29 Eylül 2015 Salı

Sapık gibi insanları dinler oldum

Evde oturmaktan sıkılınca internette duyduğum kitaplı cafelere sarmaya başladım. Aslında henüz sardım denemez çünkü uzun zaman sonra ilk defa gittim. Neyse, havanın kötü olmasına aldırmadan çıktım oturdum birinde daha sonra oturmak pek sarmadı diye insanları dinlemeye başladım. Kızın teki kıkırdağını deldirmek istediğini ama çok korktuğunu söyleyince ben de yıllar önce kapanan 3. ve 2. deliklerimi açtırmaya karar verip kalktım yakındaki bir eczaneye girdim. Kapanan deliklerimi açtırdıktan sonra "kıkırdak deldirmek çok acıtıyor mu?" diye sormadan edemedim ve evet kıkırdağımı deldirdim. Neden yaptım emin değilim baya sıkıntıdan oldu ama hoş durdu sanırım. Herhangi bir iltihap sorunu yaşamazsam onunla yaşamaya devam edebilirim ama şuan için belli değil, benim kulaklarım ve deliklerim her zaman problem olmuştur.

Rüzgar ve yağmur peş peşe gelince dayanamayan şeffaf şemsiyemin yerine yeni bir şeffaf şemsiye alırken arkamdan bir kızın hararetli bir şekilde konuştuğunu duyup ister istemez ona kulak kabarttım. Kız telefonda karşıdakine "Ben anneme Şebnem'lerde kalacağımı söyleyerek çıktım bile, şimdi eve dönemem... Nerdesin sen? ... Mustafa nerdesin diye sordum!"diyordu. Kız da tam 15-16 yaşlarında liseli bir tip. Okul yeni açılmış artık okula mı gitmiyor, önemsemiyor mu yoksa başka bir şey mi bilemem ama aklıma kendi lise zamanlarımı getirdi. Benim de zamanında sabahçı olduğum halde sabahın 6sında evden çıkıp Mine'yle parkta uyumaya gitmişliğim vardır. Ya da okulca gideceğimiz televizyon programının sonrasında "servis bizi okula bırakacak oradan gece eve dönemem ondan okulun yanında oturan arkadaşın evinde kalacağız" diye yalan söyleyip gün doğana kadar orada burada gezmişliğim var 3-5 arkadaş toplu bir şekilde. Şimdiyse evde oturmuş boş duvara bakıyorum, yere yatıp ayaklarımı o duvara dayıyorum, koltukların yerini değiştirmeye annemi ikna etmeye çalışıyorum ve hava bozuk olsa da evden dışarıya çıkıyorum. Nerdeeennn nereye işte.

Otobüsle eve dönerken birkaç gencin kendi arasında konuşmalarına da kulak misafiri oldum... Benim çeyreğim kadar bir kız yukarıdaki tutacaklara uzanamadığı için benimle yer değiştirmeyi teklif etti ben de onun kenara geçmesine izin verdim. Ha ortada ayakta dikilmişim ha kenarda ne fark eder ki? Neyse, kız arkadaşlarıyla sohbete başladığında konu six packlere geldi. 1 kız 3 erkek ve six packler... Gülücem gülemiyorum gibi bir durum oldu bir an. Çocuklar kıza "bir erkeği tanımlarken kaslarından bahsederek bunu yapman seni onun gözünde çok düşürür bu yüzden yapma" dedi. Kız da "size tanımlamak için en belirgin özelliğinden bahsettim, yoksa söylemezdim" falan diye mırın kırın etti biraz. Daha sonra kızın yanındaki çocuklardan biri "bende de vardı onlardan..." diye kafa başladı hemen yanındaki çocuk da lafını kesip "evet sonra bira içmeye başladın ve göbek oldu o" dedi. Güldürdü herkesi ama çocuğun "hayır öyle değil, sınav zamanı sporu bırakmak zorunda kaldığım için saldım, tekrar başlayacağım" şeklinde kendini kurtarmaya çalışmaları benim için daha komikti. Ben içime doğru gülerken çocuğun arkadaşları "yav he he" şeklinde tepkiler vererek onu pek önemsemediler. Tahmin ettiğiniz gibi yol boyu onları dinledim. Zaman zaman çok mantıklı bazen de "tamam bu kadar ciddiyet yeter" diyerek dalga geçmelerini dinlemek can sıkıntımı büyük ölçüde aldı. Eve girdiğimde zaten balkondaki köşeme geri döndüm. Sanırım bu yıl direkt balkona taşınsam benim için daha kolay olur.

