özlem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özlem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2018 Perşembe

Sonunda kavuştuk

Döndüm arkadaşlar sonunda. Kendi yatağımda yatmayı nasıl özlemişsem hiç çıkasım yoktu rahat 1 hafta daha orada kıpırdamadan yatabilirdim ama iş güç olunca mecbur kalkmak zorunda kalıyor insan. İşe başlar başlamaz inanılmaz bir yoğunluğun ve iş trafiğinin içine girdim ve şimdiden "tatil lazım bana, ben tatil yapmadım ki şu süre içerisinde" demeye başladım. Bu konudaki şansımı kaybettiğim de bir gerçek ama. İlk iş günümün çıkışında tabi soluğu Fatih'in yanında aldım. Daha doğrusu ben onunla hafta sonu görüşürüm diye düşünürken o çıkış saatimde kapımda bitti. Bu adamdan ayrı kalmak benim için gerçekten zor. Şimdi ben bu adama bu kadar alışmışken ve gerçekten yıllar sonra bu şekilde bir karşılık alıyorken o konuşmaktan kaçtığım konuları ne yapacağım? Hiç konusu açılmasın, hep susalım diyerek nereye kadar gidecek? İlla bir soru işareti varken kafamda ne kadar daha bu şekilde gidecek? Ben gerçekten bilmiyorum bunların hiçbirinin cevabını...
Şu geçtiğimiz bir ay boyuca nasıl kendini işe vermiş ya da vermek zorunda bırakılmışsa normalde de fazlasıyla zayıf olan Fatih daha da zayıflamış, gözleri içeri doğru çökmüş resmen. Uykuyla alakalı sorun yaşadığını ben daha dönmeden önce bana söylemiş olsa da bu derece bir problem olduğunu düşünmemiştim doğrusu. Sorduğumda iyi olduğunu söyleyip geçiyor olsa da bir süre onun da dinlenmesi gerektiği açık. Sürekli gözüm üzerinde olsun, bir yere kaybolmasın istiyorum ama öylesi de olmayacağını biliyorum. İşkoliklik konusunu biraz da olsa çözebilsek keşke ama kişinin önce bunu kendi istemesi gerekiyor sanırım. Neyse yine de o problemli zamanın ardından onun bana karşı hiçbir şey olmamış gibi davranın sıcaklığı rahatlamam için büyük bir sebep oldu diyebilirim. Çok iyi  bir oyuncu olduğunu ve problemi kesinlikle bana belli etmeyecek şekilde oynayabildiğini biliyorum ama kendim için de şuan için bunu görmezden geleceğim. O konuşma er ya da geç olacak zaten...

1 Aralık 2018 Cumartesi

Eve dönüyorum

Aslında hemen dönmüyorum ama en azından ne zaman döneceğimi biliyorum artık. Dönüşümün bile belli olmaması artık canımı sıkmaya başlamıştı çünkü neredeyse bir ay oldu herkesten ve her şeyden uzaklaşalı. Vücudumun bile hamladığını hissediyorum artık! Hayır yani çalışmak nedir onu unuttum o ayrı mesele şu süre içerisinde hep cepten yediğim için önümüzdeki ay boyu meteliğe kurşun atacakmışım gibi geliyor dolar ve euro sağ olsun. Evet doğru, takdir edilesi bir şekilde düşüşe geçtiler ama bu yine de durumumu kurtarmış değil pek. Neyse öyle ya da böyle daha önce de idare ettim şimdi de ederim. İstanbul'un çok sıcak olacağını düşünmüyor olsam da şu an bulunduğum yerden çok daha sıcak olacağını düşünüyorum umarım yanılmam çünkü bu yıl yeterince soğuk yedim bence. İstanbul her türlü kabulüm demek isterdim ama üşüyen ellerim ve ayaklarımın benimle aynı fikirde olacaklarını pek düşündüğüm söylenemez. Neyse önümüzdeki hafta dönüyorum ya o bile bana yeter şu an.

28 Haziran 2016 Salı

Esmiyor!

Başlığa bakınca sıcaklardan yakınacağımı düşünmüş olabilirsiniz ama hayır o kelimeyi bugün o kadar çok kullandık ki yazmak istedim. İşin aslı kim geldi tahmin edin. Daha doğrusu kimler desem daha doğru çünkü Defne ve Batu geldi haftasonu. Batu resmen mezun olduğu için artık sık sık çıkıp gelebilirlermiş... Bizim kız zaten ona taşındı desek yeri çünkü ne zaman arasam yan yanalar. Hayır Defne'nin annesi Batu'yla birlikteliklerine bir şey demedi tamam ama bu derece yanına nasıl yolluyor hala garip geliyor ki babasının değerlisidir Defne. Neyse, şimdi konu bu değil, benim bitmek bilmeyen "siz hep birbirinizi görün Cha bir başına koca şehirde köle gibi çalışsın" triplerim sağ olsun ikisi kalkıp gelmişler. Ne kadar eksik geldikleri için kızsam da Emre'nin bana bir sürprizi olacakmış ondan laf etmememi söylediler. Tamam dedim sineye çektim şuan meraktan çatlasam da Emre'yi arayıp "sürpriz nedir" diye sormuyorum. Önceki hafta sonları bile dolu olduğum için bu hafta sonunu kendime ayırmış, bütün gün dinlenme sözü vermiştim normalde ama gezmedik yer bırakmadık yine. Durumdan şikayetçi misin yani dersen kesinlikle değilim hele gece Defne'yle ben sarılıp yatınca daha bir eğlendim diyebilirim. Resmen aralarındaki kaynanayım, bazen Batu'nun bazen de Defne'nin kaynanası oluyorum. Aylar geçti biraz geç oldu ama alıştım sanırım ikisine. Birbirlerini gerçekten iyi tanıyan iki kişi oldukları düşünülürse aslında böyle olması çok normal sanırım. Umuyorum hiç bozulmaz araları da şu güzel günlerimize gölge düşmez hiç. Hoş ben şimdiden evlenecekleri gözüyle baktığımı onlara söyledim ama neyse, sanırım Batu beyimiz hayatını düzene sokmadan evlenemeyecekleri konusunda bir konuşma yapmış Defne'yle. Batu bir türlü rahat bırakmadığı için konuşamadık bu konuyla ilgili ama özellikle bu konuda Batu en mantıklısını yapar diye düşünüyorum. Bu arada başlığın esprisi benim dört yılımı geçirdiğim şehrin en sıcak yazı bile İstanbul sıcağının yakınından geçmediği için Batu durup durup "Cha bu ne biçim hava sen burayı mı özleyip gidiyordun sürekli", "esmiyor Cha, esmiyor!", "ben seni görmek için bile gelmem, ben biletini alayın sen bizim yanımıza gel" şeklinde yakınıp durdu. Yani hafta sonu için söylenebilir en bariz şey Batu'nun dilinden "Esmiyor!" denmesi. Sesi kulaklarımda resmen abiciğimin. Bu arada Mine, Defne, Batu, abim ve ben pazar yüzmeye gittik. Sonunda sezonu açtım ki bundan sonra sudan pek çıkmam gibi geliyor. Hoş nerede zaman bulup da gideceğim tekrar o kısım biraz muallakta ama olsun. Suyu bir insan nasıl bu kadar sevebilir aklım almıyor bazen.