ah erkekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ah erkekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2016 Çarşamba

Ama bir durun ya

Bazı erkekleri gerçekten anlamıyorum! Blogu ilk açtığım zamanlarda da benzer bir konuda yazmıştım ama gerçekten, 1 değil 2 değil bazen anlamakta oldukça güçlük çekiyorum. Daha önce Mine'nin yaklaşık 2 yıl çıkıp ağzına tek bir evlilik lafı almayan çocuk ayrılıklarının 5.ayında nişanlanmıştı hem de 2 aydır tanıdığı biriyle. Birkaç ay sonra da evlenmişlerdi tabi. Mine'yi nasıl teselli edeceğimi bilememiştim o zaman ki kendim bile şokun etkisinden çıkamamıştım. Hala biraz şaşkınım o çocuk nasıl evlendi diye ama neyse konu o değil. Serkan davetiye getirdi bugün... Evet o da evleniyor. Hadi o kızla evlenme kararı aldın bu kadar kısa sürede tamam da uygulama kısmında biraz daha bekleyemiyor mu ya? 4 aralıkta, o soğukta ne diye evlenir bir insan? -tamam, kendimi bile inandıramadım bu dediğime, kışın da gayet güzel evlenilir. Hatta yazın o sıcağındansa biraz soğuk daha güzel bile olur- Gitmeyi düşündüğüm söylenemez, zaten gidiyor olsam çok garip olabilirdi çünkü ofisin büyük bir kısmı aramızda bir türlü başlayamayan durumu biliyordu. O bir kenara çocuğu sistemimden daha yeni atmışken kendi kafamı karıştırmanın bir anlamı yok dimi ama.
O kızı kıskanıyor değilim bu arada Serkan bana da benzer bir hızla yaklaşmış ve beni açıkça kaçırmıştı kendinden ama en azından beni 6 aydır tanıyordu bu hareketlere başladığında. Bir insanla evlenmek için bu kadar ani karar almak bana o kadar uzak ki anlamlandıramıyorum. Bu gelen ani kararların bir anda uygulanıyor olması ne bileyim çok ilginç. Yargılamak istemiyorum aslında ama "nasıl olur" demeden de duramıyorum. Son bıraktığımda fazla önemli bir karardı bu evlilik peki bu erkekler nasıl oluyor da bu derece önemli bir kararı böyle pat diye alabiliyor? Hayır bir de erkekler bir anda evlenme kararı aldığında kimse garip karşılamıyor ama ben şimdi çıkıp "ben evleniyorum, 2 ay sonra düğünüm var" desem neler düşünülür, neler söylenir arkamdan kim bilir. 

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Sonunda kendime itiraf ettim!

Kendimle ilgili en sevdiğim özelliklerimden biri keşkelerle uğraşmıyor olmamdır. Sırf bu sayede verdiğim öğütler olsun ya da kendi hayatımla ilgili alacağım herhangi bir karar olsun mutsuz olmam ama son günlerde düşünmeden edemiyorum. Evet konu hala Serkan. Onunla konuşacak olmam profesyonel hayatımızı etkilemeyecek olsa hemen gider konuşurum ama şuan hem hayatımla ilgili, geleceğimle ilgili önemli adımlar atarken hem de onunla aynı yerde çalışırken bu yapacağım sadece aptallık olur. Bir kitap ya da dizi senaryosu içinde değiliz ne de olsa gerçek hayatta bazı şeyler riske atılmaya değmez. Son konuşmamızda Anıl'la bir ilişkim olduğunu düşündüğü için o kadar şaşırmış aynı zamanda sinirlenmiştim ki bunu düzeltme gereği bile duymamıştım ama şuan onunla birlikte olmadığımı bilmesini istiyorum. O isterse birilerini hayatına sokabilir beni ilgilendirmez ama benim hayatımda biri olmadığını o bilsin istiyorum. Önce benimle ilgili yanlış fikirlere kapıldığı için düzeltmek istiyorum diye kendimi avutmaya çalıştım ama daha sonra başka kimsenin benim hakkımda ne düşündüğünü önemsemezken onunkini neden umursuyorum diye kendime sormaya başladım. Bir ara kendime "o kim ki benim hakkımda düşüncelerini değiştirmem gereksin" diyordum şimdiyse değişsin diye konuşmak istiyorum. Keşke demeyen ben keşke demeye de başladım. İtiraf ediyorum arkadaşlar ben Serkan'dan hoşlanıyorum. Bunun itirafını ise o benden uzaklaştıktan sonra yapıyorum ama en iyisi bu çünkü başka bir "keşke" bu sefer önüme çıkacaktı. Belki de en hasarsız şekilde hallettik durumumuzu ama bilmiyorum... Acı çekiyor değilim, keşke birlikte olmayı kabul etseydim de demiyorum, yine olsa yine aynı şekilde reddederim onu ama yine de içeride bir yerlerde onunla olma isteği var. Anıl iyi bir insan değil ama en azından iyi bir arkadaş oldu şu dönemde bana. Kafamın içinde sorular fink atarken o kafası yerinde olduğu sürece bana bir çare bulmaya çalışıyor ki bu benim için çok değerli bir şey. Onun dediğine göre bir dönem sonra ya Serkan'ın yanındaki kızların ya da Serkan'ın üzerine atlayacakmışım. Bilmiyorum, birinden hoşlanmanın o evresine hiç yetişemedim ama bazen kendime engel olamayacakmış gibi oluyorum. Normalde hiç kimsenin geçmişi ya da hayat tarzıyla ilgilenmem ne yaparsa yapsın derim ama "Serkan kesinlikle o sürtükle birlikte olamaz! O daha iyi birine layık" gibi bir düşünce geçti aklımdan bir keresinde ki kendimden ne kadar tiksindiğimi ya da böyle bir şey düşündüğüm için nasıl utandığımı anlatamam. Kendime "ben bu değilim ama geçecek, eski Cha geri gelecek" diyerek avutuyorum kendimi. O kim ki birilerini ona yakıştıramıyorum ben ya! 

