Yarın sabahın köründe yola çıkıyoruz şu daha önce içim içime sığmazken bahsettiğim kamp için. Oralarda telefonum çeker mi ya da fırsat bulup 3-5 bir şey yazar mıyım hiç bilmiyorum ama sanırım yazmam. 2 kitap alıyorum yanıma biri kendime ne kadar okumayacağım desem de Zamska'nın şurada bahsettiği Gözlerindeki Şeytan diğeri de kütüphanemde olduğunu unutmama ramak kalmış Amat (İhsan Oktay Anar) ve ikisini de bitirme planım var bu bir haftada. Bu süreçte kitaplar dışında sinek ısırıkları, sıcak ve güneşle fazlasıyla haşır neşir olacağım gibi görünüyor. İlk olarak Lady daha sonra bütün arkadaş çevremin sürekli olarak "sinek kovucu al!" uyarılarından sonra ne almam daha doğru olur diye bakındım internette ve aslında almama pek de gerek olmadığını gördüm çünkü cilt için sinek kovucu elde yapılabilen bir şeymiş. Önce gittim gratisten sprey şişesi aldım sonra limon yağı ve suyla karıştırınca tadaah! Aslında ne kadar işe yarayacak bilmiyorum ama en kötü ihtimalle ilk 1-2 gün dener sonra çok sevgili müstakbel "yengem"den alırım off'u. Bir de lavantalı karışım yaptım ama onun kokusu bana bile ağır geldiği için kullanacağımı sanmıyorum. Neyse sinek ve böceklerin tatilimi batırmasına izin vermeyeceğim için dert etmiyorum. Önemli olan nokta abimin gerçekten beni unutup kendi halime bırakması. Onun dışında Murat abi bakmaz zaten benim ne yaptığıma. -Ne zaman baktı ki zaten-
7 Temmuz 2015 Salı
Ben böyle değildim
Belgesel izlemek eskiden en büyük eğlencem olmasına rağmen bir süredir izlemek psikolojimi bozuyor. Doğal döngüden kaynaklı ölümler bir insanı üzmemeli di mi? Beni üzüyor! Bir fil yeni doğdu ve yürümedi sürü de onu arkada bıraktı. Bu doğal bir şey çünkü sabit bir yerde kalmaları açlık ve susuzluk söz konusuyken ihtihardan başka bir şey değil. Ya da güç gösterisi yapan iki su aygırının arasında kalan bir yavru su aygırının yaralanması sonucu ölmesi. Hadi onu geçtim yemek bulmak için iki yavrusunu ine bırakıp avlanmaya giden dişi aslan döndüğünde yavrularının sadece birini bulduğunda gözlerimin dolması eskiden olan bir şey değildi. Antilopla kavgaya girişen kaplanın bacağını kırması ve o ayağın asla doğru kaynamayacağından kaynaklı muhtemelen yakın zamanda açlıktan ölecek olması içimi eziyor. Şimdi de 1 yaşındaki yavru aslan ve daha birkaç aylık yavru dişi aslanın oyun oynarken sürüyü kaybetmesi "nasıl avlanacaklarını bilmiyorlar nasıl yaşayacaklar" sorusunu getiriyor aklıma. Bu duygusal cha hiç hoşuma gitmedi umuyorum en kısa zamanda o eski duygusuz, üzülmek nedir bilmeyen cha geri gelir yoksa natgeo wilda anneme pin koydurmam gerekecek.
