13 Şubat 2015 Cuma

Bazı erkekler biraz garip

Ben, 22 yaşında bir terazi burcu kadınıyım ve şu zamana kadar genel olarak çok normal bir hayat yaşadım. Sevgilim oldu (evet, biliyorsunuz), kız ve erkek arkadaşlarım oldu, kendimden 5-6 yaş küçük/büyük arkadaşlarım da oldu, çoğunluğu aile içinden de olsa kendimden 10-15-20 yaş büyük insanlarla ciddi ya da gayriciddi sohbet ortamlarım da oldu ve hepsiyle sorunsuz bir şekilde bu işi yürüttüm ama tek bir kişiyle bunu bir türlü yapamıyorum! Bölümümde bir çocuk, atıyorum adı Ali olsun. Ali bütün okul dönemimiz boyunca sessiz, sakin, sen bir şey sormazsan gelip seninle konuşmayan kendi halinde bir çocuktu. Bir gün -ki bu bahsettiğim zaman dilimi geçtiğim vize dönemine denk geliyor- Ali bana durup dururken whatsapptan yazdı ve pazartesi günkü sınavımızda hocanın altını çizerek söylediği şeylerin notlarda nerelerde olduğunu sordu. Çok ders dinleyen ya da inek gibi hocanın her dediğini not alan bir öğrenci olmasam da o hocayı sevdiğim için notları bende tam, Ali de bu yüzden bana sordu diye düşündüm sorgulamadım. Pazartesi günü bitti ben evime daha ilk günden yorgunluktan bitmiş bir şekilde döndüm ve tak! Ali'den bir mesaj daha ama bu sefer o bana Salı günü olacak sınavın kendi çıkardığı ders notlarını atmış. Attığı not da not ama yani 20 sayfaya yakın, inci gibi temize çekilmiş, mis gibi ders notu! Ben de üşeniyordum zaten yeni not çıkarmaya derken Ali'ye çok teşekkür ettiğimi ve hayatımı kurtardığını falan yazdım yolladım. İşlerimi halledip telefondan ben de temize geçirdim notları onları çalışıp sınava girdim ki oldukça da güzel geçti o sınav. 

Vize dönemi muhabbetlerimiz hep ders notları üzerine olduğu için bunun karşılıklı bir çıkar ilişkisi olduğunu düşünüp hiç sesimi çıkarmadım. O bana nasıl yardım ediyorsa ben de ona ediyordum ne de olsa. Vize dönemi bitti, tekrar eski düzenimize dönmeye başlıyoruz derken ben bir gece 2-3 civarı wattpadde hikaye okuduğum için uyanıktım ve ara sıra da whatsappa girip birileriyle konuşuyordum. Neyse, Ali bir anda "aa sen de mi uyanıksın? Vizelerden sonra uyku düzenin bozuldu tabi :)" şeklinde bir mesaj attı. Vizeler bittiği halde mesaj gelince ben yine bir şaşırdım tabi "çıkar ilişkisi değil miydi bu ya?" şeklinde. Neyse dedim demek vicdanını rahatlatmak istiyor diye düşünüp sorgulamadan konuşmaya devam ettim.  Bizim konuşmalarımız hep "sen daha yatmadın mı?"yla başlayıp "yat hadi günlerdir hasta görünüyorsun, bak tek başınasın kendine iyi bakmaya çalış sakın hasta olma" şeklinde benim gözümde anne nasihatleriyle bitiyordu ama bitme saatleri böyle 5 falan, ezan duymadan yatmıyoruz ikimiz de. Hatta 3-4 kere o yatalım artık dediği halde ben çevrimiçi göründüğüm için bana kızmışlığı bile var. 

