abi kardeş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
abi kardeş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2018 Salı

Akşam yemeği

Kendimi bencilliğe verdiğimi söylemiştim bir önceki yazımda ve o iş çok güzel gitmeye başladı doğrusu. En azından beni eskiden beri tanıyan ya da şuan dahil yanımda kalmak isteyen kişiler beni yargılamak yerine yanımda olmaya çalışıyor ve beni boğmak yerine benimle birlikte oluyorlar. Fatih beni eski tanıyanlardan olmadığı için durumu pek doğal karşılayamadı tabi. Problemi kendinde arayıp böyle olduğu için özür diliyor falan ama durum onun düşündüğü gibi olmadığı için o özürler hep havada kalıyor. En son bu yaptığına bir son vermesini söyleyip eskisi gibi davranmasını söyleyince daha fazla üstelemedi. Şu ara "beni üzen şey" nedir onu öğrenmeye çalışıp resmen yakamdan ayrılmıyor. Bir ara komşu çocuğuna bile dalmayı düşündüğünü söyledi ama ona da itirafımı yaptım o artık benim için sadece karşı komşu ve aynı zamanda abimin arkadaşı. Geçen akşam iş sonrası için Fatih'i akşam yemeğine çağırdım. Abim ve o bir ortamda ne kadar sorun çıkmadan kalabiliyorlar test etmek istedim doğrusu. Bir problem çıktı mı? Hayır abim benim ondan beklemediğim bir şekilde medeni davranıp Fatih sanki onun tanıdığı çocuk değil de başka biriymiş gibi karşıladı. Yemek boyu sohbet muhabbet oldukça güzel zaman geçirmiş olduk. Tabi bu benim tarafımdan bu şekilde onlar kendi içlerinde neler yaşadı emin değilim ama önemli olan nokta üçümüzün kaldığı bir ortamda birbirlerine girmemeleriydi ki bu da olmadığına göre problem var denemez. Hatta bir ara şaka yollu bana karşı cephe bile aldılar. İleride tam olarak düzelirler ya da düzelmezler onu bilmiyorum ama öyle ya da böyle benim yanımda o gerginlikten kurtulmuş olmalarına seviniyorum doğrusu.

