Bugün sanki birkaç gün önce kar yağmamış gibi kuşların cıvıltılarıyla uyandım. Önce bir kendimi yokladım bugün derse gidebilir miyim diye sonra baktım ki hiçbir şeyim yok şu saatten sonra anca kendimi kandırıp derse gitmemezlik yapabilirim. Neyse, hazırlandım çıktım evden sabahın kör bir saatinde. Okulun başından beri her sabah derse giderken durakta karşılaştığım ve ayaküstü sohbet etmekten oldukça zevk aldığım teyzeyle uzun zaman sonra tekrar karşılaşınca selam verdim. Hoş sohbet iyi güzel giderken bana ev arkadaşımın ne yaptığını onu görmediğini söyledi ben de dedim ayırdık biz evleri. Kadının bir oh çekişi var karşısında ben şok geçirir vaziyette kaldım. Ben öyle boş bakınca suratına "kaç yaşıma geldim tanıyorum artık insanların suratına bakıp. O kızla senin aynı evi geçtim benzer çevrelerde olmanız bile saçmaydı. Neydi o öyle dikkat geçmek güzel görünmek için giydiği giysiler, samimiyetsiz muhabbetler falan. Belliydi zaten ne mal olduğu, iyi iyi kurtulmuşsun" dedi ve ben sadece "öylesi daha uygundu" dedim kaldım. Ben aynı evde olmasak asla anlamazdım nasıl biri olduğunu ama teyze sabahları birkaç kere durakta karşılaşmayla anlamış. Kendimi biraz saf-salak hissetmedim değil hani... Ben kendi iç çatışmamdayken teyze konuşmaya devam etti. "Benim kızım da üniversiteyi şehir dışında okudu. 3 kere ev arkadaşı değiştirdi, olmayınca olmuyor tabi. Sen de zorlama olsun diye bak benim kız en sonunda erkek arkadaşı ve onun arkadaşlarından biriyle eve çıktı rahat etti" dedi ben bir şok daha yaşadım ve o teyzenin kızını fena halde kıskandım! Ben anneme sevgili demeyi geçtim "erkek" arkadaşlarımdan biriyle eve çıkacağımı söylesem sanırım kalpten gider. Hadi gitmedi diyelim sorguya başlar "o kadar ciddi mi düşünüyorsunuz?", "daha önce sende kaldı mı?", "bir şey geçti mi aranızda? Allahım gitti namus" vb. sorularla beni hayattan soğutur. Oysa duraktaki teyze "bizim kız bakkala gitti" der gibi rahat bir tavırla durakta onca insan içinde bana "sevgilisiyle eve çıktı" dedi. Kadındaki rahatlık karşısında gözümden bir damla yaş gelecekti neredeyse ki otobüs geldi, ben de içimdeki kıskançlıkla okula doğru yol aldım.
Hasta olduğum için kendime daha çok bakma gereksinimi hissettim normale nazaran çünkü normali beyaz olan suratım hastalık yüzünden yeşil-gri arası bir tona bürünmüştü. Saçıma başıma bakınca doğal olarak giyimime de dikkat ettim ama unuttuğum nokta dersine gittiğim hocanın aşırı tutucu orta yaşlı bir adam olması. Derse 3-4 dakika geç kalınca ses çıkarmadan içeri girip yerime geçeyim dedim ki hoca ben daha yerime oturmadan bütün sınıfa "biraz daha az süslenip derse zamanında gelin bundan sonra" dedi ve kınarcasına beni süzdükten sonra derse geri döndü. Sesimi çıkarmadan arkadaşımın arkasına oturup not kağıtlarımı çıkarıp derse odaklandım. Ara verdiğimizde hoca beni yanına çağırıp "dersimde bu tür seviyesi düşük davranışlar görmek istemiyorum" dedi. "hocam ne gibi bir saygısızlığımı gördünüz? 10 dakikaya kadar derse girmemize izin verdiğinizi söylemiştiniz" diye kendimi savununca "surat boya küpü, topuklar tak tak ses çıkarıyor herkes koptu dersten bundan sonra daha dikkatli olun!" dedi ben de "peki hocam" diyerek sinirle arkadaşımın yanına gittim. Sanırım bu dönem kendimi ilk defa hoş hissetmek istediğim için suç işledim(!)
Dersten sonra 6-7 kişi bir yerde kahve içmeye karar verdik. Önce nereye gidelim muhabbeti yaptık da boş yani hep gittiğimiz yer belli. Artık kahve içmeye başka bir yere gitsek sürekli gittiğimiz kafenin sahibine saygısızlık olur hissimiz var. Neyse oturduk, güldük, eğlendik derken bir anda herkes yarın bende toplanmaya karar verdi. Ben ev sahibi olarak "yok olmaz, ev dağınık ben hastayım hiç temizlik yapamam" desem de kimse aldırış etmedi akşamüstü bende toplanmaya karar verdiler. Hayır evde televizyon yok bir şey yok bilgisayarı takıp film izleyelim dicem ama ne yapıcaz o kadar kişi ben de anlamış değilim.