6 Temmuz 2015 Pazartesi
Sıcakta dışarı çıkma aptallığı
Bu havalar benim en nefret ettiğim havalar. Böyle bir bunaltıcı, boğucu, sıkıcı yani tam evde oturup yatmalık zaman ama ben geçen seneki kilomda kalıp basen büyütmemiş olsaydım. Tatile gideceğim ama ne şortlar oluyor ne de etekler eskisi gibi görünüyor üzerimde ki zamanında nasıl aşkla almıştım hepsini ben. Rahat bi 2 sene daha giyerdim bence hepsini ama olmuyorlar işte sıkıntı o. Neyse dedim yazlık problem değil orada zaten büyükler de olduğu için ister istemez daha oturaklı giyinip ediyorum ama annemin olmadığı bir ortamda neden sıcağın altında tutayım kendimi? Bunu düşünerek çıktım bugün evden başladım yaz alışverişimi yapmaya. Bir ara öğlen sıcağında güneşin altında o kadar kaldım ki eski kiloma döndüğümü düşündüm ama yine de ne olur ne olmaz diye almamazlık yapmadım. Bendim dimi alışveriş yapmaktan nefret eden kız? Son zamanlarda kendimi tanıyamıyorum.
İstanbul'un açıkça bundan çok çok daha sıcak olduğu günleri biliyorum ama nedendir bilinmez herkes bir bunalmış durumda. Herkes serin havalara bu kadar çabuk mu alıştı da şimdi yakınıyorlar anlamış değilim. Ama bugün en çok üzüldüğüm sıcaktan bayılacak raddeye gelmiş bir çin aslanıydı. Hayvan zaten yuvarlak bir tüy yumağı içinde 2 boncuk gözden oluşuyor bir de sahibinin güneşin altında tutmasıyla hayvan kendinden geçmişti. Hayvanların doğal hallerinin bozulmasına ne kadar karşı olsam da sanırım onun tüyleri biraz kırpılmalı çünkü öteki türlü nasıl nefes alıyor hayret ettim. Biraz önce de oldukça serin evime geldim ve gördüm ki ha o chowchow ha bizim kediler bir fark yok. Ev sıcak olsa gam yemeyeceğim de ev oldukça serin bu iki çocuk neyin derdinde ya.
İstanbul'un açıkça bundan çok çok daha sıcak olduğu günleri biliyorum ama nedendir bilinmez herkes bir bunalmış durumda. Herkes serin havalara bu kadar çabuk mu alıştı da şimdi yakınıyorlar anlamış değilim. Ama bugün en çok üzüldüğüm sıcaktan bayılacak raddeye gelmiş bir çin aslanıydı. Hayvan zaten yuvarlak bir tüy yumağı içinde 2 boncuk gözden oluşuyor bir de sahibinin güneşin altında tutmasıyla hayvan kendinden geçmişti. Hayvanların doğal hallerinin bozulmasına ne kadar karşı olsam da sanırım onun tüyleri biraz kırpılmalı çünkü öteki türlü nasıl nefes alıyor hayret ettim. Biraz önce de oldukça serin evime geldim ve gördüm ki ha o chowchow ha bizim kediler bir fark yok. Ev sıcak olsa gam yemeyeceğim de ev oldukça serin bu iki çocuk neyin derdinde ya.
5 Temmuz 2015 Pazar
Önceden iyiydim de şimdi mi kötü oldum?
Son zamanlarda evde oldukça sıkıldığım bir gerçek. Arkadaşlarımın bir kısmının çalışması, oruç tutması vb sebeplerle benimle ilgilenmemeleri de bunun sebeplerinden biri. Normalde eve dönmem için binbir sebep sunan insanlar şimdi çil yavrusu gibi dağıldı resmen. Hayır kızamıyorum da hiçbirine çünkü haklılar. Adam zaten sabahın 3ünden akşamın 9una kadar hiçbir şey yiyip içemiyor ben neden kaldırıp bütün gün gezdireyim onu. Ya da çalışanı edeni var, işi mi bıraksın adam benim zevkim için? Neyse işte sonuç olarak tam zamanlı ev kadını oldum. Yakındır ben de annem gibi öğlenleri mevlite falan katılırım sosyalleşmek için.