10 Ekim 2018 Çarşamba

Çözülmesi gereken sorunlar var

Her şey dışarıdan ne kadar sorunsuz problemsiz görünüyorsa içinde aslında o derece karışıklık içeriyormuş onu görüyorum ben son zamanlarda. Arkadaşlarımın gözünde güzel ilerleyen bir ilişkim ve kıskanılası aile ilişkileri olan biriyim mesela ama işin iç yüzü kesinlikle o şekilde değil. Bunu gizliyor ya da dışarıya farklı gösteriyor da değilim ama içim sıkıldığında eskiden yanına gittiğim kişiler ben her konuşmaya başladığımda çok daha büyük problemlerin de olduğunu ve benim yaşadıklarımın hayatımdaki tuz biber olduğundan bahsediyor. Bu şekilde bir öğüt verme olabilir mi? Bunu tabi ki de ben de biliyorum ama bu demek değildir ki benim şuan içim sıkılmıyor ya da çıkmazda hissetmiyorum. Her şey çözülecek merak etme ya da ben yanındayım bak bunun da üstesinden gelebilirsin deseler bile daha rahat hissedeceğim ama yok! Abim gidiyor Fatih'le konuşuyor, Fatih abimle aram açılıyor diye benden uzaklaşmaya çalışıyor, ben abimle konuşuyorum ve kavga ediyoruz, Fatih kendini iyice benden çekiyor. Abimin dediklerini biraz daha dinleyip Fatih'e ortada bir problem yokmuş gibi göstermeye çalışıyorum ama ikisi arasında kendimi parçalamaktan başka bir işe yaramıyor bu durum. Bu durumda ne yapmam gerektiğini birine danışmak istiyorum ama "ya ne güzel abin seni kıskanıyor korumak istiyor, Fatih de seni sevdiğinden uzaklaşmak istiyor ama yapamıyor" şeklinde tepkilere maruz kalıyorum. Söz konusu bir arada kalmışlık varken sanki ucuz bir dizinin içindeymişim gibi tepki görüyorum. Abim ve Fatih belki eskiden tanışıyor olabilirler ve aralarında saçma sapan bir durum yaşanmış olabilir ama üzerinden bir asır geçmişken abimin hala içinde bir öfke barındırıyor olmasını anlamlı bulamıyorum. Fatih'in durumu ılımlı karşılaması ve abimle aramın açılmasını istememesini anlayabiliyorum ama bana söz hakkı vermeden gitmeye çalışmasını kesinlikle anlamıyorum. Bana gelip başka bir sebep sunsa mesela ilgisini çekmiyor olmam, bir başkası olması ya da sebepsiz sadece benimle birlikte olmak istemediğini söylese bile bir şey demeden önüme bakmaya devam edeceğim ama kalkmış "benimleyken abine yalan söylemek zorunda kalmanı ya da aranızın bir şekilde benim yüzümden açılmasını istemiyorum" demesi kabul edebileceğim bir bahane değil. Bir de mesafe koymaya çalışıyor ama benimle iletişimi kesinlikle kesmiyor beyefendi. Hastayım diyelim ihtiyacım olmadığı halde saatlerini hatırlatıyor, işten geç çıkıyorsam eve varıp varmadığımı soruyor, bir sıkıntım olduğunu düşündüğünde hemen yanımda bitiyor ama benden uzaklaşmaya da çalışıyor nasıl oluyorsa.

Fatih bana abimle arasında geçen olayı anlattı ama abim bana anlatmak yerine sadece "o çocuğu sevmiyorum, onunla bilikte olmanı istemiyorum" diyor. Şu saatten sonra aradan onca zaman geçmişken aralarını düzeltmeye çalışacak değilim, kaldı ki bunu başarabileceğimi de pek sanmıyorum ama ben onca duruma rağmen onun sevgilisiyle alakalı sesimi çıkarmazken kendisinin bu yaptığı gerçekten sinir bozucu. Abimin Fatih'le beni tanıştıran arkadaşından da durumu dinledim, pek anlatma taraftarı olmasa da açıkça benim abimin bir hatası var ortada ama güvenilmemesi gereken kişi yine de Fatih oluyor nasıl oluyorsa. Tamam biliyorum Fatih de sütten çıkmış ak kaşık falan değil ciddi sorunları olan aslında birçok anlamda bana ters olabilen biri ama bir şekilde birbirimizi tamamlarken ve birlikte huzurlu ve mutluyken bir pürüz olmak zorunda mıydı yani? Kaç yaşımıza gelmişiz uğraştığımız şeylere bakın ama ya...