7 Ağustos 2016 Pazar

Yaptığım en zekice şey değildi tabi

Hiçbir zaman bardan çıkmayan, sabaha kadar içen ya da ot ve benzeri uyarıcılar kullanan biri olmamışımdır. Kendimce birkaç küçük taşkınlığım olmuştur ama o kadar ileri ne ben gitmişimdir ne de çevremdekiler buna izin vermiştir. Spor hocamla olan problemi çözüp bireysel çalışmalara kendimi verdiğimden beri spor salonunda da birçok insanla sosyelleşmeye başladım. Hatta biri var ki onun rahatlığına kendimi kaptırmak sanırım yaptığım en zekice şeylerden biri değil. Birkaç sohbet muhabbet, yemek ve gün içinde dışarı çıkmalardan sonra onun arkadaş ortamına bir anda geçiş yaptım ve onun kardeşim dediği üç insanla tanıştım. Dışarıdan coolluktan kırılan tipler kendi içlerinde tam bir şapşal sürüsü. Anıl'ın bana iyi gelmediğini anlamaya başladığım nokta da tam olarak işe uykusuz gitmelerim ve halsizliğim yüzünden müdürümün beni hastaneye götürmek zorunda kalmasıyla başladı. Onların kendi oluşturdukları gruplarının provalarına gitmek suymuş gibi bira içmek sürekli gece dışarıda ya da birinin evinde olmak yeni kurduğum düzeni tam anlamıyla altüst etti. Annemi yazlığa yollayıp evde abimle kalıyor olmam da bu düzenin bozulmasında önemli rol oynadı diyebilirim çünkü abim birçok gece eve gelmiyor ya da geç geliyor. Zaten çok karışan biri değildi sadece belli sınırları korumamı söyleyip gidiyordu ki geçen akşam yine benzer bir konuşma için beni karşısına aldı. Yüzümdeki çökmeden, yeni arkadaşlarımdan pek memnun olmadığını, büyüdüğümü ve bu yüzden sorunlu liseliler gibi hareket etmemem gerektiğinden bahsedip beni biraz haşladı. Sonrasında biraz düşününce iş performansımın düşmesi, spora gitmemeye başlamam falan birçok kötü etkisi olduğunu fark ettim. Anıl özünde biraz piç olsa da bir noktadan sonra benden o yönde bir şey alamayacağını fark edip gayet normal davranmaya başlamıştı ki bu sayede o şapşal/gerzek hallerini gördüm diyebilirim. Aslında hepsi iyi ama ileriye dönük bir şeyler yapmadıkları için fazla umursamaz ve hayalciler. Bu onların hayatı onlara bu konuda karışamam tabi ama kendimi biraz çekmediğim takdirde benim için iyi olmayacak o bir gerçek. Anıl'la bağımı cidden koparmak istemiyorum ama benim için iyi bir arkadaş olmadığının farkındayım.
Başka bir konu da Anıl ve onun arkadaş grubuyla ilgili konuşurken (örn: gece çıkmalarımız, birbirimizin evinde kalmalarımız vs.) Serkan'ın duymuş olması. Ofisin kapısı kapalı ve biz de normal bir ses tonuyla sohbet ediyorduk arkadaşımla ama nasıl olmuşsa duymuş onu ve olan oldu. İş çıkışı benimle biraz yürümek istediğini ve vaktimin olup olmadığını sordu önce ben de kabul ettim. Aslında kabul etmeyebilirdim de ama o konuşmamız ardından bana karşı hiçbir farklı tutumu olmayınca sorun olmayacağını düşündüm. İtiraf etmek gerekirse bir ara "keşke Serkan'ı reddetmeseydim, bir şans vermiş olsaydım" diyerek kafamı sağa sola vuruyordum hatta ona yaklaşmaya çalışıp karşı bir atak göremeyince vaz bile geçtim. Onun da aynı şekilde benden vazgeçtiğini düşündüğüm için Anıl ve onun grubuna daha çok tutunmuşken onun gelip bana Anıl'la ilişkim olduğunu düşündüğünü söylemesi biraz içte yıktı beni. Serkan ne dedi biliyor musunuz? "Haklıymışsın. Senin o çocukla yaptıkların ve yapacakların benim asla sana veremeyeceğim şeyler. Birbirimize uymayacağımız konusunda önceden haklı olmadığını düşünüyordum, birbirimize ayak uydururuz sanmıştım ama ne ben senin ortamlarında rahat ederim ne de sen benim." dedi ve arkadaşlığımızı tehlikeye atmadığım için teşekkür etti. İmkanım olsa tam o an kendimi bir yerlerden atardım. Aslında sonuç doğru ama gidiş yolu yanlış! Tamam uyumlu değiliz ama bir şekle de girebilirdik ben erken pes ettiğim için olmadık sadece. Bir de Anıl'la birlikte olduğumu düşünmüş olması zaten... İkimiz hakkında neler düşündü az çok anlayabiliyorum ama yine de ona karşı o kadar sinirliyim ki! Durdun durdun şimdi mi pes ettin be adam! 

1 Temmuz 2016 Cuma

Hep özgüven sorunu onlarınki

Geçen gün işten geç çıkıp bir yerlerde oturalım dedik çalışma arkadaşlarıyla. Havanın da ferahlamasını fırsat bilip kendimizi attık direkt ilk bulduğumuz çim alana. Konu nasıl açıldı bilmiyorum ama kızların yüksek beklentili(?) ve uçuk isteklerinden kaynaklı erkeklere itici gözlerle bakmalarına geldi. Başta yüksek beklentilerin ne olduğunu sordum ve ortamdaki rahat dört erkek peş peşe kas, yakışıklılık, bakım gibi sadece fiziksel özelliklere giren şeylerden bahsetmeye başladılar. "Kiloluya zaten hiç bakmıyorlardı artık azıcık göbeği olsa da bakılmıyor, ya sırtı ya göğüsü, karnı illa bir yerlerinde kas istiyorlar, uzun saç, sakal da cabası vs vs" tam hatırlamasam da buna benzer bir cümleydi. Ortamdaki tek kız olmamdan kaynaklı tabi hemen bir savunmaya geçtim ama kimse dediğime aldırış etmedi. Özgüvenin en önemli şey olduğunu söylesem de dinlemedi kimse beni. Ufuk vardı mesela ortamda çocuğun o kadar güzel sohbeti var ki saatlerce gözünün içine bakabilecek potansiyeli görüyorum ben kendimde ki yanımıza gelen kızlar da aynı şekilde tepki veriyor. Tabi ona sorsak kesinlikle kimse ona bakmaz çünkü iri bir vücudu var. Kendine azıcık güvense kızlar karşısında sıraya girecek ama beyefendi kesinlikle bunu kabul etmiyor. Bu durumda sen neden hep gördüğün sporculara kur yapıyorsun, onları beğeniyorsun diye bir soru geldi. Göze hitap ediyor diye bakıyorum tabi dedim önce sonra da "siz hiç benim geçen sene peşinde gezdiğim çocuğu gördünüz mü" diye sordum sonra çocuğu biraz tanımladım ve herkes şok oldu. Tabi 1.90 ve iyi vücutlu olmayan kimseye bakmadığım izlenimi onlarda oluştuktan sonra bu onlara çok garip geldi. Geçen seneki çocuk (çocuğun adını bile unutmuşum yalnız) uzundu falan ama benden bile zayıftı ama bir tarzı vardı dikkatimi çeken o ayrı. Daha sonra bir de kendine o kadar çok bakan erkekle ilişki yürümeyeceği konusundan bahsettim biraz. Malum adam kendine bakıyor, ediyor o kadar ki ego tavan. Beğenilme isteği de o egoyla doğru orantılı gidiyor hem. E durum buyken ben neden erkek arkadaşımı kamuya açayım? Saçma sapan kıskançlık krizlerindense tam bir ilişkiye girilmemesi en iyisi bence. Tabi durum ne olur bilinmez. Belki gider birini fütursuzca hayatıma alırım, o hiç belli olmaz. İşin kötüsü hemen arkasından gelen "peki o zaman neden Serkan'ı reddetin? Senin için yeterince düzgün değil miydi?" sorusu bende büyük şok yarattı. Bu konuda zaten içimde bir yerlerde bir sızı varken konuşmak istemesem de açıklamasını üstün körü yaptım "uygun değildik biz, onun fark etmek istemediği farklılıklarımız vardı" dedim. Ortamda bir ara sus pus olunması, bu sorunun bana tepkili bir şekilde gelmesi olmamasını umduğum ama olan bir şeyi fark etmemi sağladı. Özellikle Serkan'ı yıllardır tanıyan tayfa benim kararıma karşı tepkili. Hala kararımın arkasındayım, onunla yürümeyeceğine adım kadar eminim. Şu an onunla birbirinden kaçmalı garip bir ilişkimiz olsa da olayın üzerinden bir ay geçti geçmedi, emin değilim ama kısa bir zaman sonra yolunu illa bulacak. Serkan'a karakteri, kararlılığı ve özgüveninden kaynaklı hayran olsam da olmayacak duaya amin demek bana hep anlamsız gelmiştir. Keşke diğer çocuklar da ondan biraz feyzalsa da uzaktan uzaktan iç geçirme halleri bitse.

