Bugün üniversitenin ilk yılı oldukça güzel bir para verip sadece 2 ay kullandığım çellomu tozlu raflardan alıp kursun yolunu tuttum. Zamanında apocalyptica hayranı küçük bir ergen olduğum için kesinlikle bu müzik aletini öğrenmem gerekiyor diyordum ama lisede üniversite sınavının çalışma yoğunluğunda üniversitede de derslerin yoğunluğu yüzünden askıda kalmıştı derslerim. Zaten daha sonra da benim öyle bir müzik aletim olduğunu bile unutmuştum. Şimdi bile nasıl tutacağımı unuttuğumu söyleyebilirim. Tekrar elime alınca ilk günün heyecanı içimi yine doldurdu ama bu yaşımdan sonra yapabilir miyim diye korkum yok desem yalan olur. Komşu çocuğu bu konuda oldukça destekçi olsa da biraz kendine güven eksikliği yaşıyorum. Bakalım bu sefer de bir heves gibi 2-3 ay devam edip bitecek mi yoksa bir tutku misali elden ayaktan düşene kadar benimle mi gelecek bekleyip göreceğiz. Bir de şöyle bir detay var, gün içinde çalıştığım için kursta en son ders benimki ve komşu çocuğuyla birlikte eve dönüyoruz. Bu işi sürekliliğe bağlarsam eğer onunla o istediğim yakınlığı elde edebilirmişim gibi geliyor, bilmiyorum nasıl olacak. Bugün bile dönerken oldukça konuşma fırsatımız oldu ki kendimi daha fazla konuşmayı istemekten alıkoyamıyorum. Çok hevesli ya da çok ilgisiz kalma çizgisini korumaya çalışırken resmen ölüp ölüp diriliyorum. Zaten o da gerçekten çok düzgün bir çocuk mu yoksa daha yeni tanıştığımız için mi bu derece kibar emin olamıyorum ama korkutmak da istemiyorum. Çocuğun yakasına yapışıp sevgili olalım demeyeceğim belki ama yanlış bir hareket yüzünden güzel bir arkadaşlığı da mahvedebilirim sonuçta. Sanırım zamanla öğreneceğim aslında nasıl biri olduğunu ama hemen hemen öğrenmek istiyorum! Şuan için onunla ilgili öğrendiğim en büyük detay geçen sene nişan atmış olması ve "nasıl böyle erken karar vermeye zorladı beni anlamadım bile, oysa ikimiz de çok genciz" demesi. Kız işini biliyormuş anlaşılan ki çocuk ayrılana kadar evlilik yoluna nasıl girdiğini anlamamış bile. Konuya da çok ilginç bir yerden giriş yaptık hatta. Nerede ne okuduğumu ve nerelere gittiğimizi konuşurken birkaç aylık bir macera olarak lisenin son senesi ablamın yükseklisans yaptığı şehre taşındığımı okula pek gitmediğimi sadece sınavlara çalıştığımı arada İstanbul'a gelip gittiğimi söyledim. O da şaşkın bir şekilde oranın insanı çok zor, çok garip ne yaptın orada demesiyle başladı konuşma. Sevgilisinin okul için onunla aynı yere gidene kadar yaşadığı şehirmiş orası. Çok ilginç konulardan çok ilginç noktalara değiniyoruz ikimiz de. Hal böyle olunca benim ilgi ve merakım da artıyor. Nereye gidecek bu iş büyük merak içindeyim.