28 Ocak 2018 Pazar

Pazar kahvaltısı

Abisiyle ikiz gibi büyümüş biri olarak bir süredir aslında onu hiç tanımadığımı fark etmeye başladım. Aynı şeyi o da düşünüyor olacak ki bu sabah kahvaltı hazırlarken de kahvaltı ederken de birbirimize kendimizi daha çok açtık. Normalde oturup sohbet eden, ortak arkadaşlarla dışarıda gezen hatta bazı ortamlarda abi kardeş olduğumuz bilinmeden zaman geçiren bir çiftiz ama neredeyse 25 yaşıma geliyor olsam da abim benim kafamdaki adam olmayabiliyor. Günlerdir herhangi bir şey için tartışıyor olmamız değil tabi bunu fark etme sebebim, bu sabah kahvaltıyı birlikte hazırlamaya karar verdiğimiz andan itibaren abim normalde duyduğum istekleri dile getirmedi. İlk olarak benim elim kahveye gitti çünkü liseden beri ben sabahları kahve içerim hatta abim de içerdi benimle birlikte. Bu sabahsa benim elim kahveye onun eliyse çaya gitti. Doğal olarak şaşırdım ve "çay mı çekti canın?" diye sordum. "Yo, ben sabah çay içiyorum ilk, sen içmiyor musun?" diye sordu. Yani birbirimizle ilgili gerçeklere hakim olmayan tek kişi ben değilmişim. Ben her sabah benim hazırladığım kahveyi abimin içtiğini düşünürken o her sabah önce bir bardak çay içer daha sonra benim yaptığım kahveyi içermiş o da ben onun için de hazırladığım içinmiş. Yoksa sabah sabah kahve içmek aklına gelmezmiş ve o da sanıyormuş ki ben de sabah bir çay içtikten sonra ayılmak için kahve içiyormuşum. Oysa ben kalktıktan sonra bir saate yakın bir şey yiyip içemem, içtiğimdeyse kahve içerim. Zorunlu değil tabi ama kendi evimde ilk olarak içtiğim şey kahvedir. Burada ilk karşılıklı bir şaşırdıktan sonra yiyecek bir şeyler hazırlamaya başladık. Yumurtaları dolaptan çıkarıp tam kırmaya yelteniyordum ki bu sefer de "ben aslında löp seviyorum, omlet değil" dedi. 25 yıllık hayatımda ben annemin hiçbir pazar kahvaltısında löp yumurta yaptığını hatırlamıyorum doğrusu ve abim de o şekilde sevebileceğini düşünmemiştim hiç... Dönüp gülerek "bunu annem biliyor mu?" dediğimde "aslında biliyor da kendisi de sen de öyle sevdiğiniz için yapmıyor" dedi. Yani çocuk olayın farkındaymış da ben hiç dikkat etmemişim. Daha sona küçük tavalarda ikimize ayrı ayrı hazırladım yumurtayı ve bu sefer de ben "aslında sen sevmiyorsun diye ben yumurtaya pul biber koymuyordum, bilsem ayrı yapar koyardım" dedim. Konuşma boyu sürekli birbirinden bağımsız bilgiler ortaya atıp "hmm..." dedik durduk birbirimize. Sözde aynı evde yaşıyoruz ama şimdiye fark etmediğimiz küçük büyük birçok şey var. Aslında büyük sadece bir şey vardı ki bunu fark edip dile getiren kişi abimdi. Konu da benim Komşu çocuğuna olan ilgim! İyi çocuk Cha dedi onun için ve sevgilisiyle de kötü olduğunu söyledi. İlgimi reddetmedim ama nereden anladığını sorduğumda yıllardır elime almadığım çelloma nasıl bir anda aşkla bağlandığımı gördüğünü söyledi. Derslere ilk başladığımdan çok daha büyük bir şevkle hareket ettiğimden, evden çıkarken karşı kapıyı izlediğimden bile bahsetti. Yetmedi benim moralimin bozukluğu, dışarıya belli etmemeye çalıştığım halde belli olan depresif halimin sebebini onlar bir akşam içmeye çıktığında kız arkadaşından bahsetmesiyle anlamış. İyi dedim o an ağzından bir şey kaçırmamışsın o kafayla. İhtimal vermezmiş benim ondan hoşlanacağıma, gözünde çok olgun bir kadınmışım ve kendisine bir abla güveni veriyormuşum... Bazen benim de moralimin bozuk olduğunu anlayıp hayatımda biri olduğundan şüpheleniyormuş hatta ama kesinlikle kendisine karşı bir şey hissetmem mümkün değilmiş. Nasıl bu konuya geldiler çok merak ediyorum demek isterdim ama asıl merak ettiğim ben onun gözünde nasıl bu derece büyüdüm. Tamam, çocukça konuşmaları ya da hareketleri olduğunda dalga geçerek bunu dile getiriyorum ya da bir konuda yardım istediğinde elimden geleni yapıyorum ama normal değil mi? Tanıştığımızdan bu yana geçen zamanda bu çocuk nasıl oldu da bu kanılara vardı asıl merak ettiğim konu bu artık. Oysa o bana tek adım atsa ben ona koşmaya hazırdım ne diye beni o kadar uzağa koydu ki?