9 Haziran 2016 Perşembe

Benden bir cacık olmaz

Daha çocuğu reddedeli bir hafta anca oldu ama değere bindi resmen. Kimsenin ilgilenmediği çocuğun kısmeti ben onu reddedince açıldı. Bir göz süzmeler, kur yapmalar falan anlamıyorum nasıl oldu bu bir anda. Hani arada diyorum kendime "aslında bunlar hep vardı ama çocuk şimdi seninle ilgilenmiyor ondan fark ediyorsun" falan diye ama kafam biraz bozuk. Coolluğumdan ödün vermeden hareket ediyorum belki ama içim içimi yiyor önceden suratına bakmadığı, gerekmediği sürece konuşmadığı kişilerle nasıl konuşup ediyor. Şımarıklığımı bu noktada görüyorum tabi ama bir insan bitireceğini söylediğinde bu kadar hızlı nasıl bitiyor ya? Ben şimdi çocuğun tekini koluma taksam gelsem hiç mi bir sinirlenme, kıskanma olmayacak onda? Olması gerekiyor bence... Benim içimi az da olsa cıslatabiliyorken onda da bir şeyler olmalı. Bu biraz aşk gibi görünüyor belki size ama ben tamamen şımarıklığım olduğunu hissediyorum. İlgiyi gördüm ettim götüm kalktı ama vazgeçilmez biri olmadığımı fark ettiğim için gururum kırıldı, şımarıklık yapıyorum. Böyle bir şey ilk defa başıma geliyor ki sırf bu şımarıklığım yüzünden o çocukla oynamayacağım! Mine'ye durumu anlattım kız şok geçirdi, Defne'ye anlattım aynı şekilde tepki verdi ki onlara da bir şey diyemiyorum çünkü ben de şaşkınım. Bu çocuk benim bütün düzenimi alt üst etti resmen. Bazen acaba bu uyguladığı bir taktik mi benim ilgimi çekmek için diyorum daha sonra beynim "Cha saçmalıyorsun!" diyip beni sustuyor. Bir ara kendime "senin önceki bütün odunluklarının acısı çıkıyor Cha. Sen kimi bu şekilde hemen sildiysen o da seni onların intikamı için siliyor" diyorum ki ben önceden yaptığıma göre o da yapabilir. Tek sorun içimde bir yerin ısrarla "hayır canım ne münasebet! Yapamaz tabi!" demesi. Nevrim döndü arkadaşlar, zaten yoğunluk yüzünden fiziksel bir yorgunluk çekiyorum bir de beynim onun yüzünden yanıyor... 

8 Mart 2016 Salı

Ne iğrenç insanlar var

Geçenlerde bahsetmiştim ya hani nefes alması bile bana batan bir çocuk var ve bir şekilde aynı ortama geliyoruz diye, yine o ve onun anlamsız sohbetlerinin birine dahil oldum ama bu sefer ortalığı ayağa kaldırdım denebilir. Çocuk zaten aldattığı sevgilisi onunla o gün buluşmak istemeyip başka bir güne ertelediği için ondan ayrılmış sonra da peşinde koşmadı diye kız hakkında atıp tutmalara başlamış. Ne kadar atıp tutuyor beni ilgilenmiyor o kısım tabi ama gelip kabalık bir ortamda "ben o kızın bütün nevresimlerini öğrendim gelip neyin havasını atıyor bana" diye konuşmaya başlayınca bende sigortalar attı. Yok bana bunu bunu yapıyordu, gayet memnundu falan filan. Ağzına geçirmek istedim o an bir tane. "Madem bu kadar koyacaktı neden ayrıldın" diye sordum bu sefer de "bana giren çıkan yok ona koydu yazıyor hala" diyor bir de. "Sen her yatıp kalktığını liseli gibi sağda solda anlatır mısın? Bir şey mi kanıtlamaya çalışıyorsun?" diye sordum bu sefer çocuk beni dövecekti "sen ne demeye çalışıyorsun" dedi sözde laflarıyla üstüme çıkmaya çalıştı ama nasıl sinir oluyorum. O nasıl bir ego yığını, nasıl sözde erkekliğini kanıtlamaya çalışan acınası bir tip belli değil. Öyle çok büyük bir tartışmaya girişmedik belki ama nefretimi o kadar açık ettim ki bir daha sanmıyorum beni o çocukla aynı ortama getirmezler. Hala burnumdan soluyorum ama ne yaşadılarsa kendilerine yaşadılar bize ne diye anlatıyor bunları aklım almıyor. Kızı tanımıyorum belki anlatılması onun için sorun olmayan bir tiptir ya da tam tersi şu seviyesizin söylediklerine kanıp normalde yapmayacağı şeyleri yapmıştır onunla bilmiyorum ama gelip onu o ortamda anlatıp o kızı da tanıyan kişilere malzeme vermesi midemi bulandırdı. Böyle tiplerle ilk defa karşılaşmıyorum tabi ama yine de bununla bu kadar sık karşılaşmak midemi bulandırıyor. 

