi her şey var. Kendimi evde yatağa bağlamak istiyorum desem yalan olmaz. Geçen gün markete gittim bir şeyler almaya ama tamamen kendim için içecek bir şeyler olsun abur cubur olsun o tür şeyler almaya. Tam kalori dolu bir rafın önündeyken çıktı karşıma yine. Ayak üstü selamlaşma naberler nasılsınlar derken birlikte alışverişe devam etmeye başladık. Ben insan gibi abur cubur almadığım için misafirim olduğunu düşünmüş. Tatlım bu gördüğün hiçbir şey, benim evde stok yaptığım zamanı görsen ağlarsın demek istedim ama oldukça şirin ve hanımefendi bir tavırla kendimi tanıttığım için bozuntuya vermedim. O da 3 gün geçmesine rağmen evin temel ihtiyaçlarını karşılamayı bitirememiş anlaşılan ki aldığı şeyler tam böyle temel mutfak eşyalarıydı. Ailesinin ne zaman geleceğini sordum haftasonu geliyorlar dedi biraz buruk bir şekilde. Ben sandım ki ailesinden ayrılmak hoşuna gitmediği için o şekilde söyledi ama o baya baya yalnız yaşamak istediği için ailesinin gelmesini dert etmiş durumda. Aynı şeyleri ben de 2 sene önce yaşadım, insan öyle ya da böyle alışıyor bu duruma dedim güldük. Yine konuşmamız sırasında benden 5 ay kadar küçük olduğunu öğrendim. Kendimden küçüklere ilgi duymak aslında pek huyum olmasa da durumdan şikayetçi olduğum pek söylenemez doğrusu. Kurs hakkında birkaç bir şeyler daha sordum şirin şirin "sana evde de gösterebilirim zaten temelin var, ilerletmek istersen kursa gelirsin" dedi ama kabul etmedim illa o parayı vereceğim! Hem onun da işine yaramış olurum telefonda kursla konuştuğumda genelde hocanın boş olduğunu, az öğrencisi olduğunu öğrendim. İçimden de "o merak etmesin ben başlayayım bütün çevremi de sokarım oraya" diye düşünmedim desem yalan olur. Biraz daha sohbet etmek istesem de marketle ev arasında 10 dakikalık bir mesafe olduğu için hemen dağılmış olduk. Her karşılaşmada böyle böyle hakkında bir şeyler öğrensem sanırım yaklaşık bir 10 yıla sevgili olabilecek seviyeye geliriz. Yalnız eve gelince fark ettim; yün çoraplarım, kalın taytım, kapşunlu sweatshirtüm ve onu üzerie giydiğim yün hırka aynı zamada makyajın zerresi olmayan yüzümle biraz zor bu durum. Tamam en kötü halim değildi ama yine de beni bu şekilde görmesini istemezdim doğrusu. Ahh ah bu sonbahar neden bu şekilde geçiyor ki?