20 Aralık 2017 Çarşamba

Küçük bir çocukla yaşıyorum sanki

Hani bazı küçük çocuklar için 'büyümüş de küçülmüş' derler ya, öyle bir olgunluk gösterirler çünkü, bu cümlenin bir de 'küçükmüş de büyümüş' şeklinde bir versiyona ihtiyacı var özellikle benim abim için. İkimiz kalmaya başladığımızdan beri kendi çapımızda ev ekonomisi yapmaya çalışıyoruz. İkimiz de fazla evde kalmadığımız için faturalar olsun mutfak masrafları olsun kendi içimizde bölüyoruz. Faturalar bir kenara özellikle mutfak alışverişinde ekonomi yapamadığımızı fark edince oturup bu konuda neler yapabiliriz diye tartışmaya başladık ve en sonunda her gün eksik ne varsa getir uygulamasıyla değil de haftada bir toplu alışverişlerle daha uygun olanı almaya karar verdik. Çünkü en başta evde neredeyse ikimiz de durup yemek yemiyoruz ama nasıl oluyorsa para en çok mutfak için gidiyor... Dün akşam söz verdiğimiz gibi akşam marketin önünde buluştuk. Benim elimde eksik listesi, onun elinde market arabası oradan oraya gidiyoruz. Bir ara arkamı dönüp baktığımda listede olmayan ama sepette olan birkaç şey dikkatimi çekti ve abime dönüp sordum "bunlar neden" diye. Lazım bunlar lazım demeye başladı ben sorunca da. Allah aşkına bir insanın gummy jackpot, jelibon, büyük m&m vb abur cuburlara ne kadar ihtiyacı olabilir ki? Hem de aynı anda... Yüzüne bakıp "bir çocuk kafilesi falan mı gelecek de benim haberim yok" dedim "yoo evde aradığımızda, canımız çektiğinde bulunsun işte" dedi. Annem görse şu davranışı "ben sizi böyle mi eğittim" der dizlerine vura vura ağlar. Hayır abim de ben de şekerleme sevmeyiz, kesin sırf gözüne güzel göründü diye doldurdu sepeti. Onun liste dışı aldığı her şeyi geri koyduktan sonra devam ettik alışverişe ama sebze bölümü tam  bir curcunaydı. Yok kereviz alma, pırasa pişirme, o kadar otu kim yiyecek diye mızmızlandı durdu. En sonunda "yahu bırak beni sebzelerimle baş başa sen yemezsin onları" diyerek reyonun dışına bıraktım onu. O dondurulmuş köfteleri sepete doldururken ben ses çıkarmadım şu vejetaryen halimle o bana laf ediyor. Neyse, alışverişin büyük kısmı abimin sepete gizli gizli koyduğu şeyleri ayıklamakla geçti ki normal alışverişi sevmeyen adamın market alışverişini sevdiğini görmüş olduk. Çocuk gibi ya, abim diye demiyorum ama tam bir şapşal kendisi.