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ekim 2017 Salı
4 Ekim 2017 Çarşamba
Sen kimlerdensin
Bugün eve gelirken apartmanın önünde kocaman bir araç ve insanlar görünce anladım apartmana birinin taşındığını. Bizim apartmanın sakinleri düşünüldüğünde en genç daire bizimki diyebilirim. Genel yaş ortalamasını baz alırsak 70 civarı bir sayı çıkar ki bu rakamı 70e indiren ben ve abim. Taşınan kişilerin de aynı şekilde yaşını başını almış bir çift olduğunu düşünmüştüm ki çok da öyle olmadığını biraz kurcalayınca anlamış oldum. İlk önce oradan oraya koşturan genç bir çocuk görünce oldukça şaşırdım çünkü kimse bizim sokağa yalnız bir genç olarak taşınmaz. Anında teyzeler basar o evi ki ev sahibi eski komşumuz olduğu için bekara ev vermeyeceğini de biliyordum. Yalan söylemeyeceğim, çocuğu gördüğüm an aklımdan geçen ilk şey "acaba yeni evli falan mı? Eşi nerededir ki? Çok hoş çocukmuş" oldu. Merdivenlerde yamahanın akustik duvar piyanolarından birini taşıdıklarını gördüğümde kalbimden vurulmuşa döndüğümü söyleyebilirim! Çocuğun hala evli olduğunu düşündüğüm için gidip konuşma başlatma konusunda baya bir tereddüt etsem de sormadan asla öğrenemem diyerek gittim yanına sanki her şey ortada değilmiş gibi "yeni taşınıyorsunuz sanırım" diye şirin şirin sordum. Kim bilir kaç saattir adamlarla uğraştığından olsa gerek biraz bıkmış bir halde olsa da gayet güler yüzle konuştu benimle aynı zamanda adamları kontrol etti. Başına dert olmayayım çocuğun işlerini halletsin diye klasik yardım teklifimi sunup evime girdim ama görseniz cama yapıştım izliyorum, yan daireyi dinlemeye çalışıyorum falan baya liseli merakıyla izliyorum çocuğu.
Akşam olduğunda baktım çocuk hala tek, geleni gideni yok annemin abim için yaptığı keki kestim koydum bir kaba anneme de "insanlar şimdi yorgundur bir şeyler atıştırsınlar" gibi bir şeyler dedim. Kadın "e yemeğe çağıralım o kadar endişelendiysen" dedi ama tanımadığım etmediğim adamı da evimize alacak halim yok. Hiç sevmem gereksiz yere kurulan misafir sofralarını. Elimde kek gittim çaldım kapıyı arada da anneme bakıyorum kadın yanlış fikirlere kapılmasın diye çünkü beni bir erkekle görmeyeli oldukça uzun zaman oluyor. Artık erkek sinek geçse yanımdan "ee Cha ne diyorsun" modunda geziniyor. Neyse gittim kapıya çaldım dedim bir şeyler atıştırmak istersiniz belki ehe ehe falan diyorum ama görseniz siz benim adıma utanırsınız. Amacım da kapı önünde ayaküstü gerekli bilgileri alıp dönmek yani çok durmama gerek yok diyorum kendime ama çocuk teşekkür edip bir de içeri çağırmaz mı! Girmeyecektim aslında ama baktım cebimde evin anahtarı var girdim hemen. Minik bir sohbet muhabbet sırasında ailesiyle yaşayacağını ama onların İstanbul'a daha gelmediğini, kendisinin yükseklisans yapacağını ve müzik öğretmeni olduğunu öğrendim. Piyano dikkatimi çekmişti zaten diyince bir de çellosu olduğunu söyledi hatta şakayla karışık "sesten kusura bakmazsınız artık" dedi. Aslında kendisi birkaç aydır buradaymış hatta bir kursta özel ders bile vermeye başlamış boş zamanlarını değerlendirmek için ama evin ayarlanması, eşyaların gelmesi derken anca taşınabildiklerini söyledi. Daha doğru dürüst kimseyi tanımadığını da söyleyince gözlerim yerinden çıkacaktı neredeyse. Müziğin her kızı olmasa da büyük bir kitleyi kendine çektiği gibi bir gerçek var malum. Ben de ilgili olduğumu göstermek için konuşmaya hemen üniversiteye başladığımda ben de bir hevesle çelloya başladım ama devam edemedim diye konuşunca hemen "çellon varsa ben yardımcı olurum sana" dedi. Kendime zaman geçirmek için yeni şeyler ararken tam karşıma öğretmenin oturması gerçekten benim şansım sanırım. Dersleri nerede nasıl verdiğini sorup kursunun adresini alıp hoş bir sohbetten sonra eve geçtim. Konuşma yaklaşık yarım saat sürse de içim kıpır kıpır oldu desem yeri. Sanırım ben bu çocuğu tanımak istiyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