Bugün yürüyüş yapma kararı aldım kendi kendime ama tam evden çıkarken kadın (annem) kafama terliği geçirecekti. Evden gizli gizli kaçıyorum sanmış akşam misafir olduğu için. Oysa benim kafamda birkaç tur atıp eve geri dönmek vardı. Neyse dedim yardım edeyim şimdi her gün silip süpürdüğüm evde kusur bulmuştur diye. Önce toz aldım sonra süpürdüm ve sildim yerleri derken annem hızını alamadı bir de kapıları sildirmeye kalktı. O noktada durdurabildim kendisini tabi de yine de bir kavga kıyamet "bu yaşımda kollarım ağrıyor bana mı sildireceksin" diye ajitasyon bile yaptı ama yemedi, silmedim. Hem kapı silmek nedir ya? Bir cam bir de duvar/kapı silmek asla kabul edemediğim temizlik türlerinden. İşte bu kadar kadrolu ev kızı hallerimden sonra anneme akşama kimin geleceğini sormayı akıl ettim ve öğrendim ki daha birkaç ay önce şu yazımda bahsettiğim "aile büyükleri" geliyormuş. Kadının suratına öyle bir baktım ki ne akşama dair başka bir iş verdi bana ne de konuştu. Biliyor çünkü konuşursa kavga ederiz.
Akşam ise düşündüğümden iyi geçti. 20 kişilik kocaman bir topluluk olunca çocuklar ve büyükler olarak masalar bir noktada ayrıldı. 22 yaşında ben de 5-17 yaş arası çocukların arasına girip onlarla yiyip içtim. Ha bir de ev sahibi olarak o masaya getir götür yaptım. Beni tek rahatsız eden nokta ortanca dayımın küçük çocukları (5-14 yaş aralığındalar) bana karşı fazlasıyla soğuklardı. Akşamın sonuna doğru tekrar aramızı düzeltsem de özellikle benimle olmayı çok isteyen kız yanıma çekinerek geldi sürekli. Sanırım babasından "cha'yla fazla yanyana durma" diye bir uyarı gelmiş. Bir ara bütün kızları alıp kendi odama geçtim kız dibimden ayrılmadı tekrar salona geçene kadar. Sanırım hepsinin ahlakını bozacağımdan korkuyorlar. Ablama da aynı şekilde bir tutum sergiliyorlardı ki o ve çocuklar... Fazla uzak kavramlar oldukları için o üzerinde pek durmadı. Merak ediyorum ortanca dayımın yaptığı bu davranış ne kadar doğru? Elimde büyüyen kuzenlerimin babalarının yanında benim yanıma gelmeye çekinmeleri, benimle olmalarının yanlışmış gibi düşündürülmeleri falan doğru mu? Anne baba daha iyisini bilir çocuklar için deniyor tamam da elimde büyürlerken ve sabahın 4ünde diğer çocuklar uyuyor onları yalnız bırakırsak korkarlar diyerek beni yatağımdan kaldırıp onların başına dikerken iyi kuzen/ablayım da annemi savundum diye mi kötü, terbiyesiz oldum? O kısmı keşke bana bir açıklasalardı.
2 Temmuz 2015 Perşembe
Cha'nın kürkçü dükkanı
Kendi evimi bırakıp tekrar anne evine dönmek şu noktada gerçekten koydu diyebilirim. Muhafazakar bir anneye sahip olunca doğal olarak önceden yaptığım her şey sıkıtlanacak ya da kavga kıyamet dahi olsa yapılacak ki ikinci seçenek oluyor genelde. Tekrar ayrı eve çıkabilmek için de biraz beklemem gerekiyor sanırım çünkü şuan yakın gelecek için ne yapacağımı hiç bilmiyorum. Lys sonuçlarıma göre elimde yeniden okumak için çok fazla seçeneğim yokmuş bu yüzden tercih zamanına kadar iyi bir düşünüp ona göre tercih yapacağım yoksa diğer öğrencilerin önünü kapatmanın bir anlamı yok. Her şey bir kenara yazdan yaza geldiğim eski/yeni odamı annem resmen ardiye yapmış! Günlerdir eşya çıkar, et, tekrar yerleştir derken omuzlarım ve belim ağrımaya başladı. Kedimi düşününce çocuk resmen yeni yer ve arkadaş görünce çıldırdı. Benim sessiz sakin koynumdan çıkmayan Çakıl'ım iki günde beni satıp annemin koynuna girmeye başladı. Besle büyüt kargayı oysun gözünü lafını artık daha iyi anlıyorum diyebilirim.