İşte bir bu şekilde günlerce konuştuk ettik falan ben artık dışarıya arkadaşlarımla çıktığımda da onunla konuşuyorum çünkü gün içinde o bana yazdığında ve ben saatlerce cevap yazmadığımda "beni merak ediyormuş" Ali bey. Bu merak etme olayını da bana üstü kapalı olarak başka bir konu içinde söyledi. Merak ettiğini ima ettiği konuşma da şuna benzer bir şeydi;
...
Ali: Birine yazıyorsun o kadar 5-6 tane peş peşe cevap vermiyor, çok sinirleniyorum.
Ben: E olabilir işi vardır, görmemiştir.
Ali: Merak ediyorum ama başına bir şey mi geldi ya da bir şey mi oldu ki benimle konuşmak istemiyor.
Ben: Paranoyak olma abi olur bazen ben de yapıyorum ama geri dönüyorum illa sana dimi ama.
Ali: Evet sen de çok sık yapmaya başladın fark ettim ama insan merak ediyor işte
...
Konuşma ana hat olarak bu şekilde. Ben de safım biraz da ilgisi mi hoşuma gitti nedir gün içinde de cevap veriyorum işte. Bir süre sonra bizim kızlar benim elimde telefon sürekli mesajlaşma olayımdan işkillenmeye başladılar ve sonrası da zaten malum, çapraz sorguya alındım. Ağzımdan Ali ismi çıktığı anda da "oha! Nasıl ya? Hala yazmaya devam mı ediyor? Vizeler için değil miymiş?" şeklinde tepkiler. Biri konuşma içeriğimizi okumak istediğinde ve telefonu eline aldığında resmen bağırarak "ay siz gizli gizli ne yapıyorsunuz böyle? Kızım bu konuşmalar ne? Niye bizim haberimiz yok?" dedi ve sonrasında konuşma konumuz zaten Ali ve ben olduk. İşte Ali'nin bana sevgilimmiş gibi hesap sorması, sürekli benimle konuşması o bu derken kızlar bir süre sonra "neden olmasın ya?" diyerek beni Ali'yle çıkmaya ikna etmeye çalışmaya başladılar. O günden sonra da zaten benim Ali'yle konuşasım falan kalmadı hiç. Çünkü ikimizi aynı kareye bir türlü oturtamadım. Aklıma yatmadı işte istemedim. Konuşmalarımızı daha arkadaşça ve pek kullanmasam da argo içeriklilere kaydırarak ona "arkadaşım" mesajını vermeye başladım. Bu da inat gibi benim kullandığım kelimeleri şirin bulduğunu söyledi falan ben ne yapacağımı şaşırdım. Bir gün konuşmayı benimle çat diye kesti. Sınıf içinde zaten benimle konuştuğu görülmüş şey değil ne zaman kafamı ona çevirsem elindeki telefona işaret ediyor. Yani cidden gizli bir şeyler çeviriyormuşuz gibi bir hava vardı aslında. 

O benimle konuşmayı kesince ben de aramıza biraz soğukluk girsin, hem onun kafasında da benimle birlikte olmak gibi bir şey varsa unutsun düşüncesiyle yazmadım ona. Aradan 4-5 gün geçtikten sonra ben yine kızlarla bir yerde oturmuş bir şeyler içiyorum, gülüyorum, eğleniyorum falan Ali geldi. İşin ilginci yanında bir kız vardı ve kız bunlar liseli ergenler gibi iş pişirecek köşe arıyorlardı. Daha doğrusu kendilerince hareketleri bunu belli ediyordu. Biz de geçtik o çağlardan bir kızın gülüş şekli, elleri ve bir erkeğin hal hareketlerinden ne istediklerini anlayabiliyoruz az çok. Neyse, Ali bu kolunu omzuna attığı kızla kendilerine uygun yer ararken bir anda biz göz göze geldik ve Ali'nin kol kızın omzundan düştü. Komik bir görüntüydü ve o anki şaşkınlığı egomu biraz okşadı tabi ama o kısım önemli değil. Benim arkadaşlar Ali'yi görünce durmadılar yerlerinde ellerini kollarını sallayarak onları da yanımıza çağırdılar. Ali'nin yanındaki kız da merak etmiş olacak ki Ali'yi çekiştire çekiştire yanımıza gelip oturdular. İşte sohbet muhabbet güzel güzel giderken ben kızı çok sevdim. Sanırım dünyanın en şirin kızı kendisi dedim içimden hep falan sonra kız cümle arasında Ali'yle 3 haftadır çıktığını söyledi. Tabi hepimiz şok olduk o an. Ben anında sinirlendim ama kıza belli etmemeye çalışıyorum çünkü ben es kaza kızların gazına gelip Ali'ye biraz yakın davransam resmen o dünya tatlısı kızı benimle aldatacaktı! O gün ben Ali'yle olan bütün ilişkimi kestim. Finaller başladı, ilk haftası bitti, Ali bana yine yazdı. Bu sefer tamamen kendi pisliğime konuşup o güzel ders notlarına sulanıyorum çocuğun. Bu da ondan güç almış olacak yine sabahlara kadar konuşmaya çalışıyor, arada kızıyor kendi çapında falan saldım gitti ama ne hali varsa görsün diyorum kendime. Finallerin bitmesine yakın bu sefer konuyu hep kız arkadaşına getirmeye başladı Ali. Ben de kızı final haftasında terk etmesin diye kendimce aralarını düzeltmeye çalıştım ettim falan cidden finaller bittikten sonra bunlar düzeldi, Ali benimle belirli sınırlar çerçevesinde konuşmaya başladı falan her şey olması gerektiği düzene girdi ve sonrasında annemin yanına geldim.