26 Kasım 2017 Pazar

Yine başladılar

Tam yine her şey mis gibi tıkırında giderken önce biraz sallantılar daha sonra da minik yıkımlar gerçekleşmeye başladı. Aslında bunların tam bir sebebi var denemez, zaman içerisinde oluşan ayrılıklar, yeni insanlar vb diğer olayların birleşmesi ve etkilerini birikince fark etmemden kaynaklı hepsi. Dönem dönem insanlara gelir zaten böyle şeyler biliyorsunuzdur siz de. Açık konuşmak gerekirse bu buhranlı dönemimi blogdan uzak, kendi içimde yaşayıp atmak istedim ama insanın arada birileriyle konuşması, daha doğrusu anlatması gerekiyor. İşler sağ olsun son dönemlerin yine en yoğun zamanında olduğum için başkalarıyla buluşmayı geçtim telefonda konuşacak fırsatı kendimde bulamıyorum. Sanki yeni doğum yapmış bir kadınım da duş almak bile bana lüks. Gerçekten öyle ama! Sabaha kadar neredeyse çalışıp uyuduğum 4-5 saatlik süreden kısıp duş bile alamadım bir süre. Tabi işler yoluna girdi yine az da olsa rahata çıktım ama hala dışarıya çıkıp alem yapacak zamanım yok. Neyse, aile içi olsun iş olsun arkadaş çevresi olsun bir şeyler değişti benim buraya gelip anlatmamış olduğum dönemde. Tabi bunlar özel olarak bilinmesin dediğim şeyler değildi ama ne bileyim bloga dönmeden 1-2 ay önce olan şeyler olunca geriye dönük anlatmadım. Neyse işte, anneme benim okuldan mezun olduğum dönemlerde bir böbrek hastalığı teşhisi konuştu ve o hastalıkla bundan sonra yaşayacağını hepimiz bildiğimiz için ona göre hareket etmeye başlamıştık. Bu süreçte diyetler olsun, egzersizler olsun stresten uzak tutma olsun birçok şeye dikkat etmiştik ama ablamın eşinden ayrıldıktan sonra radikal bir kararla yurt dışına taşınması annemi biraz sarstı. Başta bir şey yok gibiydi ama o ayrılıkta bile bazı noktalarda (ne alakaysa) kendini suçlu hissettiği için evden ayrıldı... Evet, annem 55'inden sonra liseli triplerinde kendine bir bavul hazırladı ve gitti. Bu evi terk etme gibi bir şey değil ama, "kafa dinlemek istiyorum, sakin bir yere gidiyorum" diyerek bizim yazlığa taşıdı kendini. Onun orada mutlu olması bana yetiyor doğrusu ki bir de ben taşınmak isteyip yapamazken onun yapmış olması işime geldi.

Annemin evde ayrılmasıyla ev bana ve abime kaldı tahmin edersiniz ki. Tabi ortada bir sorun var... Ne mi? Abim dünyanın en kötü ev arkadaşı! Sürekli mızmızlanması, eşyalarını ortaya saçışı, ortak alan sorumluluklarını yerine getirmemesi ve kişisel alan ihlali olsun bir ev arkadaşında olmaması gereken bütün özellikler mevcut adamda. Bir yemek yapıyor diyelim o tava asla kaldırılmıyor ya da işte eve geldiğinde soyunmaya evin kapısından odasına kadar yapıp kendini yatağa atıyor. Montunu antrede ve koridor boyu da çorap, kravat (o her zaman yok), gömlek, kazak hatta pantolonunu bırakabiliyor. Cumartesi akşamı arkadaşlarını çağırıp alem yapması da başka bir konu ki topluyor olsa sonrasında ortalığı sorun etmeyeceğim. Öğrenci evine de ayda bir çağırır beni hizmetçi gibi kullanırdı ama şimdi ortak yaşadığımız evde nedir bu rahatlık! En son pazartesiden itibaren onun neyi varsa bırakmaya başladım. Hiçbir eşyasını yıkamak için bile olsa dokunmadım ki bugün durum en sonunda patlak verdi. Evdeki bağırış çağırışlar ve en sonunda abimin bir sinirle evden çıkmasıyla komşu çocuğu telefonuma bir mesaj bıraktı "iyi misin?" diye. Gayet iyiyim aslında. Günlerdir içimde biriken ne varsa döktüm rahatladım. Hayır yani onun ne beni ne de annemi bu şekilde kullanmaya hakkı yok. Tamam ailenin tek erkeği diye zamanında pohpohlandı ama bu da bir yere kadar. Normal zamanda düzenli olsun temiz olsun diye laf yapan insandı o bir zamanlar ama şimdi tam bir pasaklı! Umuyorum bu tartışma bir şeylerin dank etmesini sağlar yoksa zaten iş yüzünden de stresli ve mental olarak yorgunum bir de onu hiç çekemem...