9 Ocak 2016 Cumartesi

"Her şeyi yaşadım ben, artık baba olmak istiyorum"

Ders verdiğim ilkokul bebelerinin birinin 96'lı bir abisi var ve geçen onunla minik bir sohbet ettik. Çocuğun bana hafif bir meyli var ama benim ciddiye aldığım pek söylenemez neyse, biz oturup sohbet ederken o bir anda görüp geçirmiş olduğundan falan bahsetmeye başladı. Hatta kurduğu cümlelerden biri "kaç kız geldi geçti hayatımdan, artık düzenli bir hayatım olsun istiyorum. Hatta baba olmak istiyorum, evlenebileceğim bir kız bulsam..." gibi bir şeydi. Tam bu olmasa bile demek istediğimi anladınız bence. 96'lıları eziyorum gibi bir şey düşünülmesin tabi -şunun şurasında ben de 93'lüyüm- ama daha 20 yaşına girmemiş bir çocuğun "ben yaşayacağımı yaşadım" tiplerine girmesi bana fazlasıyla komik geldi. Bir de baba olmak istemesi ayrı bir nokta tabi. "E okul, iş falan bunlar ne alemde ki bir de çocuktan bahsediyorsun" diye sordum o da hemen " onlar halledilir şeyler, zor kısım evlenmek" dedi. Şimdi çocuğun suratına kahkaha atıcam atamıyorum ama söylediklerine o kadar inanıyor ki gülmemek elde değil. "E o kadar kız geçti demek 'elinden' ne diye birine evlenme teklif etmedin?" diye sordum çünkü konuyu ciddiyet içerisinde tutmak benim için çok zordu. "Hepsi kaşar be Cha, çıkmadı ki karşıma düzgünü. Var birkaç kız da işte onlar biraz zor" dedi bir de içli içli annesinin verdiği çayı içerken. Üniversite için dershaneye gidiyorsun, annenin sözünden çıkmıyorsun bir de evlenmek istiyorum diyorsun dedim içimden hep. Kız olsa kocaya kaçarmış bu çocuk belli. O anlamsız sohbeti düşündükçe gülüyorum ama. 20 yaşında "yaşayacağını yaşamak" nedir ya? Semtteki bütün kızların ekmeğini yemişmiş bir de, bakın yine gülmek istiyorum...

20 Aralık 2015 Pazar

Anca alt üst etsin her şeyi, başka bir işlevi yok zaten!

Aslında her şey çok hızlı oldu. Ne mi oldu? Ali yazdı ve ben de bunu Mine'ye söyledim. Bölümden arkadaşlar dışında o gün olan olayı da ben sadece Mine'ye anlatabilmiştim çünkü sinirliyken konuşacak biri gerekiyordu ama çocuklar bunu öğrenirse ortalık fazlasıyla karışırdı. Neyse olayın üzerinden aylar geçti zaten artık öğrenmeseler de olur diyordum güzel güzel ama Ali'nin yazdığını Mine'ye söyleyince ve Mine de o sinirle Defne'ye bunu anlatınca önceki olayını bilmeyen Defne Mine'ye her şeyi en başından anlattırmış derken tabi Defne yeni bir şey öğrenince durur mu? Hemen bizim çocuklara ötmüş o da. Abim sıfatlı iki canın bunu öğrendiğindeki tepkisi de tahmin edersiniz ki olabilecek en uç seviyede oldu. Önce biri aradı sonra öteki ama nasıl azar işittim belli değil. En son Batu'ya kesinlikle istemeden "karışmayın hayatıma ne bok yersem yerim" şeklinde isyan edince telefon suratıma kapandı. Arıyorum ama açmıyor da üzülüyorum o böyle yaptıkça yazıyorum sürekli ama bir geri dönüş aldığım söylenemez tabi. Hayır niye bu kadar karışıyorsam onlara! Döveceklerse şu çocuğu dövsünler ne hakla, hangi yüzle bana mesaj atabiliyor hala aklım almıyor. Yazdığı şey de yılbaşında buraya geleceği ve buluşma ihtimalimizin olup olmadığı. Neymiş bana bir özür borçluymuş bilmem ne. Özür borçlu evet ama 6 ay geçti neredeyse olayın üzerinden ve şimdi mi fark etti beni düşürdüğü konumu? Ben çocuğun adını duymaya dayanamazken bir de onunla buluşabileceğimi nasıl düşünebiliyor bu ya? Bir de kesinlikle değmeyecek birine olan sinirim yüzünden Batu'yu kırmış olmam iyice sinirlerimi bozuyor! Emre de yarım bir tavır halinde. Kısaca ortalık karıştı hem de kesinlikle değmeyecek biri yüzünden. Bu çocuk durup durup benim hayatımı karıştırmak zorunda mı? Mine ve Defne'ye de ayrı olarak ben tavırlıyım tabi. Hadi Mine gitti Defne'ye anlattı her şeyi diyelim Defne ne diye olay çıkacağını bildiği halde çocuklara bunu her detayıyla anlatıyor ki? Olayın hangi açısından bakılırsa bakılsın anlatılmaması gereken bir şey olduğu belli. Hayır öğrenmelerini istesem ben zaten zamanında anlatırdım dimi ama! Çocukları sinirden delirtsem de böyle olmamıştı aramız hiç ve şuan cidden "öyle demek istemedim" diyerek kendimi affettirene kadar sarılmak istiyorum  ikisine de. Ali'nin mesajı okuduğum gibi silsem de sanki hala orada duruyormuş gibi tekrar tekrar silme isteği var içimde. Bir de hayırlı uğurlu olsun ilk defa bir numarayı engelledim, umarım cevap vermiyor olmam onun için yeterli bir cevap olmuştur. 

18 Aralık 2015 Cuma

Üzersin sen onu

Geçtiğimiz gün ablamla bir yerde oturup kahve ve sohbet şeklinde güzel bir vakit geçirirken onun arkadaşlarından biriyle karşılaştık. Önce ayaküstü sohbet daha sonra da bize eşlik etmesiyle ben bu çocuğa baya baya ısındım hatta tamam dedim içimden madem birini ayarlamaya çalışıyorlar bana bu çocuk olsun! Saatlerce benim dakika bir gol bir şeklindeki kurlarım, çocuğu sürekli konuşturup onun hakkında bir şeyler öğrenmeye çalışmam derken artık ilgim belli olmuştur dedim ama karşı bir atak gelmediği için biraz hevesim kırıldı gibi oldu. Akşam ablamın evine geçerken de konuyu ona getirip ablama "ya abla, hani siz bana birini ayarlamak istiyordunuz ya" diye lafa başladım ama o hemen lafımı kesip "Faruk olmaz!" dedi. "Neden? Ne güzel işte yaşı yaşıma huyu huyuma hem sen de tanıyorsun. Bence olabilir. Sen bir kere daha aynı ortama getir bizi ben bir şekilde hallederim" dedim. "Cha olmaz dedim. O çocuk ne kadar duygusal ve ilgili, iyi bir çocuk biliyor musun sen? Tam kendine alıştırırsın sonra ilgiden sıkılır bırakırsın çocuğu yıkılır kalır. Hayır, kesinlikle o olmaz!" dedi gömdü beni oraya. Tamam ilgi alaka sevmem, bırakın beni ben mutlu mutlu yaşarım hatta hayatıma müdahale edilmesin harika bir insan olurum ama okulda benden 3-4 yaş küçük o çocuktan beri ilk defa birine olur gözüyle baktım onda da ablam izin vermedi. Hayır belki ablamın ön görüsü tutmayacak ne malum. Şimdi zorlasam da yanyana getirmeyecek bizi kesin. Hem üzülecekse de üzülsün denemekte ne zarar var? Onunla olmazsam aşkımdan ölmem tamam ama yine de hiç denemeden de bırakmak olmaz diye düşünüyorum. Eğer onunla bir daha karşılaşırsam -yani bir daha bir araya gelirsek- peşini kesinlikle bırakmayacağım. Tabi olur da görmezsem neyse der geçerim ama ablamın "olmaz" lafı yüzünden aylar sonra ilk defa beğendiğim çocuğu bırakacak değilim.