28 Eylül 2015 Pazartesi

Nasıl insanlarsınız siz ya

Bana gelen bazı komik ya da anlamsız aramaları toplayıp belki bir gün onlarla ilgili bir yazı dizisi yaparım diye biriktiriyorum. Bugün de yine canım sıkılınca bunu düşünerek istatistiklere bakıyordum ki hem midemi bulandıran hem de sinirlenmeme sebep olan bir arama gördüm. Arama aynen şu "zorla tecavuze ugrayan ve hamile kalan genc kizlarin hikayesi ve pornosu"!
Tecavüzün zaten bireyin isteğinin dışında "zorla" gerçekleşen bir eylem olduğunun farkında olmayan ya da bunun farkında olup olayın vurgusunu arttırmak isteyen bir kişiden sadece durup dururken beni sinirlendiren bir arama kendisi. Tecavüz fantezisi, hamile fantezisi ya da genç kız fantezisi ayrı ayrı konularken hepsi bir arada olunca arayan kişiyi bulup bir güzel dövmek istedim. Bir genç kızın yaşadığı travmayı izlemenin onlara zevk verdiği yetmezmiş gibi bir de bu olaydan kaynaklı oluşan ve muhtemelen o kızın hayatının daha fazla alt üst olmasına neden olacak bir hamileliğin hikayesini okumak ya da izlemek nedir? Neden, nasıl zevk verir birine? 
Neden böyle bir aramayla bloguma gelindiğine bakmak için arama sayfasına bakınca bazı insanları anlamıyorum adlı yazıma gelindiğini gördüm. O kısımda tamam dedim bu yazıda fazlasıyla eşleşen kelime olduğu için böyle bir aramada blogumun çıkmış olması o kadar anlamsız değil. Ama yine de böyle aramalar yapılıyor olması, insanların sert bir tepki verdiğim bir konuya böyle bir arama ve taleple gelmiş olması tekrar sinirlenmeme neden oluyor. Belki arama amacı düşündüğüm kadar kötü değildir, arayan kişi farklı bir amaçla bu cümleyi kurmuş ve aramayı yapmıştır diye düşünüp umut etmekten başka şansım yok gibi görünüyor.
Aynı arama sayfasında daha önce görmediğim ama Dizüstü Edebiyatı'ndan Garson ve Mutlu adında bir kitap çıkarmış Fulsen Türker'in kendi yaşadığı olayı anlattığı şu yazıyı gördüm. Siz de bakmak istersiniz belki diye linki koydum ama yazı benim sinirlerimin daha çok bozulmasına neden oldu. Bu durum üzülmekten ya da acıma duygusundan kaynaklı değil tabi, benim sinirlenme sebebim yapılan küçük bir eylemin sonucu ve daha sonra ailenin verdiği tepki. 1998 yılında yaşanmış bir olay, o dönemin insanları ve diğer şeyleri bilemem, o zamanlar daha 5 yaşında küçük bir çocuktum ama aklım almıyor. Böylesine tepkiler, karşılarındakini düşünmeden yapılanlar... Nasıl şu yukarıdaki aramayı yapanlara söyleyecek bir şey bulamıyorsam aynı şekilde darp ya da tecavüze uğramış insanlara sanki onların suçuymuş gibi tepki veren insanlara da söyleyecek tek bir kelime bulamıyorum. Ve hala bulamıyorum. Ne söylersem söyleyeyim sadece havada duracak çünkü o kelimeler. Ne şu aramayı yapan insanlar değişecek ne de kardeşine, kızına, yeğenine ya da torununa onun suçuymuş gibi davranan kişiler, sadece söylediğimle kalacak.