6 Haziran 2016 Pazartesi

Bir geceyi nasıl sabote ederim

Abim liseden mezun olduğunda küçük dayım ona bir iyi bir takım hediye etti ve 2-3 ayda bir boş oldukları bir cuma akşamı illa o takımı giydirip kendi arkadaşlarıyla dışarıya çıkarmaya başladı. Yıllardır o çıktıkları akşam o takım elbiselerle gidip nerede takıldıklarını ne yaptıklarını merak etmişimdir. Geçtiğimiz cuma en sonunda dayanamadım kalktım ben de gittim onun peşinden. Aslında abimin buna kesinlikle izin vermeyeceğini bildiğim için uysal bir şekilde nereye gideceklerini sordum o da yıllardır peşlerine takılmamış olmamın verdiği güvenle söyledi. Tanımadığım kaç tane arkadaşı olabilir ki diyerek aldım giysilerimi ablama gittim orada hazırlandım annem akşam akşam eteğime saçıma laf etmesin diye. Sanırım en son mezuniyete giderken o şekilde giyinip hazırlanmıştım ama neyse. Olay da aslında internetten çok ucuza aldığım ama giyecek yerim olmayan elbise içindi diyebiliriz. Neyse hazırlandım ettim hatta ayakkabılarım yüzünden toplu taşımada haşatım çıkar diye taksiye bindim caddede gideceklerini öğrendiğim yere gittim. İlk önce içeri gidip sağa sola anlamsız şekilde bakındım daha sonra gördüm masalarını kendimden emin bir şekilde sanki her zaman o şekilde görünüyormuş gibi öz güvenle oturdum yanlarına. Benim sarışın abimin önce bir rengi attı daha sonra sinirden kendinden geçti neredeyse. Abimin arkadaşları "Cha kafa kızdır, otursun ne olur" şeklinde söyleyince abim ifademi evde almak için bıraktı beni. Normalde oyunlar, kızlar, dersler vb geneli boş muhabbet eden çocuklar resmen içtikleriyle, giydikleriyle karakter değiştirmiş gibi hareket etmeye başladı bir anda. Bir gece boyunca resmen susup onları gözlemledim, arada muhabbetlerine dahil oldum diyebilirim. Hani tanımasam kendi abimi kesinlikle o demezdim. Yanında normalde içki içmeme laf eden adam gitti bir arkadaşıyla bir şişe şarabı paylaşmama tek bir kelime dahi etmedi. Mezuniyette giydiğim elbiseye bile söylenip durmuştu ama o an o ortamda tek kelime etmedi ki normalde kendi arkadaşları ya da benim arkadaşlarım önünde laf etmekten çekinen biri de değildir... Benim için kesinlikle çok ilginç bir deneyim oldu, sanki hepsi 30larının orta-sonlarına gelmiş hayatlarında bir oturmuşluk var gibiydi. Hoş aralarında vardı zaten öyle tip ama benim abim onlardan biri değil, ben biliyorum hatta o ortamdaki herkes de bunu biliyordu yani. Böyle geceleri tam olarak neden yaptıklarını sordum sen anlamazsın dedi boşver dedi de biraz garip gelmedi desem yalan olur. Ne de olsa olmadıkları biri gibiydi hepsi ve bu pek mantıklı gelmiyor bana. Hatta bunu ona da söylediğimde "her gün böyle olmaya katlanabilir miydim ben sence?" dedi, güldüm çünkü kesinlikle katlanamaz abimde o kadar büyük ciddiyet yok çünkü biliyorum. Gece beni ablama bıraktığında o eve gitmeden hemen önce "merakını giderdin, rahatladın mı" dedi. Pişkin pişkin evet dedim. "Bir daha sakın, ben olsam bile herhangi bir yere böyle geleyim deme" dedi tehdit etti resmen gözleriyle. Taksiden kendimi atıp eve nasıl girdim belli değil. Sabah ablama anlattım önceki akşamı o da biraz kızdı ama abim kadar tepki vermedi tabi. Özel hayata biraz saygı diye vurgu yaptı o kadar ki kabul ediyorum yaptığım ayıptı. Bir daha yapmam zaten işim gücüm yok senede en fazla 4 kere yaptıkları geceyi sabote mi edeceğim yani. 