28 Haziran 2015 Pazar

Gerçekten amacım neydi?

Artık herkesin birbiriyle vedalaşma zamanı geldi ve bütünlemeler de bittiği için sınıfça bir şey yapalım dedik normalin dışında. Sınıf içinde hiçbir zaman öyle çok birlik beraberlik içinde olmadık ki zaten bir sene biri dersi alır diğer sene başka biri derken sık sık aynı dersi alabildigimiz 15-20 kişi var yok gibi bir seyiz ve bu toplanma da o dediğim 15-20 kişi içerisinde oldu. Hiç bütünlemesi olmayan bile kaldı iki hafta daha ve cuma gecesi parti verme kararı aldık bir arkadaşın evinde. Parti deyince aklınıza üniversite partisi, seks, içki gibi uç şeyler gelmesin. Tabi alkolün verdigi rahatlık senelerce birbirine dürüst olamamış kişileri açmadı desem yalan olur ama o televizyonlardaki gibi kocaman bir şey değildi. Pizza söyledik yedik içtik kendi çapımızda dans ettik derken ben kendimi yorgunlukla koltuğa attığımı hatırlıyorum ve daha sonra yanıma biri oturdu ama sonrası bende kesikli hep. Sızmış kalmışım anlayacağınız. Sabah uyandığımda fazla samimi bir şekilde koltukta biriyle yatıyordum ama hayır cinsel bir birliktelik olmamış aramızda. Neyse, küçücük koltukta kiminle neredeyse altlı üstlü yattığıma bakmak için kafamı kaldırdığımda o kişinin Ali olduğunu gördüm. Anında midem ayağa kalktı hiçbir sarhoş kafa beni bu çocuğun yanına getirmez derken kalktım kızdım çocuğa "yatacak başka yer mi bulamadın da burada yattın sen!" diye. Uyku sersemi "cha ne diyorsun sen ya uyuduysak ne olmuş şurada" diye sinirli bi karşılık verdi bana. "O ne demek herkesle yatıyor muyum ben? Nereden geliyor bu samimiyet?" diye çıkışmaya devam ettim derken tam anlamıyla patladı bağırdı çağırdı bana orada kalan herkes geldi başımıza. Herkesin gelip duyması bir kenara Ali'nin ithamları sinirlerimi ciddi anlamda yıprattı. Sürekli ona ışık yaktığımı ama işime gelmediği için git gel onunla oynadığımı söyledi durdu. "Amacın nedir?" dedi bağırarak küfürler ederek. O an kafama bir şeyler vurdu bana olan hoşlantısı ufak bir şey değilmiş. Ali daha sonra çekti gitti tabi durmadı ama kızların dediğine göre ben o benim yanıma oturduktan sonra kafamı omzuna koymuşum daha sonra uyuma moduna girerken de daha çok sırnaşmışım. Hatta beni öpmüş ama onun tek taraflı mı yoksa o kafayla çift taraflı mı oldu bilmiyorum. Sonuç olarak koyun koyna uyumuşuz. Herkes gidip kahvaltı masasına oturunca Ali'yi haklı bulanlar yüzünden sabahtan beri kendimi kötü hissediyorum. Çocuğun ilgilisini hiçbir zaman o kadar ciddiye almamış olmam benim hatam ama o da açık bir şekilde konuşmadı ki. Hem benimle konuşmaya başladığı zaman aralığında bir sevgilisi de oldu, geldi bana onu anlattı etti. O bir kenara gece ne kadar içtiğimi nasıl yorulduğumu görmüş olduğu halde beni öpmesi, bize şekil verip uyumaya devam etmemizi sağlaması neden beni suçlu gösteriyor? Ben ona ikimizden olmayacağını söylemişken neden hala ben suçlu görünüyorum? Vicdanım keşke onu kullanıp atmışım gibi beni rahatsız etmese. Pazar akşam yola çıkıp onu bir daha görmeyecek olmam beni mutlu etse de herkesin içinde söylediği sözler kendimi iğrenç bir insanmışım gibi hissememe neden oldu. Şuradan gitmeden önce böyle bir olay gerçekten kötü oldu. Burayı hatırlatacak kişiler arasına Ali hiç girmeseydi keşke. 

9 Haziran 2015 Salı

Benden çekinenler de varmış

Ben normalde yeni tanıştığı insana bile olabilecek en güler yüzlü halimle yaklaşır kimseye soğuk davranmam. Bu hallerim beni gerçekten tanıyan biri için yapmacıktır ama yeni tanımaya başlayan kişi çok sıcak kanlı olduğumu düşünür güvenir bana. Beni tanıyan kişilerin yapmacık bulması konusuna gelirsek ben insanlara güvenmem, kendimle ilgili paylaşımda bulunmam ya da yakınıma gerçek anlamda almam. Güven çemberimin içine giren kişiler de zaten sayılıdır (evet, 6 kişi var o çemberin içinde) ki onlara burada isimle hitap edip sık sık konularını geçiyorum zaten. Neyse, ben insanlara olabilecek en sıcak şekilde yaklaşıp yardıma ihtiyaçları olduğunda ettiğimi ve ortamlarından kaçmadığımı düşününce benden çekinen eden pek olmazdı. Daha doğrusu ben öyle düşünürdüm çünkü bu sabah ben daha uykumun güzel derinliklerindeyken bir telefon aldım. Telefondaki arkadaş Emre'nin eski ev arkadaşı olan bizim de arada sohbetimizin olduğu tatlı bir çocuk. Önce yeni uyanmamın verdiği mahmurlukla çocuğun ne dediğini anlayamadım çocuğu tekrar tekrar anlattırdım ne istediğini derken çamaşır makinemi kullanıp kullanamayacaklarını sordu. Ben de gelin kullanın tamam dedim. Telefonu kapatırken de tekrar uyumaya karar verdim ama daha sonrasında peş peşe gelen 1 saat sonra geliriz biz içerikli mesajlarla isyan edip yataktan kalktım. Çocuklar bir tane en büyük boy valizle kapıma geldiler. Şakayla karışık "yuh bu ne böyle ne zamandır yıkamıyorsunuz siz giysilerinizi" dedim iki çocuğunda kafası mahcubiyetle yere indi. Tamam dedim içimden "sanırım fazla utanıp sıkılıyorlar bu durumdan, sorgulama cha". Ben mutfağa çay demlemek için girdim onlar da giysileri ayıklayıp makinenin içine koydular ben de gidip makineyi çalıştırdım. Minimum 40 dakika süren kısa programı düşününce çocuklar da rahat etsin diye ben de rahat davrandım salona oturduk. Naber-napıyorsun-okul nasıl gidiyor-bu sene bitiyor mu sorularından sonra biraz açılıp Emre zamanında tanıdığım hale geldi çocuk ve arkadaşı. Yedik, içtik, sohbet ettik derken son makine çalışırken çocuk bana "cha ben seni çok soğuk bilirdim, günlerdir soramamıştık hatta sana" dedi. Şok oldum tabi haklı olarak ne soğukluğumu gördü ki falan dedim kendime. E malum benimle konuşmaya en son çekinen çocuğun varlığını hatırlamıyorum bile. Kim bilir ne zaman ne sebeple olmuştur o olay. Dedim işte "ya neyden çekiniyorsun canım, insan yemiyordum en son bıraktığında" dedim ama "yok ya biraz bir soğukluğun vardı ilk tanıştığımızdan beri açılmışsın ama sanırım iyi iyi" dedi. Bizim tanıştığımızdaki halimden çok daha içten hareket ediyormuşum hatta. Oysa kafa yapım, davranışlarım hala aynı, ne değişti bende o zamandan bu zamana acaba?
Neyse işte çocukların işleri bitti gittiler gitmeden önce de dönemin başından beri çamaşır makinelerinin bozuk olduğunu hep böyle rica minnet başkalarına yıkattırdıklarını söyledi. Güldüm ettim tabi tam öğrenci kafası ama böyle biriktirme usulu nasıl oldu da bir dönem idare ettiler hayret ettim. Eksik gelen su faturasından biriktirmelerle kendilerine kaç tane yeni çamaşır makinesi alırlardı oysa. Erkekler işte (öğrenciler için) çamaşırlarını yıkatacak bir kız illa arıyorlar. He bir de ilk erkek arkadaşlarına da götürüyorlarmış ama onlar ne bulsalar düşük derecede atıp yıkadıkları için bozulmalar olmuş bu yüzden gerçekten çamaşır yıkatacak kızları arıyorlarmış. Kıs kıs güldüm arkalarından.