Bu postun sebebi de Ali beyimiz biraz önce bana trip dolu bir mesaj yolladı. Onunla artık eskisi gibi konuşmadığımı, tatile girdiğimden beri ona hiç yazmadığımı ve eski konuşmalarımızı özlediğini yazıp yollamış. Mesaj akşam 10 civarlarında geldi ama ben kendisinin tribini çekmek istemediğim için mesajımı bildirim kısmından okuyup açmadım. 1 saat önce de yine "mesajlarıma cevap vermemen beni sinirlendiriyor. Bu saatte nerede ne yapıyorsun ki hala cevap vermedin" diye başka bir mesaj daha attı ve artık düşünüyorum sorun Ali'de mi? Yoksa bende mi?

11 Şubat 2015 Çarşamba

Yataktan kalkmadan yazılan yazı

Havalar fazla soğudu. Hatta gerektiğinden fazla soğudu çünkü ben annemin evinde uzun zamandır böylesine üşüdüğümü hatırlamıyorum. Tam şu anda hem çekirdekten çektirdiğim kahvelerimi hem de kedimi deli gibi özlemiş bulunmaktayım. Benim gerzek oğlum muhtemelen ben eve gidince beni her zamanki gibi unutmuş olacak ama olsun ben yine de çok özledim ve gördüğüm yerde kucağıma alıp o minik kemiklerini kırana kadar sarılmak istiyorum.

Annemin yanında kitap okuyamıyor olmak çok sinir bozucu. Kadın, ben kitap okumaya başladığımda "kitap okuyorsa işi yoktur, o zaman iş vereyim ben şu kıza" şeklinde bir düşünceyle oturtmuyor beni yerimde. Aslında evime yakın çok hoş bir kafe buldum kitap okumak için ama hava o kadar soğuk ki evden çıkmak pek akıl karı değil. Tamam, yaşadığım şehir buradan kat ve kat daha soğuk ama burada psikolojik olarak soğuğa hazır değilim.

Aşkın Çincesi çok hoş bir kitap. Annemden fırsat bulduğum an okumak istiyorum ama soğuk falan demeden evden çıkmam gerek sanırım yoksa asla bitmeyecek. 

Aslında bugün sabahın köründe kalktım ama şuan bu postu yatakta tek gözüm kapalı yazıyorum. Keşke akşam istediği saatte uyuyan ve sabah erken uyanınca tekrar uyuyabilen biri olsaydım o zaman her şey biraz daha kolay olabilirdi sanırım.

Bir daha bu şekilde bir yayın yapar mıyım pek emin olamıyorum telefonda yazım hatalarını kontrol etmek biraz zor. Kaldı ki ben başkasının yazılarında yazı ve imla kurallarına deli gibi dikkat ederken kendi yazdığım yazıda asla hatalarımı göremiyorum. Bu nasıl bir şey emin değilim ama yapım bu ne yapayım. 