27 Eylül 2015 Pazar

Tatlı Bela/ Ayaklı Bela/ Belalı Düğün -Jamie McGuire

Yabancı yayınlarının çalışanlarına maaşlarını ben ödüyormuşum hissini uyandıran alışverişlerime devam ederek Jamie McGuire'nin Türkiye'de çıkan bütün kitaplarına el attım. Tatlı Bela serisinden önce Araf-Cehennem-Cennet serisini okumak istesem de kronolojik sırayı bozmak istedim ve ilk kitap olan Tatlı Bela'dan başladım. Normalde kitaplardan toplu olarak bahsetmesem de bitirdiğim serileri bu şekilde ele almak daha doğru göründü gözüme. Neyse tanıtım diyordum...

Tatlı Bela


Tanıtım Bülteni;

Abby Abernathy karanlık geçmişiyle arasına mesafe koymuş olan, alkol kullanmayan, küfür bile etmeyen kendi halinde bir kız, fakat hayatını dövüşerek kazanan ve vücudu dövmelerle kaplı yakışıklı Travis Maddox onun hayatını değiştireceğe benziyor. 

İyi kız ve kötü çocuk… Bu birliktelik bir aşkın mı habercisi yoksa bir felaketin mi?

Tatlı Bela sadece bir "bestseller" değil, uluslararası bir fenomen. Yayımlandığı günden beri tüm dünyada büyük yankı uyandıran bu kitabı okumayan kalmayacak.

~~

Bir ilk kitap için fena değil diyebilirim sanırım. Kitap Trav'in Abby'e olan askıntılığıyla başlayıp sonuna kadar aynı istikrarda gitti. Ama bir ara Travis gibi bir sevgilim olsa arkamda her şeyi bırakarak şehir ya da ülke değiştiririm diye düşünmedim desem yalan olur. Adam o kadar yapışkan ki! Ama bir yerde hep hissettirdi o saplantısının stalkerlık dışında aşk olduğunu ki bu yüzden Trav'e kızmadan Abby'e kızarak geçirdim kitaptaki birçok yeri. Özellikle "ilk" terk etme sonrasında kitabı bırakmayı düşündüm çünkü "Abby bu kadar aptalsa bu kitap okunmaz!" diye kendimce bir atar yaptım. Kitabın en rahatsız kısımları da oralardı benim için hatta. 

Abby kitabın yarısından çoğunda geçmişinden kaçmak istediğinden bahsedip duruyordu. Yazar o kısımda birazcık gizem katmak istemiş olsa da konu oraya gelince olayı çok hızlı geçti gitti ama o kadar üzerinde durmaya fırsatım olmadı onun çünkü Abby'ye hak verdiğim Travis içinse üzüldüğüm olaylar yaşanmaya başlamıştı. Şimdi ne kadarlık bir kısımdan bahsedersem spoiler olur emin olamadığım için susmayı doğru buluyorum.

Kitapta birçok yan karakter vardı ama söz edilesi iki kişi vardı ki onlar da America ve Shepley. Shepley Travis'in kuzeni ve aynı zamanda ev arkadaşı, America ise Abby'nin çocukluk arkadaşı ve Shepley'in sevgilisi. Çalkantılı ilişkileriyle Abby ve Trav söz konusu olunca Shepley ve America çok kusursuz bir çiftti diyebilirim. Aslında dıştan bakıldığında America zaman zaman çok Türk kızı ve Shepley de çok kılıbık bir izlenim veriyordu ama yine de onları daha çok okumak daha hoş olabilirdi. Özellikle America'yı...

Kitapla ilgili ya da yayın eviyle ilgili büyük bir şikayetim var. Daha önce Optimum yayınlarından çıkan Gabriel'in Cenneti kitabında da yaşadığım ama yayın eviyle iletişime geçip çözdüğüm sorunun aynısı Yabancı yayınlarında da karşılaştım. Kitapta aklınızın alamayacağı kadar yazım ve noktalama hatası vardı. En başta tırnak işaretlerinin yanlış yerde olması ya da hiç olmaması sorun etmesem de daha sonradan nokta olması gereken yerde kullanılan virgül ya da yanlış-eksik yazılmış kelimeler beni kitaptan oldukça soğuttu. Sorun belki 3.baskıyla ilgilidir ya da yanlışlıkla piyasaya sürülen bir basımdır bilmiyorum ama ben ilk kitap için verdiğim paraya ister istemez üzüldüm.

Ayaklı Bela


Tanıtım Bülteni;

Aşıksan başın belada!