Eve geldiğimden beri yolda tıp öğrencisi olduğunu söylediği teyzenin orasını burasını yalandan inceleyen genç oldum. Peyzaj okudum tamam bütün hepsi olmasa bile birçok bitki bilgim ve bilmediklerim için de sağlam kaynaklarım var ama önüme saksı getirip "bu neden böyle oldu" sorusunu duyunca cevap veremeden kalıyorum tabi. Yaprağında solma yok, sararma yok, dönemine göre normal halde eee ne gördü de bu kadın soruyor diye kalıyorum anlayacağınız. Bir kadın da salon çamını getirmiş karşıma kurumaya başladı bu diyor. Yalnız ağaç 2 metreye yakın boyu yapmış incecik ve 14 yıldır saksı değişimi olmamış. Eee... dedim bir an neresinden tutarsam tutayım yanlış bakımdan iyi bile yaşamış ama kadına bunu anlatamadım. İyi peki dedim fidanlıklar uygun fiyata bakım yapıyor arayın ilgilenirken her şeyiyle dedim. E sen okudun ya dedi. İşte diplomanı bahçivanım diyorum dinleyen yok tabi.
Evde olmaktan pek hoşlanmadığımı annem bilse ve genel olarak anladığını söylese bile geldiğim günden beri kavga ediyoruz kendisiyle. Geldiğim gün onun bir akrabasına iftara gittik yorgunluktan ölürken ve evde milyonlarca işim olmasına rağmen sesim çıkmadı ama yine de yaranamadım ne anneme ne de akrabalarına. Öncelikle her zamanki gibi mezun olmamdan ve işe girme gibi durumlardan bahsedildi, tamam dedim bunu bekliyordum zaten ama daha sonradan "cha işe başladıktan sonra artık evlilik düşünmez misin" sorusuna daha öncelerde net cevaplarla püskürttüğüm için gelmez diyordum tekrar ama geldi. Artık evlenilecek yaşta olmamdan tutun işim de olduktan sonra daha ne yapacağıma kadar her şey için adıma karar vermiş 3 teyze 1 anne düşünün. Annem zaten 55 yaşına geldim hala bir torunum yok diye yakınıp duruyor. Hayır tek çocuğu ben olsam gam yemem ama biri evli olmak üzere benden büyük iki çocuğu daha var kadının. Sonuç olarak 22 yaşındayım bu sene çalışmaya başlamam, biraz ilerlemem derken 3 seneye kadar evlenmezsem evde kalacağımı düşünen bir topluluk var. Oysa ben evliliğin söz konusu olması için bile kendime 4-5 yıl kadar zaman tanımıştım. Neyse onların söylemesiyle olacak iş değil ne de olsa diye susup geçiyorum. Ama evde sürekli bir kavga kıyamet sürmekte. Alayım çantamı tekrar göçebe hayatıma devam edeyim her yaz yaptığım gibi diyorum ama o da olmuyor çünkü eve yerleşemedim. O bir kenara tamamen yerleşmeli miyim emin değilim. Hadi okumayacağım desem bu sefer ayrı eve çıkmam için plan yapmam lazım öncesinde de kendi masraflarımı halledebilmem için iş bulup minik bir birikim yapmam lazım. Anlayacağınız mezun olurken proje ve ödevler yüzünden kafam doluydu şimdiyse belirsizliğimden kaynaklı. Tatile girmiştim ben değil mi? Ha ha yok öyle bir şey...
-Ama yine de önümüzdeki hafta abimle birlikte kamp yapmaya gidiyoruz! Evde uslu kız olmamın tek sebebi o kamp diyebilirim-
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