12 Ekim 2015 Pazartesi

İçine prenses kaçmış senin

Hayatıma ne kadar erkek girmişse (bu dayı olur abi olur arkadaş, sevgili vs.) hepsi grip bile olsa sanki dünyanın en kötü hastalığına yakalanmış gibi tepki veriyor. Abim bu prenseslik konusunda bir numara diyebilirim ama. Adamın pazartesi akşam annemi arayıp "anne ben iyi değilim, hiçbir şey yapacak halim yok" demesi üzerine annem tarafından abimin okul diye geldiği ama bir türlü mezun olamadığı şu karadeniz şehrine geldim. Nasıl sevmiyorum burayı belli değil tabi o kısmı geçiyorum.

Arkadaşlar abime dayanamıyorum ben. Normal bir insan şimdiye kadar düzelirdi ama o düzelmiyor! Hatta bence daha kötü oldu çünkü prensesliği yanına bir de huysuzluk geldi. Ne isteği bitiyor ne saçmalaması! Yelda'yı aradım gelsin o baksın sevgilisine diye ama o da okulunu bahane etti diye gelmedi. Yani kaldım bir başıma abimin yanında. Yemeği, bulaşığı, çamaşırı falan olsa sadece keşke ama huysuz bir abi... Düşman başına resmen. Sabah tarhana çorbası istedi ben de annemden tarif alıp yaptım mesela ama sonra vazgeçmiş beyfendi keşke tarif aldıktan sonra başlarken ona söyleseymişim de başka bir şey istediğini söyleseymiş. Nereden öğreniyor bu tür nazları bir anlasam gam yemeyeceğim ama bizde tripli, nazlı insan da yoktur ki ona benzesin.

Bir de ipe sapa gelmez arkadaş grubu var tabi abimin. Normalde kesinlikle benimle tanıştırmadığı ama şimdi onun evine gidip geldikleri için mecbur tanıştığım kişiler... Geçtiğimiz senelerde birlikte bir kaza geçirmiş ve abim kırık bir kolla gezmek zorunda kalmıştı ama arkadaşlığı devam ediyor. Ayaklı kül tablası gibi hepsi. Bir de gerzekler ki sormayın kovuyorum anlamıyorlar falan çok sinir bozucular! Abim bir an önce iyileşse de şu nazlardan ve triplerden kurtulsam keşke.