Abby Abernathy; geçmişini unutmak için kalkıp uzak bir şehre okumaya gelen, temkinli, kendi hâlinde bir kız. Travis Maddox; hayatını dövüşerek kazanan ve aşka inanmadığı için tek gecelik ilişkilerle avunan bir erkek. Aşk ve bela birbirine hiç bu kadar yakışmadı...

Travis annesinden hayatla ilgili iki şey öğrendi: Aşkı bul. Ve onun için ölümüne mücadele et. 

Bu hikâyeyi biliyorum demeden önce bir kez daha düşünün. Her aşk hikâyesinde iki taraf vardır: Esas oğlan ve esas kız. Tatlı Bela'da esas kızı dinledik; peki ya, esas oğlan? 

Bir erkeğin aşkı için verdiği mücadeleyi kendi ağzından tüm içtenliğiyle dinlemeye hazır olun...

~~

Açık konuşmak gerekirse neden yazıldığını anlamadığım bir kitap olmuş Ayaklı Bela. Kitap bir öncekinin aynısı ama bu sefer Travis'in ağzından anlatılmış versiyonu. Peş peşe okuduğum için okurken oldukça sıkıldığımı söyleyebilirim ama itiraf etmem lazım olayları sürekli kaçan Abby'nin dilinden değil de aşık çocuk Travis'in ağzından okumak çok daha güzeldi. Seriyi okumak isteyen olursa iki kitabı almak yerine sadece birini -ki benim önerim ayaklı bela- alması çok daha doğru bir karar olur hem 19tl de kara geçmiş olursunuz.

Travis'in önceleri nasıl Abby'i yatağa atma planı olduğunu daha sonra yavaş yavaş ona bağlandığını anlaması, kendini ona layık görmemesi ve daha sonra onu bırakmamak için yaptıkları oldukça güzeldi. Yani anlayacağınız tam olarak ideal aşık ve erkek modelini oluşturuyor Travis -genç kızların saf fantezileri için birebir- 

Kitabın sonundaki epilog bölüm 5.çıkan kitapla ilgili spoiler içermesi beni biraz kızdırdı. İçeriği bilmeyince sorun olmazdı belki ama elimde 5.kitap da olduğu için bu durum beni pek memnun etmedi.

İşin iyi yanı ikinci kitap ilk kitap gibi yazım ve noktalama hatası dolu değildi. Yayın evine bu konu hakkında bir mail atmış olsam da geri dönüş alamadığım için biraz kızdım. Neyse ki bu durumun ilk kitapla alakalı olması iyi bir şey.
Çeviriyle ilgili bir sıkıntım var aslında. Karakterlerin birbirlerine "kanka" demeleri bir nebze kabul edilebilir bir durum olsa da "hocam" demeleri... Ya da biraz fazla Türk ağzına sahip olmaları gözüme battı. İlk kitapta daha çok olsa da bu kitapta da "hacı nabıyon ya" şeklinde bir dil kullanılmıştı ki sanmıyorum orijinali öyle olsun. 

Belalı Düğün



Tanıtım Bülteni;


Abby Abernathy beklenmedik bir şekilde Bayan Maddox olmuştu. Abby ve Travis'in bir anda ortadan kaybolarak, Vegas'ta evlenmeleri hakkındaki her şey bir sırdı… 


Şimdiye kadar Abby neden Travis'e bir anda evlenme teklif etmişti? Düğünden önce neler yaşanmıştı? Bütün bunları başka kim biliyordu? Ve en önemlisi Travis ve Abby için gerçekten bir mutlu son var mıydı? Tatlı Bela ve Ayaklı Bela hayranlarının tüm soruları bu kitapta cevaplanıyor!

~~

Arkadaşlar, son kitap elimde süründü! Kendisi çok ince ve aslında hemen bitirmelik bir kitap olsa da Abby'nin ağzıyla başlayan kitap bende "lanet sürtük! Sen Trav'i haketmiyorsun!" diyerek kitabı bir kenara bıraktım ve yaklaşık 1 ay kadar o köşede durdu. Daha sonra "yazar acaba son kitapta ne anlattı" dememle de tekrar elime aldım. 

