Son zamanlarda annemi çileden çıkaran isteklerimden biri bir köpek sahibi olmak. 5-10 yaş aralığım sırasında golden cinsi kocaman bir köpeğimiz vardı evin içerisinde. O kadar akıllıydı ki annemin kesinlikle izin vermediği salon ve mutfağa adımını atmazdı kapıları açık olsa bile. O dönem herkesin evde olduğu köpeğimizle birlikte 6 kişilik örnek bir aileydik. Sonra benim 10.yaşıma gireceğim sıralarda her sene olduğu gibi yazlığımızda dayımlar, yengelerim ve kuzenlerimle zaman geçirirken hep birlikte farklı bir etkinlik yapalım diyerek bir gece evden ayrılmıştık. Bizim koca oğlan da bir gece evde kalsa bir şey olmaz diye düşünmüştük çünkü daha önce de birkaç kere kalmıştı. Diğer gün eve döndüğümüzde bizim koca oğlanın cansız bedeniyle karşılaştığımızdaki o anı asla unutmuyorum. Tam bir cenaze havasıyla günlerce hatta haftalarca kendimize gelememiştik hiçbirimiz. Köpekten korkan yengemiz ve o zamanlar küçük olan kuzenlerim bile ağlamıştı bizim çöküşümüzü gördüklerinde. O zaman annem demişti işte eve bir daha hiçbir şekilde hayvan girmeyecek diye. Tabi annemin dediği olmadı. Kendine gelemeyen çocukları için bir anne babanın çırpınışlarıyla eve 2 tane su kaplumbağası girdi ve sonra da çok sevdiğim birinin bana hediyesi olan bir yavru kedi. Zaten sonrası çorap söküğü gibi geldi ve sonuç olarak evde 9-8-4 yaşlarında 3 tane kedi var. Kaplumbağalar mı? Onlar o kadar büyüdü ki (bizim yanlış beslememiz sonucunda) akvaryumları hiçbir yere sığdıramaz olduk ve iyi tanıdığımız birine verdik. Hala yaşıyorlar ve gerçekten kocamanlar! Şimdilerde ise tekrar köpek besleme isteğiyle yanıp tutuşuyorum. Barınaklar, sahiplendirme sayfaları birçok bebek köpeğin ev aradığı bildirimini verirken annemi ikna edemiyor olmak çok üzüyor beni. Büyük ve zaten eğitimli bir köpek aslında işime gelirdi ama kedilere alışması için küçükken gelmesi daha iyi olur diye düşünüyorum. Hoş ikna edememişim annemi büyük-küçük ne fark eder ki? Eskiden "ya tekrar ölürse/öldürülürse?" diye izin vermezdi şimdi ise "hiçbiriniz evde değilsiniz, kim günde iki kere gezmeye çıkaracak? Diğer istekleriyle uğraşacak? İşim başımdan aşkın benim siz sanki ilgilenebileceksiniz" diyor. Aslında haklı bir yerde ama içimdeki evi hayvanat bahçesine çevirme dürtüsüne özellikle havalar bu kadar soğumaya başlamışken engel olamıyorum. Ne olurdu sanki izin verseydi de evi birlikte altını üstüne getireceğim bir arkadaşım olmuş olsaydı... Kediler artık sadece kalorifer önünde, yatakta ya da cam önünde uyuyor kıpırdadıklarını görmüyorum bile. Ama enerji patlaması yaşayan bir köpekle öyle mi olurdu? Bütün sinirimi stresimi hatta üzüntümü alır giderdi. Köpek istiyorum ben ya!
ev hayvanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev hayvanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Ekim 2016 Perşembe
12 Eylül 2015 Cumartesi
Çok basit sanıyor herkes
Hayatının herhangi bir kısmında ev hayvanı olmayan insanlar, ev hayvanı olan insanların onları kaybetme acısını hiçbir şekilde anlayamıyor. Bugün aşı zamanı gelen kedilerimi veterinere götürdüğümde de gördüğüm tam olarak buydu. Ortalama benim yaşlarımda iki çocuk ellerinde üst kapağı açık bir taşıma kutusuyla yavaş yavaş gelip benim de bulunduğum bekleme kısmına geldiler. Yanıma yaklaştıklarında kutuda kıpırdayacak hali olmayan büyük bir kedinin ön patisinde damar yolu açık bir şekilde yattığını gördüm. Çocuklardan biri sürekli kedinin başını okşuyor içli içli nefesini çekiyor ve gözler şiş. Ya ağlamaktan ya da bütün gece uyanık kalmaktan ki bence ikisinden sebep çocuk öyleydi. Yanındakinin de durumu pek iyi değildi çocuğun yani ikisi de fazlasıyla üzgün ve yorgunlardı. O kediyi acil müdahale odasına alıp beni de normal muayene odasına aldıklarında tekniker mi teknisyen mi bilmediğim gence o kedinin nesi olduğunu sordum. Zerre kadar aldırış etmeden "ölmeden önceki son çabalar işte" dedi, sonra da "uyutalım dedik ona da yanaşmadılar, oysa kedi yani her gün gelip yaptıkları masrafa yazık" dedi yüzsüz yüzsüz. "Sizin hiç ev hayvanınız oldu mu?" diye sordum çocuğa kafasını sallayıp "hayır" dedi. Aslında bu konu hakkında hiç affetmem yoktur o çocuğa bağırıp çağırmam gerekiyordu ama nasıl olduysa tuttum kendimi ve "bir hayvan sahiplenip onunla yaşamaya, ona göre hareket etmeye, onu düşünmeye başladıktan ve onu kardeşiniz ya da çocuğunuz gibi görmeye başladıktan sonra sizin dediğiniz kadar kolay olmuyor hiçbir şey" dedim. Ağzının içinde kem küm bir şeyler sayıklayıp veterineri çağırdı. Bu konuda sabrım yok çünkü 10 yaşımda ilk köpeğimi kaybettiğimde de duydum bu "o sadece hayvandı" lafını ilk kedim ortaokulda araba altında kaldığında da. Oysa ben orada "o bir hayvandı" diye değil "o benim kardeşimdi" diye düşünüyorum. İnsan kardeşini kaybedince nasıl mahvoluyorsa yıllarca aynı evi hatta yatağı paylaştığı canlıyı kaybettiğinde de param parça oluyor. 12 yıl geçti üzerinden köpeğimin eşyalarını veremedim hala hiç kimseye ve aradan onca zaman geçmesine rağmen fotoğraflara bakınca hala gözlerim dolar. Şimdi yaklaşık 10 yıldır kedisi olan biriyim ve düşünemiyorum onlardan birini bile kaybetmeyi. Büyük kedim evde olduğu için bir 10 yıl daha bizimle olabilir en fazla bunun farkındayım ama o zamanları şimdiden düşünüp kendimi üzmeye hiç niyetim yok. Hastalandıklarında bile evdeki kimsenin gözüne uyku girmezken ikisinden birinin gitmesi durumunu düşünemiyorum bile.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