8 Haziran 2015 Pazartesi

Her şey tip değil tabi

Yakın arkadaşlarımdan biri eşyalı evini giderken devretmeyi düşündüğü için yeni bir kiracı bulmaya çalışıyor şu sıralar. Bugün üç erkek öğrencinin evine bakacağını ama tek başına gezdirmekten ve onlara evi pazarlamaktan çekindiğini söyleyince gittim ben de onun yanına. Saat 3 gibi çocuklar geleceklerini haber verince biz de evin al benisini arttırmak için odaları düzenleyip kusurları kapatma işine girdik tabi. Çocuklar gerçekten saat tam 3te kapıda belirdiler ve biz kalp krizi geçirdik! Gelenler üç kişiydi evet ama içlerinden biri vardı ki boyu, posu, kibar davranışları derken ikimizi de kalbinden vurdu. Diğer ikisi suskundu ki sanırım bizim beğendiğimiz çocuğun orada olma amacı muhtemelen ev konusunda tarafsız bir yorum yapabilecek olmasıydı. Neyse, odaları gezdirip hoş sohbet bir an yaptıktan sonra diğer iki çocuk kira, aidat, eşyalar ve evle ilgili sorular sorup arkadaşımla ilgilenmeye başladılar ben de boş kalmamak adına diğer çocukla biraz sohbet edeyim dedim. Mimarlıkta 5.senesi olduğunu ve tiyatro topluluğuna başkanlık ettiğini söyledi çocuk ki ben o noktada bittim. Checklistte çocuğa tik atmadığım noktası kalmazmış gibi sosyallikte de son nokta. Tabi ben ilgimi biraz belli ettim sanırım çünkü çocuğun da tavırlarında bir flörtözlük bir burnu havadalık baş gösterdi. Baktım başa çıkamıyorum evle ilgili soru sordum ama o noktada "bu eve istenilen para çok, bu eşyalar hep kız eşyaları hepsi çöpe gidecek zaten" dedi. Tamam bazı duvarlarda kelebekli çiçekli yapıştırmalar, askılıklar olabilir ama onlar halledilebilir bir sorunlar -ki evden çıkarken sökülecek hepsi zaten-. Onun dışında yemek masası, koltuk takımı, yatak, dolap, çalışma masası vs. nasıl kız eşyası ya? Basma kalıp eşyalar işte sabit görüntü... Neyse dedim o alıcı değil, arkadaşları beğensin yeter diye ama inceden inceye eve kusur bulup durdu çocuk. Kapıdan çıkarlarken bana bakıp "sizin fakülteden tanıdığım arkadaşlar var sen de istersen bir akşam hep birlikte çıkarız" diyip bir iş atmayla tekrar beni erir bir hale soktu ama -işte bu nokta çok önemli- kapıyı kapatır kapatmaz cama koşup gizli gizli liseli aşıklar gibi onlara bakan ben arkadaşımın giriş katta olmasından kaynaklı bütün konuşmalarını duydum. 
Çocuğun arkadaşı: Kızı bir akşam için çağırdın da Ezgi laf etmesin...
Çocuk: Yok abi merak etme Ezgi bu çarşamba ailesinin yanına dönüyor. 
Çocuğun diğer arkadaşı: Lan benim de böyle kör sevgilim olacak var ya...
.
.
. 
Kör sevgili? SEVGİLİ? 
Sanırım ne demek istediğimi anladınız.

Bir de beni garantiye almak için haftasonu çağıracakmış bir sonraki gün sınav bahanem olmazmış. Ezgiciğine de "ben bu akşam erken yatıyorum aşkım" der herhalde ki gece rahatsız etmesin, ben ve yanımda artık kimi çağıracaksa onlar işkillenmesin. 

26 Mayıs 2015 Salı

Bu sefer cidden pilim bitti

Fiziksel yorgunluğum ruhsal yorgunluğumu fena halde dövmüş bulunmakta. Son birkaç günüm o kadar yoğun geçti ki sanırım artık ne ayaklarımda ne belimde ne de kollarımda derman kalmadı. Hazırladığımız maketler, projeler, çizimler ve ısrarla elde çizilmesi istenilen planlar yüzünden gözlerimi ve beynimi masada bıraktım artık. Ya ben bu bölüme başlamadan önce gözlük kullanmıyordum şimdi resmen kullanmazsam kör gibiyim. Dün gecenin bir yarısı maket işini halledip eve dönünce bu mesleği asla yapmak istemediğime karar verdim ama bu sabah o maket teslim edildiğinde sınıftaki herkesin yorgun hali gözüme gelince "cha, zorluk çeken bir sen mi varsın? Uyuyamayan, gözleri mor gezen sadece sen misin? Nereden çıktı bu prenseslikler? Kendine gel kızım bu bölüme isteyerek geldin sen!" şeklinde bir ayar verdim kendime ve hocamızın da övgülerini ve hafif eleştirilerini aldıktan sonra yine bölümüme tutundum. Bu işin stresine girmek gözümü korkutmuyor değil ama o ayrı mesele.