25 Eylül 2015 Cuma

Duygusal olabiliyormuşuz biz de

Belki de yıllardır yaşamadığım duygusal anlardan birini yaşadım abimle. Hoş bu durum onun kendine öz hal ve hareketleriyle yaşanmış olsa da içerik olarak beklemediğim bir şeydi. Kurban bayramının ilk günü doğum günüm olduğu için kimseden hiçbir beklentim yoktu, zaten görüşmek istediklerimle önceden görüştüğüm için de kendimce triplere girmiyordum. Derken kurbandı yardımdı işleri erken bittiği için abim akşam "gel kahve ve pasta ısmarlayayım sana" dedi çıktık dışarı. Daha sonra Mine'nin bana ve Yelda'nın da abime yazmasıyla onlar da katıldı aramıza. Yelda yanında şehir dışında yaşayan kuzeniyle gelince onunla da tanışmış olduk Mine'yle çünkü abim onunla zaten önceden tanışmış. Neyse güzel güzel sohbet edip üzerinde minik bir mum diktiğimiz küçük pastamla günü sonlandırıp eve döndük. Akşam abimle odada Yelda ve ilişkileriyle ilgili konuşurken ondan gelen mesajla abim bir sinirlendi. Sonra hızını alamadı kendi odasına geçip onu aradı. İş baktım tartışmaya gidiyor erken müdahale amacıyla (merakımdan değil kesinlikle...) abimin odasının kapısına gidip gizli gizli dinlemeye başladım. Yelda'nın abimi bir şeye ikna etmeye çalıştığı çok barizdi çünkü abim sürekli "istemiyorum, olmaz öyle şey", "saçmalama, öyle bir şeye izin vermem" dedikten sonra "kardeşimin pezevenkliğini mi yapmamı istiyorsun sen?" dedi ve ben de yalandan kapıya vurup odaya girdim yatağa oturup telefonu kapatmasını bekledim. Zaten ben de gelince telefonu kapatıp karşımdaki sandalyeye oturdu. Önce doğal olarak neden tartıştıklarını ve o "pezevenklik" olayının ne demek olduğunu sordum. O da "boş ver" ya da "önemsiz" derse benimle de tartışacağını bildiğinden Yelda'nın kendisine kuzeniyle benim aramızı yapmayı önerdiğini söyledi. Ona "neden bu kadar sinirlendin? Kıpkırmızı olmuşsun" dediğimde bu sefer beni yanlış anladı "ne yani ayarlasın mı Yelda? Hoşlandın mı iki dakikada çocuktan?" diye çıkıştı. Öyle olmadığını sadece neden bu kadar sinirli tepki verdiğini sordum çünkü daha önce yanımdaki erkekleri hiç dert etmedi ya da böyle tepki vermedi. Nereden çıktı da tuttu bu abilik damarı diye merak ettim doğal olarak. Sonra başladı artık büyüdüğümden, yanımdaki kişilerle çocukça bir ilişki yaşamayacağımın farkına vardığından ve bundan rahatsız olduğundan bahsetmeye. Söylediği hoşuma gitti başta sonra kimse mi olmayacak yanımda sen rahatsız hissediyorsun diye dedim. Sürekli yanımda olmayacağın bir ilişkin olsun dedi. Sanırım Yelda kafasında abim, o, kuzeni ve benim olduğum dörtlü bir grup oluşturup bunu da abime dile getirdi. "İleride çok sevdiğim biri olursa seninle tanışmasın, onunla aran iyi olmasın mı diyorsun yani?" dedim bu sefer de "öyle değil, tanıştıracaksın tabi ben görmeden olmaz ama yanımda mıç mıç olursanız döverim o çocuğu" dedi. Gittim sarıldım hemen böyle hissettirmemişti daha önce diye sonra "e evlenirsem ne yapıcam pardon da gizli saklı mı yapacağım her şeyi" dedim güldüm ama o gülmedi "sen yine gözümün önünde öpüp sarılamazsın ona" dedi. Normalde laf eder "hayır efendim sen bana karışamazsın" diye çıkışmam gerekirdi çünkü normal şartlar altında bir Cha öyle yapar ama bu sefer içim pamuk pamuk olduğu için "zamanı gelince dert edersin onu boşver şimdi" dedim ve konu kapanmış oldu.
Bir tarafta ablam bana potansiyel sevgili ararken diğer tarafta abimin bunları bloke etmeye çalışması beni biraz eğlendirdi desem yalan olmaz. Bir de abimin kendini benden çok daha büyük görüyor olması da ayrı bir gülme konum ama alıştım artık bu duruma çünkü 26 ay onun için çok çok önemli. Seviyorum ben bu çocuğu ya. Kendisi aşık bir öküz olsa da seviyorum yani.