konular ve temalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konular ve temalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2015 Cuma

Bazı insanları anlamıyorum

Son zamanlarda özellikle aklımın almadığı şeyler görüyorum. Belki boş kaldığım için şuan daha fazla dikkatimi çekiyordur bilmiyorum ama kitaplar ve hikayelerde özellikle sürekli bir çocuk gelin, tecavüz, zoraki evlilik konuları işlenip duruyor. Birkaçına baktım içinde neler dönüyor diye ama gördüğüm sadece en sondaki "evli, mutlu, çocuklu" halleri. Bir çoğu aşk değil stockholm sendromu olduğu halde kimse buna dikkat etmemiş anladığım kadarıyla. Televizyonda bir istismar haberi gördüklerinde esip gürleyen insanların gelip bunları sanki güzel bir şeymiş gibi yazıldığı hikayeleri okuması nasıl bir ironidir? Bunları konu alanların özellikle 13-18 yaş aralığında olması ise farklı bir konu tabi. 15 yaşındaki bir kız hikayesinde 18 yaşında bir kızı yazıyor ama yazdığı konuda kız babasının onu "satması" ya da "miras" gibi bir konu yüzünden evlenmesinden bahsediyor. Bir de bu kızların genelde üniversite, aşk evliliği gibi hayalleri oluyor ama işe bakın zorla evlendirildiği çocuk/adam genç kızın kalbini çalıyor ve kız bütün hayallerini bir kenara bırakıp mutlu oluyor. Bu konu aslında gördüklerim arasında en saf olanı çünkü büyük bir kısım tecavüzcüsüne aşık oluyor. İşlemesi kolay diye düşündükleri temanın aslında ne kadar zor olduğunun kimse farkında değil. Bir taciz anı bile kişinin psikolojisini altüst ederken kaldı ki tecavüzün bu şekilde normalleşmesi beni fazlasıyla sinirlendirmeye başladı. Sürekli tecavüzden bahsetme sebebim de aslında bu zorla evlendirilen karakterlerin de kocaları tarafından tecavüze uğruyor olması. Küçük yazarlar muhtemelen evli oldukları için bunun tecavüze girmediğini düşünüyordur ama zorla yapılıyorsa tecavüzdür, bunun başka açıklaması yok. 

Bir de yorumlarda "artık birlikte olsunlar" kısmı var tabi. Kendi ilişkileri söz konusu olduğunda öpüşmeyi bile ben yapmam diye dile getiren okurlar karakterlerin hemen cinsel ilişkiye girmesi için yırtınıyorlar resmen. Bahsettiğimiz karakterler de yine liseli ama o kısmı unutmamak gerek. Tamam, "yaşları küçükler cinsellikten bahsedemezler" demiyorum kimse için, eskisi gibi kapalı kapılar ardından bakılmıyor bu olaylara ama daha kendi vücudunda neyin nerede olduğunu bilmezsen küçük bir kızın "isteklerini" öne sürmesi bana fazlasıyla yanlış geliyor. Annelik, hamilelik de aynı şekilde hafife indirgenmiş şeyler ki an geliyor gidip hepsinin elinden tablet, bilgisayar ve telefonları alasım geliyor. 18ine girer girmez "zorla" evlendirilmiş, eşi tarafından tecavüze uğramış, hamile kalmış ve mutlu, kocasına aşık bir insan benim gözümde olamaz. Öyle bir birey anca yaşam gayesini yitirmiş kendini tek bir şeye odakladığı için dışarıya mutluyum mesajı veren bir gibi görünür bence. Her şey bir kenara istismar eden kişinin yakışıklı, seksi ya da kaslı olması bir şeyi değiştirmez. Gerçek hayatta sevdiği adam bile kendine "zorla" bir şeyler yapmaya kalksa o kadının sadece midesi bulanır ve korkar, bundan zevk almaz.

Bunlarla birlikte bir de "bekaret" konusu var ki o da sinirlerimi fazlasıyla bozan bir konu. Tamam insanın bağlı olduğu değerleri ya da kendince düşünceleri olabilir ama bu demek değildir ki onunla aynı şekilde düşünmeyen kişi yanlıştır. Hikayelerin büyük bir kısmında (hepsi demiyorum kesinlikle) kadın karakter bakire olma ya da olmama durumuna göre değerlendiriliyor. Aşk evliliği yapmış çok mutlu bir çiftin arasına bir bakire giriyor aile zoruyla ve erkek karakterin ablası/kardeşi yeni gelen kıza "o onu sevmiyor, *** onun ilki bile olmadı" diyor. Bu şekilde bir yargılamayla o konuşan kişinin fesatlığı ve yuva yıkıcılığı vurgulanıyor sanıyor insan önce ama aslında bir bakmışsın vurgulanan kadının evlendiği adama bekaretini vermemiş olmasıymış. Bir de ilk gece ve kızlık sorunu var tabi. Kızın saf hallerinden bakire olduğunu düşünüyor ama daha sonradan ortada bir kan göremeyince esip gürlüyor, sonu da ya hastanede bitiyor ya da ayrılıkla. Her türlü kadına inanılmıyor ya da aşağılanıyor ama. Hangi kadın ilk birlikteliğinden sonra aşağılanmayı kaldırabilir? Hatta daha sonrasında bunu sindirip o kişiyle birlikteliğine devam edebilir? Kadını bu şekilde ezmek niye? Yazarlar bu şekilde kadının affediciliği ve aşkını mı vurgulamak istiyor anlamıyorum. Eğer öyle bir düşünceleri varsa orada asıl görünen kadının birlikte olduğu için o adama "mecburen" bağlı kaldığı görüntüsü.

Kısaca kadın her türlü yine bir kadının kaleminden mutluluğu bulurken bile eziliyor, aşağılanıyor. Bunlar 1-2 kişinin yaptığı şeyler olsa dikkatimi çekmezdi belki ama aradığım her 10 hikayenin 8inin içeriği bunlardan oluşuyor ya da içlerinde illa bağlantılı bir şey yaşanıyor. Gerçekten kolay geldiği için mi bunları yapıyor bu yazarlar bilmiyorum ama umarım şu normalleşme bir an önce kafalarından kalkar ve böylesine hassas konuları çocuk oyuncağı gibi kullanmayı keserler.