iş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2019 Perşembe

Ev modundan hiç çıkmamak

Hayatımın sonuna kadar pijamalarım ve ev topuzumla oturabilirmişim gibi hissediyorum kendimi. Hani sanki bundan kesinlikle sıkılmazmışım ya da bunun dışına çıkmam gerekmezmiş gibi. Keşke diyorum zamanında farklı bir yol izlemiş olsaydım da şu an evden çalışıp para kazanabileceğim bir mesleğim olmuş olsaydı. Hem öyle olsaydı İstanbul'un bu keşmekeşine katlanmak zorunda da kalmazdım. En kötü daha küçük bir şehirde bir nevi emekli hayatı yaşardım. Evet kabul ediyorum, 26 yaşımda emeklilik hayali kuruyor olmam çok doğru değil ama çok tatlı geliyor o hayat. Bir şeyler üretmeye devam ettiğim sürece de sıkılmam zaten değil mi? Evimde, kendi konfor alanımda çalışmak ahh ah ne güzel hayal o öyle. Nereden çıktı bu Cha derseniz de bugün şans eseri Feneryolu'nda Potlaç'a denk geldim. İtiraf etmek gerekirse sadece yazın Moda'da yapıldığını düşünüyordum ama yılbaşı dönemi için de açılmış stantlar ve birbirinde güzel o kadar çok el emeği iş vardı ki hepsine ayrı ayrı içim gitti. Satış yapanların yaş ortalaması biraz büyüktü kabul ediyorum ama ne önemi var ki bunun? Kadınlar bir şeyler üretmeye ve kendilerini döndürmeye devam ediyor ki bu çok güzel bir şey. Böyle bir iş bile yapabilirim dedim kendime ilerisi için ama sonradan aklıma geldi benim el becerimin bu tür şeyler için yeterli olmadığı. Bu fark ediş beni biraz üzmüş olsa da içim ısındı doğrusu oradaki ortamı görünce. İstanbul'da oraya yakın olanınız varsa bir uğrayabilir hatta. El yapımı çanta, takı, ev aksesuarı, kıyafet, battaniye vb. o kadar güzel şeyler vardı ki ben gezerken bile çok eğlendim o ortamdaki renkler sayesinde. 

20 Mayıs 2016 Cuma

Az çalışıp çok yorulmak niye

Part time çalıştığım için hem kendime hem çevreme hem de bloga zaman ayırabilmem gerekiyordu değil mi? Peki neden olmuyor? Geçen haftadan beri oradan oraya koşturmaktan, güvenilen kişi olmanın verdiği sorumluluklardan kaynaklı eve gelip kendimi yatağa attığım gibi uyuyorum. Ne bir ders ne bir dışarı çıkma hiçbir şey yapacak zaman bulamıyorum. Müdürüm ve arkadaşlarım yeni hayatıma henüz ayak uyduramadığım için plan yapamadığımı vücudum tempoya alışınca her şeyin daha kolay olacağını söylüyor ama inanasım gelmiyor pek. Esnek çalışma saatleri aslında o kadar kötü saatler değiller ama bir türlü alışamadım. Ortamın iyi olması ve insanların yardım etmesi ne kadar iyi olsa da yoruluyorum arkadaşlar Cha biraz uyumak istiyor. Bunun dışında 23 yıllık hayatımın en düzgün ortamına girdiğimi fark ettim. Herkes korumacı, kötü alışkanlık (alkol, ot vs.) yok denecek kadar az ve küfür etmeleri dışında kötü alışkanlık ve art niyetli insan yok. O aile tipi ortama girdiğimden beri daha düzgün bir insan olduğumu söyleyen arkadaşlarım bile var. Ne yalan söyleyeyim hep pislik bir çevrem varmış da Emre ve Batu koruyormuş sanki beni. Şimdi onlarsız girdiğim ilk ortamda ilk önce saçma sapan bir sevgili yaptım daha sonra sapık taktım peşime ama bu ortamda "kardeşimizsin sen" korumacılığı var. Geçen gün bir arkadaşla şakalaşıyorduk kendi aramızda o gıdıklanıyorum diye benimle oynuyordu derken arkaya kaçıp kendimi saklamıştım o arada abim gelmiş beni görmeye ve ön tarafta ufak çaplı bir tartışma çıkıyordu az kalsın. Ben güle oynaya tekrar öne geçtiğimde Mert bana dönüp "Cha şu çocuğu tanıyor musun? Rahatsız eden biriyse söyle hemen kovalım" dedi bir ağırlık koydu ortaya ben de dönüp bakınca şaşkın şaşkın "abim o benim" dedim gittim atladım üstüne. Herkes şok oldu tabi tepkime o ayrı mesele. Abimle hiçbir benzer fiziksel özelliğimiz olmadığı için o ihtimali vermemiş tabi hiçbir arkadaş. Daha sonra tanıştırdım hepsiyle hatta müdürümüz bir şeyler ikram etti çalışma saatimde oturup sohbet bile ettik biraz. Akşam eve gittiğimde abim o çocuğun benimle ilgilendiğini düşündüğü için kızdığını söyledi. Beni sorunca hemen kim olduğunu neden sorduğunu sormuş biraz kaba bir tavırla öyle olunca benim abiciğim de atar yapmış falan işte. Öyle bir şey olmadığını açıkladım ama pek hoşlanmadı Mert'ten doğal olarak. İlk tanışmaları iyi geçmedi ne de olsa. Neyse dedim önemli bir detay değil zaten abim Mert'ten hoşlansa ne olur hoşlanmasa ne olur dimi ama. Şu ortamın güzelliği bırakılır gibi olsa aslında part time olup bu kadar yorulmak pek mantıklı değil ama bırakılmıyor da haytalar. 