Kitap adı gibi Abby ve Travis'in düğününü anlatıyor. Yani çocuklar o korkunç olaydan eve dönüyor ve kısa bir süre sonra Vegas'a uçuyorlar. Daha sonra da dünya üzerindeki belkide en hızlı düğün için kolları sıvıyorlar ki ikisinden başka kimse yok. Ne America ne de Shepley, sadece ikisi. Kitabın yarısını zaten daha önceden iki kitabın onunda da okuduğumuz için bir sürpriz olmuyor. Onun dışında tipik Abby zaten. Travis nasıl sevdi onu öyle anlamış değilim. Ama kitabın tamamında (147 sayfa) sadece evlenmeleri... Jamie McGuire neden 3.kitabı yazdı aklım almıyor.

Diğer iki kitaba nazaran bu kitapta dil sürekli değişiyordu. Bir bölüm Abby'nin ağzından bir bölüm Trav'in ağzından şeklinde. Bunu her seferinde dile getiriyor olsam da bir kitapta en sevmediğim şeydir dilin değişmesi. Neyse, Abby'nin bölümleri bir kenara Trav'in bölümlerinde çiçekler, böcekler, kalpler, gökkuşakları falan saçtım her yere çünkü Trav inanılmaz şapşal bir aşık. Anlayacağınız yazar erkek karakteri gerçekten genç kızlara özel işlemiş ve ideal erkeği bulmuş. Şu dünyada Trav gibi biri olmaması çok üzücü olsa da eğer gerçekten olsaydı eminim Abby gibi gereksizin tekini bulur ona kaptırırdı kendini.

Hiç üç kitapla da uğraşmadan direkt 1. ya da 2. kitabı almak en doğru karar bence. Son kitap zaten anlamsızken bir de 1 ve 2yi ayrı ayrı okumak biraz okuycuyu sıkabiliyor. Belki birini okuduktan sonra başka bir kitap okuyup sonra diğerini okusaydım ben aynı sıkıcı etkisi olmazdı ama peşpeşe aynı konu, farklı anlatımlar biraz gereksiz hissettirdi. Kitaptan nefret ettim diyemem Travis'i, America'yı ve Shepley'i çok sevdim ama Abby fazla ergendi. Hoş 19 yaşında bir genç kızdan başka ne beklenirdi bilmiyorum ama Abby'nin iticiliği Travis'in sempatikliğiyle ne kadar laf etsem de üç kitabı da bana okuttu. Yani en azından minik bir övgüyü hakediyor diyebilirim.

Hay ben senin gür sesine!

Şuan kendi evimin salonunda evde yalnız olmamın verdiği rahatlıkla bir güzel yayılmış pineklerken üst komşunun telefon konuşmasına şahit olmak zorunda bırakılıyorum. Tamam, ikimizin de camı açık olduğu için sesin böyle gür gelmesi doğal bir şey belki ama yukarı çıkıp "NEDEN BAĞIRARAK KONUŞUYORSUN BE KADIN!" diyerek omuzlarından sarsmak istiyorum. Belki biraz hırpalarım da. Telefon çekmiyor bu yüzden camın önünde konuşuyor diyeceğim ama yok yani arada evi turluyor sonra tekrar camın yanına geliyor ki yaklaşık 40 dakikadır konuştuğu düşünülürse yeter artık beynim patladı. Koridora geçiyor ses boğuk geliyor falan ama sanki şuan benim evimin salonundaymış gibi konuşuyor. Bir de o kadar boş konuşuyor ki gel de çıldırma. Birazdan vileda sopasıyla tavana vuracağım o olacak ama onu da anlamaz karşılık verir kesin. Hayır bir de evde yeniyim diye çıkıp şikayet de etmek istemiyorum hemen yoksa ben gidince kadın yine annemle komşu olmaya devam edecek, sorun olacak aralarında. Kulaklığımı takıp kendimi soyutlamayı deneyeceğim artık ama o da olmazsa kulaklık falan takmaz komple bütün sokağa dinletirim müziğimle ne yapayım.