10 Şubat 2015 Salı

Sevgili sorunu part 2

Yazı 2 parttan oluşunca çok çalkantılı bir aşk hayatım varmış gibi hissettim he. Tabi öyle olmadığının farkındayım o ayrı mesele, fakir avuntusu işte...


3. yani sonuncu sevgilim de bir önceki olaydan 4 ay kadar sonra oldu bu sefer de aynı okuldan olduğum bir çocukla ama bir üst sınıfta yani beyimiz üniversite sınavına hazırlanıyor (kendi çapında). Benim bir önceki sevgilimden sonraki aşırı normal hareketlerim arkadaşlarıma batmış olacak ki ortamlar ayarlandı edildi derken ben çocuğun tekiyle çıkmaya başladım. Tamam şimdi yalan yok, ben bu çocuğu 2.sınıfın ortalarından beri beğeniyorum ama ayran gönüllü olmasam da ben boyu benden 5-8cm uzun olan, omuzları geniş ya da köprücük kemikleri belirgin ve yüzünde sempatik-sıcak bir hava olan her erkeği beğeniyorum. Kabul biraz yüzeysel biriyim. E bu çocuk da 3/3 her şeyi bünyesinde barındırıyordu derken neden olmasın dedim kendime.

Sevgili sorunu part 1


Ben hiçbir zaman "ay yeni bir ortama gireyim", "yeni insanlarla tanışayım" ve "sevgilim olmadan yapamam" şeklinde biri olmadım. Hatta bazı arkadaşlarımın dediğine göre aseksüel bir insanmışım falan filan işin aslı öyle değil tabi... Rahat 4-5 yıldır sevgilim olmayınca sanki bu çok imkansız bir şeymiş gibi öyle olduğum iddia edildi. Neyse, size daha önceki postta minicik bahsettiğim peş peşe terk edilme olaylarını anlatacağım sonrasında artık siz tartar karar verirsiniz.

İlk olarak ilk sevgilimden bahsetmek istiyorum. Kendisi bir süre benim travmam oldu desem yeri çünkü ben bu olayı yaşadığımda ortaokul öğrencisiydim. Aslında sevgilim de değildi ama öyleydi çocukça ergence bir şey işte neyse, ben 8.sınıfın başında o ise lise 2'ye gidiyordu. O zamanlar tabi kendinden büyük sevgilin olması oldukça havalı bir şey ki ben de bunun meyvesini çok güzel yiyorum. Safım, temizim el tutmaktan bile utandığım anlar oluyor, zaten çok fazla görüşemiyoruz çünkü benim okulum ve lise için de hazırlanmam gereken bir sınav var ortada.

9 Şubat 2015 Pazartesi

Tatil mi? O da nedir?


Ben tatile girmiştim değil mi 2 hafta önce? Hani bir sınavdan kalmıştım onu verip annemin dizinin dibine gidecektim, değil mi? Yıllarca yanında kaldığım kadını ben nasıl tanıyamadım da öyle hayaller kurdum acaba? Eve akşam geldim ve sabahında "hadi kızım şu gör", "bak geçen geldiğinde şuna gitmemiştin ona da git", "ay bak şuna da gitmemişsin ayıp oluyor", "unuttun sen aileni iyice" diye diye nınısının nınısına bile gittim ve gitmeye devam ediyorum. Bu geceyle birlikte tatilim tam 2.haftasını sonlandırdı ve sanırım bu süre içerisinde sadece 4 gece falan evde kalmışımdır. Hadi arkadaşlarımla olsam o gecelerde ya da kendi seçtiğim kişilerle kalsam neyse de kasıntı ortamlar, sıkıntılı sorular vs. vs. Şu süre boyunca dinlenmiş olmam gerekirken her yerde duyduğum muhabbetler hayattan bezdirdi beni diyebilirim. Geçen diyaloglara örnek verecek olursam;