5 Mayıs 2016 Perşembe

Oradan buradan şuradan

Bakmadım en son ne zaman yazdığıma ama birkaç bölük börçük taslak olduğuna göre ben bayadır boşlamışım blogumu. Şu dönemde neler mi yaptım? Nerede boş iş var hepsinin arkasında ben vardım onu söyleyeyim ilk önce. Mesela part time çalışmaya başladım hala kendi mesleğime yönelmeme konusunda üstün bir güç harcıyorum ki durum ne olur ben bile kestiremiyorum şuan. Hala kendime "sakin ol Cha 23 yaşındasın daha önünde koca bir yol var" diyorum ama bu şekilde nasıl gider pek emin değilim. İşim çok eğlenceli, ortam çok iyi ve herkes yaşıtım gibi. Okul bitirip kendi işini yapmayan bizim çevrede 3.kişiyim ki müdürlerimden biri de biyoloji mezunu mesela. Okuduğun bölümle mutlu değilsen burada kalabilirsin diye konuşuyor sürekli bir teşvik durumu var. Tabi eylülde bir yere yerleşirsem komple arkamda bırakırım burayı ama olsun, şuan çok eğleniyorum çalışırken. 
Geçtiğimiz haftasonu arkadaşlarla pikniğe gittik. Biraz doğa ve temiz hava diye diye baya şehirden çıktık sabahın erken saatlerinden akşamın karanlığına kadar ama hiç hava durumuna bakmadan yaptığımız bu etkinlik yüzünden birazcık hastayım gibi. Mayıs ayında bu hava nedir ya? Hani marttı kapıdan baktırıp kazma kürek yaktıran? Neyse biz yine de voleybolumuzu da oynadık yürüyüşlerimizi de yapıp çimlerde soğuk soğuk yuvarlandık. Resmen koca koca 23-28 yaş aralığında 8 kişi çocuklar gibi saçıldık sağa sola. Çok eğlenceli bir etkinlik oldu bizim için. Yanımda kitap götürdüm okurum diye onu bile okumaya fırsatım olmadı.
Kitap okumak demişken geçenlerde bir kitap aldım okudum. Kargo parası ödememek için aldığım kitaplardan biriydi ama hayatım boyunca böyle kötü kitap çok nadirdir okuduğum. Son ana kadar bekledim adam akıllı bir şeye bağlayacak diye ama hayır hiçbir yere bağlamadı. İlk önce burada yazar iyi bir giydiririm diye düşündüm ama daha sonra hem küçük ve acemi yazardan kaynaklı hem de yayın evinden kaynaklı yazmama kararı aldım çünkü çok çok kötüydü. Editör önemli demek istiyorum sırf bu yüzden. Hikaye tutmuş diyerek hiçbir profesyonel düzenlemeye girmeden kitap basmak hiç mantıklı değil.
Bu arada son birkaç aya nazaran yüzümün daha çok güldüğünü duymaya başladım son zamanlarda. Sanırım kendimi "işe yaramaz, boş" hissetmeyi bıraktım yaşımın tadını çıkarıyorum. Annemle yaşama durumuna da az çok alıştım gibi. Aslında o da alıştı desek yeri çünkü laf etmiyor her yaptığıma. Evden çıktığım, eve girdiğim saatleri daha fazla görmezden gelip genel olarak sıkmamaya başladı. Sanırım bu şekilde bir süre daha idare edebiliriz. Kendime tekrar mini bir düzen ayarlayabildiğim için tekrar sık sık buralara geleceğimi düşünüyorum. O boşluk kısmında ekrana boş boş bakmak ne kadar kötüydü öyle ya. Bu arada spora ve diyete başladım! Yaz geldiği için değil ama tamamen kendim için bunu yapmaya başladım çünkü evde otur otur nasıl bir şeye döndüm belli değil. Tatile de bu yaz çıkmayıp son bahar ya da kışa doğru başka planlar yapabilirim diye düşünüyorum ama kesinliği yok. Şu anki hedefim eski sağlıklı halime dönmek ve biraz para biriktirmek sonra kim tutar Cha'yı!