25 Eylül 2015 Cuma

Duygusal olabiliyormuşuz biz de

Belki de yıllardır yaşamadığım duygusal anlardan birini yaşadım abimle. Hoş bu durum onun kendine öz hal ve hareketleriyle yaşanmış olsa da içerik olarak beklemediğim bir şeydi. Kurban bayramının ilk günü doğum günüm olduğu için kimseden hiçbir beklentim yoktu, zaten görüşmek istediklerimle önceden görüştüğüm için de kendimce triplere girmiyordum. Derken kurbandı yardımdı işleri erken bittiği için abim akşam "gel kahve ve pasta ısmarlayayım sana" dedi çıktık dışarı. Daha sonra Mine'nin bana ve Yelda'nın da abime yazmasıyla onlar da katıldı aramıza. Yelda yanında şehir dışında yaşayan kuzeniyle gelince onunla da tanışmış olduk Mine'yle çünkü abim onunla zaten önceden tanışmış. Neyse güzel güzel sohbet edip üzerinde minik bir mum diktiğimiz küçük pastamla günü sonlandırıp eve döndük. Akşam abimle odada Yelda ve ilişkileriyle ilgili konuşurken ondan gelen mesajla abim bir sinirlendi. Sonra hızını alamadı kendi odasına geçip onu aradı. İş baktım tartışmaya gidiyor erken müdahale amacıyla (merakımdan değil kesinlikle...) abimin odasının kapısına gidip gizli gizli dinlemeye başladım. Yelda'nın abimi bir şeye ikna etmeye çalıştığı çok barizdi çünkü abim sürekli "istemiyorum, olmaz öyle şey", "saçmalama, öyle bir şeye izin vermem" dedikten sonra "kardeşimin pezevenkliğini mi yapmamı istiyorsun sen?" dedi ve ben de yalandan kapıya vurup odaya girdim yatağa oturup telefonu kapatmasını bekledim. Zaten ben de gelince telefonu kapatıp karşımdaki sandalyeye oturdu. Önce doğal olarak neden tartıştıklarını ve o "pezevenklik" olayının ne demek olduğunu sordum. O da "boş ver" ya da "önemsiz" derse benimle de tartışacağını bildiğinden Yelda'nın kendisine kuzeniyle benim aramızı yapmayı önerdiğini söyledi. Ona "neden bu kadar sinirlendin? Kıpkırmızı olmuşsun" dediğimde bu sefer beni yanlış anladı "ne yani ayarlasın mı Yelda? Hoşlandın mı iki dakikada çocuktan?" diye çıkıştı. Öyle olmadığını sadece neden bu kadar sinirli tepki verdiğini sordum çünkü daha önce yanımdaki erkekleri hiç dert etmedi ya da böyle tepki vermedi. Nereden çıktı da tuttu bu abilik damarı diye merak ettim doğal olarak. Sonra başladı artık büyüdüğümden, yanımdaki kişilerle çocukça bir ilişki yaşamayacağımın farkına vardığından ve bundan rahatsız olduğundan bahsetmeye. Söylediği hoşuma gitti başta sonra kimse mi olmayacak yanımda sen rahatsız hissediyorsun diye dedim. Sürekli yanımda olmayacağın bir ilişkin olsun dedi. Sanırım Yelda kafasında abim, o, kuzeni ve benim olduğum dörtlü bir grup oluşturup bunu da abime dile getirdi. "İleride çok sevdiğim biri olursa seninle tanışmasın, onunla aran iyi olmasın mı diyorsun yani?" dedim bu sefer de "öyle değil, tanıştıracaksın tabi ben görmeden olmaz ama yanımda mıç mıç olursanız döverim o çocuğu" dedi. Gittim sarıldım hemen böyle hissettirmemişti daha önce diye sonra "e evlenirsem ne yapıcam pardon da gizli saklı mı yapacağım her şeyi" dedim güldüm ama o gülmedi "sen yine gözümün önünde öpüp sarılamazsın ona" dedi. Normalde laf eder "hayır efendim sen bana karışamazsın" diye çıkışmam gerekirdi çünkü normal şartlar altında bir Cha öyle yapar ama bu sefer içim pamuk pamuk olduğu için "zamanı gelince dert edersin onu boşver şimdi" dedim ve konu kapanmış oldu.
Bir tarafta ablam bana potansiyel sevgili ararken diğer tarafta abimin bunları bloke etmeye çalışması beni biraz eğlendirdi desem yalan olmaz. Bir de abimin kendini benden çok daha büyük görüyor olması da ayrı bir gülme konum ama alıştım artık bu duruma çünkü 26 ay onun için çok çok önemli. Seviyorum ben bu çocuğu ya. Kendisi aşık bir öküz olsa da seviyorum yani.