Dün gece ben tam yatmadan önce çok ilginç bir şey oldu. Daha önce defalarca hakkında yazdığım Ali saat 3.40 civarında yazınca konuşmaya başladık. Çocuğa sabah 7de kalkacağımı uyumam gerektiğini söylemem bile durmasına yetmedi "istersen uyu sen ama ben son ana kadar seninle konuşmak istiyorum" dedi. Bir süre sonra "sen gidince ben ne yapacağım hiç bilmiyorum" diyince şakayla karışık "ya sen bana mı yürüyorsun bunlar nasıl laflar" diyip güldüm. Yazdı sildi yazdı sildi derken bir süre sonra "aslında neden olmasın?" dedi. "olmaz" dedim "neden" dedi. Hani saçma ısrarları sevmiyorum zaten o ayrı mesele bir de "sen hep 'denemeden bilemezsin' demiyor musun? Neden denemiyoruz?" diyerek benim lafımı bana sattı. Aklımda öyle bir şeyin hiç olmadığını ve konuşma devam ederse aramıza ciddi bir soğukluk gireceğini söylediğim halde devam etti ben de "nerden çıktı bir anda böyle davranmak? Sen eski kız arkadaşının arkasından yas tutmuyor muydun?" dedim.  O da "o başka bir şeydi, seninleyken kendimi çok farklı hissediyorum. Hani derler ya midemde kelebekler filler tepiniyor diye, bende de aynı şey oluyor işte sen çok farklısın" dedi. Baktım konuşmanın artık bir sonu yok cevap vermeyi kestim, o da yazmayı kesti ama işin en ergen ve acınası kısmı bugün gözlerimin içine içli içli bakması oldu. Reddettiğim bir gerçekken neden  böyle yapıyorlar anlamıyorum. 
Tamam ben de bu konuda çok suçsuz değilim daha önce Ali'nin gel-gitlerine hiç bu kadar net cevaplar vermemiş, hep bir hafif flört havasını korumuştum ama yukarıda da dediğim gibi yorgunluğum artık son raddedeyken ısrar etmesi katlanabileceğim türden bir şey değildi. Şu saatten sonra da zaten 2 hafta boyunca daha yorucu günler gelecekken ve ben taşınma işlemlerine başlayacakken hiç onu umursayamam.

16 Nisan 2015 Perşembe

Erkekleri anlamadığımı söylemiş miydim?

Sınavlarım bittikten sonra benim çocukla konuşacağımı söylemiştim değil mi geçen yazıda? Heh işte o biraz sekteye uğradı. Aslında uğramamış da olabilir, bilmiyorum. Son günlerde çocuk bana o kadar kötü bakıyor ki öz güvenim sıfır! Sunum için giyinip süslendiğim gün suratıma boka bakar gibi baktı. Hatta öyle ki kaşları bile çatıktı. Tanımıyorsun etmiyorsun bu tavır ne çocuk? Hayır bir şey yapsam cidden gam yemeyeceğim ama sinirli gibi değil daha çok "yine mi sen? bir git başımdan" havası verip duruyor. Kızlar da bu durumu fark edince "çocuk rahatsız oldu anlaşılan sen bırak bu işi" dediler ben de peki dedim madem bakmamdan bile rahatsız ben de hayatına girmeden giderim. Ama bugün kantinde yemek yerken tam oturduğum masamın iki önündeki masaya oturup arka kısmımda duvar olmasına rağmen bana dönük oturdu. Aramızda kimse de yoktu, kafamı her kaldırdığımda karşımdaydı. Resmen ben bakmayı kestim bu sefer o başladı bakmaya. Kütüphaneye gidiyorum arkamdan geliyor, bahçede oturuyorum bana dönük sigarasını içiyor -ki bu işi oldukça seksi yaptığını söylemem lazım adam sigarayla sevişiyor- ama daha dün ben bakmama kararı alıp uygulamaya başlarken pislik muamelesi görüyordum gözlerinden. Kaçan kovalanır muhabbeti mi bu anlamış değilim ama ben düz bir kızım ve açık olunması lazım bir şeyleri anlamam için. İlgim hoşuna gidince farklı bırakınca farklı olacaksa hep eğer tanışmamak daha iyi gibi çünkü bu sefer o muhtemel ilişkide ben o çocuğun egosunu tatmin etmem. Bir öyle bir böyle insanlarla uğraştığım yetiyor zaten bu kişilerin sayısını ben daha neden arttırayım?
Yazıyı yazarken kendimi gaza getirdim resmen ve ben gitmemeye karar verdim. Şu saatten sonra gelecekse o gelecek. Gelmeyecekse kendi bilir 2 ay sonra bir daha görmeyecek zaten beni.

13 Şubat 2015 Cuma

Bazı erkekler biraz garip

Ben, 22 yaşında bir terazi burcu kadınıyım ve şu zamana kadar genel olarak çok normal bir hayat yaşadım. Sevgilim oldu (evet, biliyorsunuz), kız ve erkek arkadaşlarım oldu, kendimden 5-6 yaş küçük/büyük arkadaşlarım da oldu, çoğunluğu aile içinden de olsa kendimden 10-15-20 yaş büyük insanlarla ciddi ya da gayriciddi sohbet ortamlarım da oldu ve hepsiyle sorunsuz bir şekilde bu işi yürüttüm ama tek bir kişiyle bunu bir türlü yapamıyorum! Bölümümde bir çocuk, atıyorum adı Ali olsun. Ali bütün okul dönemimiz boyunca sessiz, sakin, sen bir şey sormazsan gelip seninle konuşmayan kendi halinde bir çocuktu. Bir gün -ki bu bahsettiğim zaman dilimi geçtiğim vize dönemine denk geliyor- Ali bana durup dururken whatsapptan yazdı ve pazartesi günkü sınavımızda hocanın altını çizerek söylediği şeylerin notlarda nerelerde olduğunu sordu. Çok ders dinleyen ya da inek gibi hocanın her dediğini not alan bir öğrenci olmasam da o hocayı sevdiğim için notları bende tam, Ali de bu yüzden bana sordu diye düşündüm sorgulamadım. Pazartesi günü bitti ben evime daha ilk günden yorgunluktan bitmiş bir şekilde döndüm ve tak! Ali'den bir mesaj daha ama bu sefer o bana Salı günü olacak sınavın kendi çıkardığı ders notlarını atmış. Attığı not da not ama yani 20 sayfaya yakın, inci gibi temize çekilmiş, mis gibi ders notu! Ben de üşeniyordum zaten yeni not çıkarmaya derken Ali'ye çok teşekkür ettiğimi ve hayatımı kurtardığını falan yazdım yolladım. İşlerimi halledip telefondan ben de temize geçirdim notları onları çalışıp sınava girdim ki oldukça da güzel geçti o sınav. 

Vize dönemi muhabbetlerimiz hep ders notları üzerine olduğu için bunun karşılıklı bir çıkar ilişkisi olduğunu düşünüp hiç sesimi çıkarmadım. O bana nasıl yardım ediyorsa ben de ona ediyordum ne de olsa. Vize dönemi bitti, tekrar eski düzenimize dönmeye başlıyoruz derken ben bir gece 2-3 civarı wattpadde hikaye okuduğum için uyanıktım ve ara sıra da whatsappa girip birileriyle konuşuyordum. Neyse, Ali bir anda "aa sen de mi uyanıksın? Vizelerden sonra uyku düzenin bozuldu tabi :)" şeklinde bir mesaj attı. Vizeler bittiği halde mesaj gelince ben yine bir şaşırdım tabi "çıkar ilişkisi değil miydi bu ya?" şeklinde. Neyse dedim demek vicdanını rahatlatmak istiyor diye düşünüp sorgulamadan konuşmaya devam ettim.  Bizim konuşmalarımız hep "sen daha yatmadın mı?"yla başlayıp "yat hadi günlerdir hasta görünüyorsun, bak tek başınasın kendine iyi bakmaya çalış sakın hasta olma" şeklinde benim gözümde anne nasihatleriyle bitiyordu ama bitme saatleri böyle 5 falan, ezan duymadan yatmıyoruz ikimiz de. Hatta 3-4 kere o yatalım artık dediği halde ben çevrimiçi göründüğüm için bana kızmışlığı bile var. 

İşte bir bu şekilde günlerce konuştuk ettik falan ben artık dışarıya arkadaşlarımla çıktığımda da onunla konuşuyorum çünkü gün içinde o bana yazdığında ve ben saatlerce cevap yazmadığımda "beni merak ediyormuş" Ali bey. Bu merak etme olayını da bana üstü kapalı olarak başka bir konu içinde söyledi. Merak ettiğini ima ettiği konuşma da şuna benzer bir şeydi;
...
Ali: Birine yazıyorsun o kadar 5-6 tane peş peşe cevap vermiyor, çok sinirleniyorum.
Ben: E olabilir işi vardır, görmemiştir.
Ali: Merak ediyorum ama başına bir şey mi geldi ya da bir şey mi oldu ki benimle konuşmak istemiyor.
Ben: Paranoyak olma abi olur bazen ben de yapıyorum ama geri dönüyorum illa sana dimi ama.
Ali: Evet sen de çok sık yapmaya başladın fark ettim ama insan merak ediyor işte
...
Konuşma ana hat olarak bu şekilde. Ben de safım biraz da ilgisi mi hoşuma gitti nedir gün içinde de cevap veriyorum işte. Bir süre sonra bizim kızlar benim elimde telefon sürekli mesajlaşma olayımdan işkillenmeye başladılar ve sonrası da zaten malum, çapraz sorguya alındım. Ağzımdan Ali ismi çıktığı anda da "oha! Nasıl ya? Hala yazmaya devam mı ediyor? Vizeler için değil miymiş?" şeklinde tepkiler. Biri konuşma içeriğimizi okumak istediğinde ve telefonu eline aldığında resmen bağırarak "ay siz gizli gizli ne yapıyorsunuz böyle? Kızım bu konuşmalar ne? Niye bizim haberimiz yok?" dedi ve sonrasında konuşma konumuz zaten Ali ve ben olduk. İşte Ali'nin bana sevgilimmiş gibi hesap sorması, sürekli benimle konuşması o bu derken kızlar bir süre sonra "neden olmasın ya?" diyerek beni Ali'yle çıkmaya ikna etmeye çalışmaya başladılar. O günden sonra da zaten benim Ali'yle konuşasım falan kalmadı hiç. Çünkü ikimizi aynı kareye bir türlü oturtamadım. Aklıma yatmadı işte istemedim. Konuşmalarımızı daha arkadaşça ve pek kullanmasam da argo içeriklilere kaydırarak ona "arkadaşım" mesajını vermeye başladım. Bu da inat gibi benim kullandığım kelimeleri şirin bulduğunu söyledi falan ben ne yapacağımı şaşırdım. Bir gün konuşmayı benimle çat diye kesti. Sınıf içinde zaten benimle konuştuğu görülmüş şey değil ne zaman kafamı ona çevirsem elindeki telefona işaret ediyor. Yani cidden gizli bir şeyler çeviriyormuşuz gibi bir hava vardı aslında. 

O benimle konuşmayı kesince ben de aramıza biraz soğukluk girsin, hem onun kafasında da benimle birlikte olmak gibi bir şey varsa unutsun düşüncesiyle yazmadım ona. Aradan 4-5 gün geçtikten sonra ben yine kızlarla bir yerde oturmuş bir şeyler içiyorum, gülüyorum, eğleniyorum falan Ali geldi. İşin ilginci yanında bir kız vardı ve kız bunlar liseli ergenler gibi iş pişirecek köşe arıyorlardı. Daha doğrusu kendilerince hareketleri bunu belli ediyordu. Biz de geçtik o çağlardan bir kızın gülüş şekli, elleri ve bir erkeğin hal hareketlerinden ne istediklerini anlayabiliyoruz az çok. Neyse, Ali bu kolunu omzuna attığı kızla kendilerine uygun yer ararken bir anda biz göz göze geldik ve Ali'nin kol kızın omzundan düştü. Komik bir görüntüydü ve o anki şaşkınlığı egomu biraz okşadı tabi ama o kısım önemli değil. Benim arkadaşlar Ali'yi görünce durmadılar yerlerinde ellerini kollarını sallayarak onları da yanımıza çağırdılar. Ali'nin yanındaki kız da merak etmiş olacak ki Ali'yi çekiştire çekiştire yanımıza gelip oturdular. İşte sohbet muhabbet güzel güzel giderken ben kızı çok sevdim. Sanırım dünyanın en şirin kızı kendisi dedim içimden hep falan sonra kız cümle arasında Ali'yle 3 haftadır çıktığını söyledi. Tabi hepimiz şok olduk o an. Ben anında sinirlendim ama kıza belli etmemeye çalışıyorum çünkü ben es kaza kızların gazına gelip Ali'ye biraz yakın davransam resmen o dünya tatlısı kızı benimle aldatacaktı! O gün ben Ali'yle olan bütün ilişkimi kestim. Finaller başladı, ilk haftası bitti, Ali bana yine yazdı. Bu sefer tamamen kendi pisliğime konuşup o güzel ders notlarına sulanıyorum çocuğun. Bu da ondan güç almış olacak yine sabahlara kadar konuşmaya çalışıyor, arada kızıyor kendi çapında falan saldım gitti ama ne hali varsa görsün diyorum kendime. Finallerin bitmesine yakın bu sefer konuyu hep kız arkadaşına getirmeye başladı Ali. Ben de kızı final haftasında terk etmesin diye kendimce aralarını düzeltmeye çalıştım ettim falan cidden finaller bittikten sonra bunlar düzeldi, Ali benimle belirli sınırlar çerçevesinde konuşmaya başladı falan her şey olması gerektiği düzene girdi ve sonrasında annemin yanına geldim.

Bu postun sebebi de Ali beyimiz biraz önce bana trip dolu bir mesaj yolladı. Onunla artık eskisi gibi konuşmadığımı, tatile girdiğimden beri ona hiç yazmadığımı ve eski konuşmalarımızı özlediğini yazıp yollamış. Mesaj akşam 10 civarlarında geldi ama ben kendisinin tribini çekmek istemediğim için mesajımı bildirim kısmından okuyup açmadım. 1 saat önce de yine "mesajlarıma cevap vermemen beni sinirlendiriyor. Bu saatte nerede ne yapıyorsun ki hala cevap vermedin" diye başka bir mesaj daha attı ve artık düşünüyorum sorun Ali'de mi? Yoksa bende mi?